|
Abdullah Barstuğan Demokrasi kavramı insanlığın kölelik sistemi ile birlikte özellikle toplum açısından bireyler arası statü farklarının oluşmasıyla insanların yaşamlarına giren bir kavramdır. Özellikle feodalizmle birlikte oluşan toplumsal tabakalaşma bireylerin nasıl yönetilecekleri hususunda düşünceler oluşmasına neden oldu. Bu düşünceler aslında demokrasinin doğum sancılarıydı. Tanım olarak demokrasi, toplumda yaşayan bireylerin kendi yöneticilerini belirlemek için hür iradeyle “yönetecek zümreyi” seçmesidir. Günümüzde demokrasiyle yönetilen devletlerde ve ülkemizde bu seçim “oy verme” şeklinde bir sistemle yürütülüyor ülkemizde de özellikle cumhuriyet sonrası daha sık uygulandı ve halen devam ediyor. Oy verme gizli oy açık sayım şeklindedir. Her ne kadar bazı dönemlerde uygulanmasada halen bu oy verme sistemi uygulanmaktadır.
Allah’ a hamdolsun ki bir seçimi daha sorunsuz bir şekilde geride bıraktık. Oluşan siyasi irade tanıdık bir oluşumdu, daha önceki dönemde iktidar olan AK PARTİ, büyük bir oy oranı alarak tekrar yoluna devam etti. Bu halkımızın kendi kararıdır. Bu karara hangi görüşten olursak olalım saygı duymak gerekir. Çünkü bu demokrasinin bir gereğidir. Oy veren bir vatandaş olarak takdir edersiniz ki bazı isteklerimiz elbette olacaktır. İsterseniz buna geçmeden seçim sürecini “bana göre” hatırlatmak isterim. Efendim malumatınız üzere C H P hegemonyası özellikle 1950’li yıllarda rahmetli Adnan Menderes’ in Adalet Partisiyle sona erdi. Yani 1923’ten 1948 yılına kadar inatla devleti ben yönetirim diyerek demokrasiye aykırı bir şekilde “açık oy gizli sayım” şeklinde absürd bir uygulamayla devleti yönetmiştir. Özellikle M. Kemali’in vefatıyla gelen idareciler maalesef ülkeyi dış mihraklar tarafından yönetilmesine sebep oldular… 2007 seçimleri Türk siyasi tarihinde bazı yenilikleri de beraberinde getirdi. Örneğin ilk defa bir parti iki defa üst üste üstelik oyunu artırarak tek başına iktidar geldi. Bir diğer gariplik ise hapiste olup da seçilen ilk mebus da bihayli garip geldi. 2007 seçimleri buna aslında erken seçimde diyebiliriz. Hepimizin bildiği üzere cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan tuzak ve sancılar ile oluşan vahim tablo hükümetin erken seçim kararını almasında etkili oldu. Yaklaşık 3 ay gibi kısa bir sürede gerçekleşti bu seçim. Artık seçim sürecinin başlamasıyla liderlerin bu kadar dar bir zamanda nasıl bir tavır takınacakları ayrı bir merak konusuydu. Gerçeğini söylemek gerekirse 10 üzerinden 10 aldılar hepsi acaba gayretleri gerçekten hizmet aşkı bilinmez ama takdire şayan bir tablo vardı meydanlarda. 2002 seçimlerinde belirlenen oy oranını geçen partiler bütçeden kendine ayrılan parayla seçime girdiler bazıları ise kendi imkânlarıyla başladılar bu çetin mücadeleye. Tabi seçim çalışmalarında dikkat çeken bana göre Ak Partiydi kamuya ait yerlerden tutunda boş binalara sokak aralarından caddelerin dikkat çeken tüm noktaları adeta ampullü bayrak ve başbakanın resimleriyle süslendi. Çünkü bu seçmen açısından yaklaşık %5 6 ederdi. Muazzam paralar harcanarak üstün bir çalışma(!)ile vazifesini en iyi şekilde yaptı AKP e. nerden geliyor bu değirmenin suyu bize belki kalmaz ama o parayla emekli maaşına zam yapılsa en azından hayır dualarını alırlardı. Ama bazı şeyler vardı ki adeta yüz kızartacak cinsteydi neymiş efendim hediye çekleri, temmuz sıcağında dağıtılan kömürler…. Bunlar maalesef halkın hür iradesine saygısızlıktı zaten millet aç ve yoksul halde. Şimdi diyeceksin tamam biz hediye verdik ama adam kendisi oyunu verdi bakın size yapılan bir araştırmanın sonuçlarını vereyim. Dünya nüfusunun %78 i sabah kalktığında acaba akşam ne yiyip, içecem diye düşünecek kadar yoksullaştı bu oran ülkemizde maalesef % 91 civarındadır. Hal böyle olunca AKP seçmenin can damarına bastı ve muntazam bir oy aldı. Söz gelimi Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da halk etnik yapısı gereği DPT’li adaylara oy vermesi beklenirken tam aksine bazı illerde AKP oy aldı. Yoksa hükümet buraya hizmet mi etti, pamuğa kota koydu pancarda zaten vardı bakın ben Bingöllüyüm, Bingöl de halen kurulu bir fabrika yok memleketlim rekor bir oran ile %73 bir oranla nasıl olur buradan oy alır, işte dediğim gibi adam can damara bastı. Demek istediğim halk 5 yıllık hükümet seçmedi akşamı düşünerek oy verdi. Dedim ya benim de bizi yöneteceklerden bazı isteklerimiz var şimdi bunları ayrı ayrı başlıklarda inceleyelim… Dış Politikada: Ülkemiz özellikle son olaylarla birlikte adeta bir ateş çemberi içindedir. Kuzeyde Rusya’nın füze-Radar sistemini kurmak istemesi, doğuda K.ırak ve sözde Kürdistan, güneyde Kıbrıs sorunu, batıda Rumların emelleri maalesef devam ediyor. Ülkemizin zenginlikleri okyanus ötesi bazı devletlerinde listesindeyiz. Bunlara karşı şahsiyetli bir dış politika uygulayarak bunların üstesinden gelebilir, yani bir an önce batı hayranlığından kurtulup kendi öz kimliğimiz olan İslami değerlerle hareket etmelidir yani uydu Türkiye değil lider Türkiye olmalıdır. AB’nin alternatifi olan D–8 düşünülmelidir ya da İslam birliğini kendisi kurmalıdır. Bize ne zina yasası ne domuz çiftliği kredileri gibi gayri ahlaki yasalarla batıya köle etmemelidir. Ortadoğu için derhal acil eylem planı uygulanmalı ve bölgenin istikrarı için öncü devlet konumunda olunmalıdır. Unutulmasın ki, Ortadoğu tarihimizde önemli bir konuma sahip olup bölgede lider konumunda bulunmaktayız. Ekonomide: Daha çok dışa bağlı olmayan ve tamamen milli ekonomi politikaları uygulanmalıdır. Önceki dönemlerdeki gibi teslimiyetçi olmamalıdır. Kesinlikle IMF tuzağından kurtulmalıdır. Ağır sanayi hamlesi başlatıp kendi öz kaynaklarını kullanıp ekonomiye milli bir kimlik kazandırmalıdır.
İç politikada: Uygulanacak olan tavırlar unutulmasın ki anlık değil bir ülkenin 5 yıllık kaderini belirler. Yani ‘al ananı git’ gibi veya ’gözünü toprak doyursun’ tipi bir siyaset uygulanmamalıdır. Toplumun kanayan yarası olan başörtüsü zulmü hemen kaldırılmalıdır. Eğitimde reforma gidilmeli kat sayı adaletsizliği derhal ortadan kaldırılmalıdır. 2007 Seçimlerinin ülkemize bütün İslam Âlemine hayırlar getirmesini temenni eder, sizlerin sağlıklı bir hafta geçirmeniz temennisi ile Allaha ısmarladık…
|