| İlgimiz Hakikatlere mi? |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
Hz. Mevlana: “Eğer esen her rüzgarla otlar gibi sallanırsan dağ gibi de olsan bir ota değmezsin.” diyor. Her rüzgarın bizle oynamasına izin verirsek büyük ve sağlam düşüncelerimiz, kökleşmiş bir hayatımız yok demektir. Vahyin dışlandığı bir hayat herşeyin yerinden edildiği büyük bir zulmü de beraberinde getirecektir. Ne gittiğimiz bir yol, ne de bir hedefimiz olur. Kuru yapraktan bir farkımız kalmaz. Allah’ ı unutursak; ne olduğumuzu, nereden geldiğimizi, niçin yaşadığımızı, nereye gideceğimizi unuturuz; boş şeylere esir oluruz. İnsanları oyalayan boş sözlere, boş şeylere, dünyanın cazibedar hevesleri, oyunları, eğlencelerine bir ömür harcanır gider. İşte kim böyle Allah’ı unutursa Allah da ona kendisini unutturacaktır. Allah onu kendi haline bırakıverir de o insan dünyanın peşinde, dünyada kalacak şeylerin peşinde yuvarlanır gider. Gelişelim, modernleşelim, zenginleşelim sonrada yiyelim, içelim, gezelim, dünyevileşelim, keyfimize bakalım yolu yol değil. Yol zannetiğimiz şeyleri, maksat zannetiğimiz şeyleri bir de Osman Gazi’ den dinleyelim. Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetinde şöyle diyor: “Allah’ın buyruğundan gayrı hiç bilmeyesin. Bilmediğini din ulemasından sorup anlayasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın. Sana itaat edenleri hoş tutasın ve askerine imanı, ihsanı eksik etmeyesin ki, ihsan insanın kılavuzudur. Zalim olma, adaletle şenlendir. Ve cihadı terketmeyerek beni şad et. Ulemaya riayet eyle ki din işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbal ve hilm göster. Askerine ve malına gurur getirip din ehlinden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör.” Necip Fazıl Kısakürek: İnsan hayvan gibi bu dünyaya niçin gönderildiğini düşünmezse amaçları da, yaşayışı da sonuçta yine bir farklılık göstermez. Rabbinin hükümlerini yaşamaya çalışanlara mani olmak, “Allah ile kulun arasına devleti sokmak laiklik oluyor” şeklindeki sapık bir hayat anlayışını normal karşılamak, Allah’ın indirdiği hükümlere karşı kendi istediğini zorlamak, insanoğluna yakışan Hak ve hakikat yolundan ne kadar sapıldığını da gösteriyor. Günümüzde Allah’ın hükümlerini hayatında yaşamaya gayret edenleri “yanlış yapıyor” şeklinde düşünüp hor görenler ve bu zulmü normalmiş gibi gösterenler, önce hevasıyla, hevesiyle, nefsiyle, şeytanıyla olan dostluklarının ne derece ilerletmiş olduklarını bir gözden geçirmeliler. Mezarlıkların şehrin dışına alınması gibi vahiy de hayatın dışına alınıyor. Ancak ölüm gerçeğini görmezlikten gelmek nasıl fayda vermiyorsa Kur’an hakikatlerini de görmezlikten gelmeğe çalışmak insanoğluna yakışmaz. Yüzeyde dalgalarla boğuşmak mı yoksa deryalara dalmak, inciler toplamak mı insana yakışır? Yüzeyde köpük derinlerdeyse inci bulunur. Eğer dünyevileşir, nefsini, Rabbini bilemezse başka bulduğu şeylerde daha çok kendini kaybeder. Kul olamadan cehenneme odun olabilir. Allah’ın huzurunda eğilmeyenler; ebediyyen zillete boğulur, hiç doğrulamazlar. Ruh bu dünya ile tatmin olmaz. Ruhunu dünya hayatı ile tatmin etmeye zorlayanlar hakettiklerini bulduklarında buna üzülmek neye yarar? İdealsizlik ruhu köreltir. Sonsuzlukla bağlantımızı kuramazsak insan olmaktan uzaklaşmış oluruz. Sonuçta solucandan da beter bir duruma düşeriz. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |