Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Siyasi Ahlaksızlık ve CHP-MHP Koalisyonu Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Yazar Sunusi F. Onay   
Cuma, 31 Ağustos 2007

Türkiye siyasi demografisinde ülke seçmeninin %75’i sağ, %25 sol görüştedir. Yeni jenerasyonun, Türkiye’deki sol tanımına duydukları kayıtsızlık sonucu bu yapı ortaya çıkmıştır. Bana sorarsanız AKP bir sol partidir ve bu demografi analizi de dolayısıyla yanlıştır.. Ama şimdilik konumuz bu değil..

Beni asıl yaralayan şey, koltuk uğruna liderlerin seçmeni enayi yerine koymalarıdır.
Seçmen üç şekilde enayi yerine koyulabilir ve maalesef ülkemizdeki bir takım siyasi partiler bu üçünü de çok büyük bir soğukkanlılıkla yapmaktadırlar, peki nedir bu seçmene takılan üç enayilik madalyası? Tek tek inceleyelim:

1. Altın kozalak ödülü:
Seçmen bu ödüle hiç olmayacak, gerçekleşmeyecek vaadlere kanması sebebi ile hak kazanır. “Kayseri’ye deniz getireceğim”, ya da “herkese 2 anahtar” gibi vaatlerdir bunlar. Buna kanıp da oy veren seçmen anca kozalak alır. Dikkat ederseniz mazottan bahsetmiyorum..

2. Altın geyik ödülü:
Nispeten daha masum olan bu ödül, oy verenin sadece oyunun boşa gitmesine neden olur, ülkeyi ciddi bir kaosa sürüklemekten uzaktır. Burada parti lideri ve yönetici kadroları, seçmene geyik yaparlar: “tek başına iktidarız”, “iktidara yürüyoruz”, “en büyük biziz, dünya bizim zaferimizi konuşuyor” gibi içi boş ve manasız cümleleri inanın %2’lik oy potansiyeli olan Erbakan bile kuruyor. Seçimden sonra da hatırlamıyorlar. Bugün baktığımızda bir iki parti hariç diğer bütün partilerin baraj problemi olmasına rağmen Haydar Baş’tan, Deniz Baykal’a, Recai Kutan’dan Devlet Bahçeli’ye kadar her lider bu yalanı geniş geniş rahatlıkla söyleyebiliyor. Amaç seçmene madalya dağıtmak herhalde!
Peki bu yalan ortaya çıkıp seçim sonuçları gözlerine sokulunca azıcık yüzleri kızarıyor mu? Tek kelimeyle HAYIR. Peki neden? Çünkü bu yalanı söyleme yüzsüzlüğüne alışmışlar, milleti de alıştırmışlar, kimse hesap sormuyor.. Bakın:
-Hani siz tek başına iktidardınız?
-Evet, olmadı kısmet değilmiş..
-Yahu bırak iktidarı, muhalefet olamadınız be..!
-Hıı, evet, ama bir dahaki seçimlerde…
-Ya sen daha toplumu analiz etmeyi becerememişsin, öngörün sıfır, tahmin yeteneğin berbat, anket okumayı da bilmiyorsun, akvaryumda yaşıyorsun, daha ne seçimine gireceksin?
-Biz bir dahaki seçimlerde…
-Hala seçim diyor.. Adam, sen bana yalan söyledin.. ya da aptalsın durumu okuyamıyorsun, ne iktidarı verecem ben sana, bas git..

Maalesef, seçmenle adayı arasında böyle bir diyalog olamadığı için bu yüzsüzler bir dahaki seçimlere aynı jargonla girip tekrar oy istiyorlar, ve bu ödülü sonuna kadar hak eden bir kısım halkımız da oy vermeye devam ediyor, zira onlar parti değil takım tutuyorlar, sevdikleri lider ülkeyi soysa, ailesi 9 katrilyonla buharlaşsa bu adamlar yine o politikacıya oy atacaklar çünkü mazot… neyse…

Şimdi gelelim en acı ödüle:

3. Altın Boynuz Ödülü:
Tüylerimi diken diken eden bu ödülün sahipleri oy verdikten sonra genelde dövünürler. Zira burada oy verilen parti ve lideri, seçmen tabanına tam anlamıyla ihanet eder ve boynuzu takar.
Bu durumda, eşlerin birbirlerini aldatmaları gibi bir namussuzluk, haysiyetsizlik çok rahat gözlenebilir. Hemen örnek vereyim de yanlış anlaşılma olmasın:
Mesela Komünist partisi seçimi kazanır ama faşist partinin azınlık hükümetini destekleyeceğini söyleyerek iktidar fezlekesini reddeder. Ya da laik parti seçimi kazanır ve koalisyon için başka bir laik parti dururken gider dinci bir parti ile anlaşır ve bakanlıkların yarısını onlara devreder.

Bu tabanın oyunun çöpe gitmesi demektir. Oy veren seçmen kendi ideolojisinin tam temsili yerine zıt ideolojiyi devlet yönetimine taşır ve böylece tabanına ihanet etmiş olur. O partiye oy veren laik seçmen kendi oyuyla dinci partiyi iktidara taşımış gibi olur ve bu ödülü çok acı bir şekilde hak eder. Oy vermemiş olanlarsa kurunun yanında yaşın da yanması gibi, yanarken ben demiştim edasıyla kafa sallar ve diğerinin aptallığından ötürü isyan eder.

ŞİMDİ SORUYORUM, EY ÜLKEMİN MUHAFAZAKAR VE MİLLİYETÇİ İDEOLOJİYE SAHİP VATANDAŞLARI!

Bana dürüstçe cevap verin, bir elinizi kitaba diğer elinizi de vicdanınıza koyun:
Oylarınızla CHP’nin iktidara taşınmasına razı mısınız?
Sayenizde muhafazakar muktesebattan uzak, sol bir iktidar kurulmasından yana mısınız?
Hala Mehmet Moğultay’ın atadığı kadroların demokrasiyi linç etme çalışmalarını ibretle (ve takdirle) izlerken yeni bir militan adalet bakanını koltuğa oturtmaya razı mısınız?
Örgüt kadrolarını, çocuklarımızın beyinlerini zehirlemek adına, 45 günde öğretmen yapan yeni bir militan milli eğitim bakanını görevlendirmeye hazır mısınız?
Ezanı yasaklayan, camiler kapattıran, KITleri hortumlayarak boşandığı eşine 9 trilyon nafaka veren, ülkeyi susuzluğa, çöp dağlarına, açlığa ve kuyruklara mahkum eden basit militan bürokratları görevlendirmeye hazır mısınız?
Kuran kurslarınızı kapatan, kurban derilerinize el koyan, dini eğitimi kaldıran, hastanelerde çarşaflı ihtiyar kadını tedavi etmeyip ölümüne seyirci kalacak kadar ideolojisine bağlı başhekimleri zevkle atayan hatta yetiştiren…
Allah’a ve Allah diyene düşman…
Sokaklarda sizi kurşunlayan… binlerce gencinizi şehit eden, bir ideolojiyi iktidara taşımaya hazır mısınız?

-Üstelik CHP (o zaman SHP idi) bu tahribatın çoğunu Demirel’in kendilerini koalisyon ortağı yapmasıyla becermişti, hani kendileri de Leyla Zanaları meclise taşımışlardı! İşte sağcı bir parti kendi ideolojisine sahip rakip sağcı parti dururken (ANAP), solu getirip ortak yaparak seçmenine böyle ihanet eder-

Bu ülkenin CHP’ye gönül vermiş seçmenleri yanlış anlamasınlar lütfen, hepsi benim yurttaşım, ama bu yukarıda söylediklerim MHP ağzıyla yarım asırdır tekrarlanan terennümler.. Bunlar sizde bir tereddüt oluşturmuyor mu, Allah aşkına?

Bunları ben değil, rahmetli Başbuğ söylüyordu, hatırlıyor musunuz ismini?

MHP’ye gidecek her oy, CHP’nin iktidarına bir tuğla olacaktır, sözünü ettiğim bakanlıkların yarısı onların olacak ve sizin bu konuda bir söz hakkınız olmayacak, oyunuzla CHP kadrolarının militanlarını ülkeye yerleştireceksiniz..

Eğer bütün bunları biliyorsanız ve bir tehlike görmüyorsanız, ideolojinizle bir çelişki tespit etmeden vicdanınız rahat uyuyabilecekseniz, oyunuzu MHP’ye verirken eliniz titremesin.

Fakat biz ocaklarda böyle yetişmedik, Başbuğa her fırsatta hakaret eden ve eli kanlı katil diye saldıranları elimizle iktidara taşımak bizim ahlakımıza ve anlayışımıza, örfümüze ve din güdümüze terstir. (Siyasetçilerimiz bunu bir kez yaptılar.. %25’lik solu %75’e iktidar ettiler ve acısını hala duyuyoruz).

MHP, BBP, AKP, DP ve SP’ye vicdan olarak yakın, sağduyulu, hür düşünceli, milli değerlere sadık, muhafazakar bir “Sosyal Demokrat” olarak, bu kadar açık olduğum için şimdiden özür dilerim. Daha önce DSP’yi iktidara taşıyan ve şimdi de Baykal’ı başbakan yapmaya hazırlanan Milliyetçi Hareket’in oy verenlerinin özrünü ise asla kabul etmiyorum, onu da eğip bükmeden ifade edeyim.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >