| Yüz Kızartıcı İşler |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
Kur'an-ı Kerim'i müzeye kalkacak bir kitap olarak görenler, Peygamberimizin (s.a.v.) sünnet-i seniyyelerine “ İşte insanlar bir zamanlar bunlarla amel ederdi.” diyerek müzelerde anlatılacak birşey olarak görenler acaba yok olmayı haketmiş olan kavimlerden daha mı az azmış oluyorlar? Rabbinin ekmeğini yiyip başkalarına kulluk etmektir bunlara yakışan. Hem Allah'ın onlara verdiği nimetlerden faydalanırlar hem de O'nun kılıcını sallarlar. Allah’ın arzında yaşarlar, Allah’ın evinde otururlar, döşeğinde yatarlar, eşyalarını kullanırlar, sonra da Allah’ı unuturlar, nimetlerine nankörlük ederler. Kendi heva ve heveslerinin, şeytanlarının, nefislerinin peşinde koşturmak isteyenlerin; geçmişte işlerine gelmediği, dünyevileşmelerinin önüne engel çıkardığı için peygamberlerini öldüren İsrailoğullarından ne farkı var? Şimdide aynı şekilde Peygamber katili olmak isteyenler, hadisleriyle uğraşıp duranlar bindikleri dalı kesmekteler. Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın yanına Habeşistan muhacirleri dönünce, onlara: "Habeşistan diyarında gördüğünüz farklı şeylerden bana anlatmaz mısınız?" buyurdular. Onlardan bir grup genç: "Elbette! Ey Allah'ın Resülü!" dediler (ve anlatmaya başladılar): "(Bir gün) biz otururken, onların yaşlı rahibelerinden biri, başının üstünde bir su küpü olduğu halde yanımızdan geçti, onlardan bir gence rastladı. Genç elinin birini rahibenin omuzları arasına koyup onu itti. Kadın dizlerinin üzerine düştü ve küpü kırıldı. Kadın yerden kalkınca, gence yöneldi ve: "Ey zalim! Allah kürsüyü kurup, evvelîn ve âhirîni toplayıp hesaba çektiği, el ve ayakların lisana gelip yaptıklarını anlattıkları (o Kıyamet gününde) sen bana yaptığın zulmün ne demek olduğunu bileceksin! Yarın Allah'ın huzurunda benim halimle, kendi halinin ne olduğunu göreceksin!" dedi. Râvi der ki: "Resülullah (bu anlatılanları dinledikten sonra): "Rahibe doğru söylemiş, rahibe doğru söylemiş. Allah, zayıfların intikamını güçlülerden almayan bir ümmeti nasıl takdis edip (günahlarından arındırır?)" buyurdu." Zulme seyirci ve sessiz kalmak Peygamber diliyle "şeytan" olmaktır, hem de "dilsiz şeytan"... “ Biz artık bu eski masalları dinlemek istemiyoruz. Biz aynen modern ve çağdaş batı gibi ne olursa olsun zengin yaşamak istiyoruz” diyenlerin yüz kızartıcı halini Hz. Mevlana’nın mürşit kitap olan Mesnevi’sinde geçen şu hikaye çok güzel anlatıyor: “Dünya arzusu ve şehveti külhana benzer, takva ise hamama. Böylece takva hamamı şehvet külhanıyla aydınlanır. Takva sahipleri böylece bu dünya külhanında zevk ve sefa içindedirler. Çünkü onlar, hamama girerek yıkanıp temizlenmişlerdir. Bu dünyadaki zenginler, hamamı ısıtmak için tezek taşıyanlara benzerler. Allah, hamam ısınsın tavlansın diye onlara hırs vermiştir. Hamama giren, yüzünden, yüzündeki temizlik ve güzellikten bellidir. Külhandakiler de yüzlerindeki ve ellerindeki kir, duman ve isten belli olurlar. “Sen akşama kadar altı küfe tezek getirdin. Halbuki ben hiç zahmet çekmeden, yirmi küfe tezek taşıdım” derler. Külhanda doğup temizlik nedir görmeyen kişi elbette misk kokusundan incinir, hasta olur.” Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |