| Gülistandan Kaçanlar |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
Hz. Mevlana mürşit kitap olan Mesnevi’sinde şöyle bir hikaye anlatır: “İri yarı bir adam bir gün güzel koku satanların pazarına gelince aklı başından gitti. Yere yıkılıp bayıldı. Yol ortasında bir ölü gibi yığıldı kaldı. Bunu gören halk başına üşüştü. Başına toplananlardan kimi kalbini yokluyor, kimi yüzüne gül suyu döküp duruyordu. Bilmiyorlardı ki adamcağız gül kokusundan bayılmış. Kimi bileklerini, başını ovuyor, kimi öd ağacına şeker karıştırarak tütsü yapıyor, bir başkası elbiselerini çıkarıp üstünü hafifletiyordu. Birisi nabzını yokluyor, öbürü ağzını kokluyor; şarap mı içti, esrar mı çekti, afyon mu yuttu, anlamaya çalışıyordu. Bir türlü adamın neden bayıldığını anlamayan halk şaşırıp kaldı. Halk şaşırdı: “Bu ne büyük bir efsun bir sihir” dediler.” “Öğütçüler, pis kişiyi, ona bir kapı açılması, iyileşmesi için amberle, gülsuyu ile tedavi etmek isterler! Fakat ey inanılır, itimat edilir kişiler, pislere temiz şeyler layık değildir ki! Onlar, vahyin güzel kokusuyla eğrilmişler, sapıtmışlardır da “Siz bize uğursuzsunuz, biz, sizin yüzünüzden kötülüğe uğradık” diye feryada başlamışlardır.” “Bu söz, bize zahmet veriyor, bu sözden hastalanıyoruz... sizin vazınız iyi değil, bize iyi gelmiyor. Eğer yine susmaz da nasihata başlarsanız derhal sizi taşlar, öldürürüz. Biz, oyunla, abes ve saçma şeylerle semirmişiz... öğüte hiç alışmamışız! Bizim gıdamız yalandır, asılsız laftır, saçma sapan sözlerdir... sizin bildirdiğiniz şeyler, midemizi bozuyor. Siz bu sözlerle hastalığımızı yüzlerce defa artırıyor... akla ilaç olarak afyon veriyorsunuz” demişlerdir. “Kime öğüt miski fayda vermezse muhakkak o, kötü kokulara alışmıştır. Pislere temiz ve güzel şeyler layık değildir. Yılana şeker teklifi yersizdir. Kötü şeylere alışanlar iyi şeylerden hastalanırlar.” Allah’ın emirlerinden, Peygamberimizin (s.a.v.) sünnet-i seniyyelerinden, Hak ve hakikatlerden, helal daireden, zikirden, sohbetten, camiden, tesbihten, ibadetten, secdeden rahatsız olanlar rezalete alışık olduklarından hep dünyayı isterler. Alıştıkları şeyler yerine cennet kokusundan cüzler duyduklarında, rahatsız olurlar, dinlemek istemezler. Dünyanın, nefsinin, hevasının, hevesinin, şeytanının peşinden giderek insanlara, mala, mülke, servete, şöhrete, makama kulluk edenler, bir de kaygı duymadan kendilerini savunurlar, adam olma dersleri vermeye kalkışırlar. Allah’a kulluk edenleri, O’nun yolunda cehdedenleri kınarlar. Kör olanın ışığa, sağır olanın sese karşı tepkisizliği gibi yüreklerin de Hak ve hakikatlere karşı tepki veremez duruma düşmesinden kaygı duymak gerekir. Pentagon`da Ramazanda iftar verildi. Haberi aynen okuyorum: "Pentagon`daki iftarda ezan ve Kur`an Arapça okundu. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |