|
Yazar Cüneyt Ünal
|
|
Geçenlerde düzenlenen Tekbir Giyimin Moda Şovu hem muhafazakâr kesimde hem de laik kesimde ses getirdi. Muhafazakâr kesim dine uymayan yönlerini beyan etti laik kesim ise işi her zaman ki gibi magazine vurdu. Tekrar Mustafa Karaduman gündeme oturdu. Dindar kesim eleştirilerin çoğunda haklı aslında.Kadınlı erkekli karışık seyirciden tutun mankenlerine kadar her tarafı sorunlu bir defile. Defile hakkında söylenen çok şey var ki tekrar bunlara tekrar değinmek abes olur. Sahibi Mustafa Karaduman da piyasada muhafazakâr kesimin ihtiyaçlarını eksikliklerini zamanında görerek bir şirket kurdu. Ama öyle ama böyle dindar insanların sırtından geçindi. Hoş, konuyla alakası yok, ama Vakko’da dindar insanların sırtından geçiniyor…Ne hikmetse Vakko’ya bu kadar yüklenilmiyor. Sahibi Yahudi fakat başörtüsü üzerinden hatırı sayılır bir meblağ kazanıyor. |
|
|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Abbas Akpolat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Ehlullah; “İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş.” der. Size dünyaları verseler gözünüzü değişir misiniz? Tek bir gözünüzü bile bu dünya için satmazsınız değil mi? Ya kulak nimetini? Ya akıl nimetini? ...Zamanımızda memurlar mesela günlük 60-70 ytl ye karşılık 8 saatini devlete vermektedir. Ya Allah’a kaç saat verilmelidir? Peki niçin namaza 1 saat bile ayrılmıyor? Allah’ın verdiği hadsiz nimetlerle 60-70 ytl kıyas bile edilemediği halde bu kadar nankörlük ne iştir? |
|
|
Yazar Emre Kundakçı
|
|
Seda annesi ve babası ayrı olduğundan hiçbir eve kendini tam olarak ait hissedemedi. Evler hep yabancıydı, evlere hep sessizliğin çınlaması hakimdi.Anne babasının ayrı olması çok olağan bir şey olsa da kabul etmiyor, edemiyordu. Çoğu zaman yastığını gözyaşları ıslatıyor, kendisini dünyadan soyutluyordu. Önceleri hep babasını suçlarken şimdi annesinde kabahat bulmaya başlamıştı. Birde ezeli rakibi, erkeğini elinden alan Banu vardı. Banu babasının yeni sevgilisiydi. Sarışın fönlü saçları, uzun ojeli tırnakları, kibirli ifadesi ile babasına tırnaklarını geçirmiş, Seda’nın kollarından babasını söküp almıştı. Seda içine kapanık, arkadaş edinemeyen, insanlara güvenemeyen bir insandı. Günlerce odasından çıkmadığı, ve bu süre içinde odasında hiç ışıkları açmadığı olurdu. Sanki odası hücre, kendisi de mütemadiyen tecritteydi. |
|
|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Can Yılmaz
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Baş gözüyle mi yoksa can gözüyle mi görüyoruz? Kar dediğimiz şeyler zarar, zarar dediğimiz şeyler kar olmasın sakın! Asr-ı saadetten birkaç örnek verelim: Hz. Aişe annemiz (Radiyallahü Anh.) anlatıyor: – Bir gün bir koyun kesmiştik. Koyunun bütün etlerini dağıttık. Yalnız bir budu kaldı. |
|
|
Yazar Filiz Konca
|
|
Hz. Mevlana mürşid kitap olan “Mesnevi”sinde şöyle bir hikaye anlatır: Bir eşek; “Hızlı yürüyeyim” derken çamura düşse, kalkmak ve kurtulmak için uğraşır durur. Orada kalmak, oraya yerleşmek için düştüğü yeri düzeltmeye kalkışmaz. Çünkü oranın yaşanacak bir yer olmadığını bilir. Senin duygun, eşeğin duygusundan daha mı aşağı ki, gönlün, kötü huylar, günahlar, manevi arzular çamurundan sıçrayıp kalkmıyor? Günah işlerken yorumlarda bulunuyor, kendini haklı çıkarmaya uğraşıyorsun da, gönlünü, seni alçaltan duygulardan çekip çıkarmak istemiyorsun. |
|
|
Yazar Mustafa Kont
|
Demokrasi nedir, ne değildir bunu anlatmayacağım. Daha dün demokrasiye inanmayan kişilerin neden bugün demokrasi neferi olduğundan bahsedeceğim. Dün en geçerli akçe İslam ve İslami kurallar iken neden acaba bugün bazı şeyler değişti de, demokrasi kılıcı en keskin kılıç oldu? Belki İslam kalplerde değerini kaybetmedi fakat, İslam’ın kalplerinde en geçerli akçe olmayan kişilerle çalışma mecburiyeti doğdu? AK Parti lider kadrosunu bu yönde düşünmeye iten ne idi. |
|
|
Yazar Savaş Aşık
|
|
Bugünlerde tartışılanları anlamak nâmümkün. Zaten rahat bir şekilde kavrayabilmek için uzunca bir süre yazı yazmadım. Aslında şimdi de yazmayacaktım ama ne yaparsınız elim kaşınıyor. Bir türlü duramıyorum. Şöyle bir baktım geçmişe. Aslında Tarih bir kez daha tekerrür eder hâle gelmiş. Sadece roller ve kurumlar farklı. Kapatılmak istenen bir parti söz konusu. Kapatılmak istenen parti de yenilir yutulur cinsten değil. Halkın oyunun %47'sine sahip ve her geçen gün desteği artan bir parti. Neden kapatıldı diye soruyoruz kendimize. Ve cevap olarak da karşımıza " Lâiklik " olarak çıkıyor. Hani daha tanımı dahi doğru düzgün yapılamayan Lâiklik yüzünden. Ne acı bir senaryo. Ehh ben bu tabloyu görünce birden aklıma 28 Şubat Darbesi geldi aklıma. Şöyle bir karşılaştırma yaptım ve rolleri, kişileri ve kurumları ele aldım. |
|
|
Yazar Sunusi F. Onay
|
|
Başsavcı, Ak Parti'nin kapatılmasını isteyerek hazırladığı iddianameyle bana çok şeyler anlattı. Siz bunlara komplo teorileri de diyebilirsiniz. Burada ayrıntıları ile madde madde yazıyorum ki tarihe bir not düşmüş olalım. İddianame içeriğine ise hiç deyinmeyeceğim. Buyrun birbirinden farklı 8 komplo teorisi, olan biten herşeyin kısa ve 8 farklı özeti:
1. Son müdaafa taarruzu: |
|
|