Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Değişen Dünya Düzeni Faiz Ve İslam Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 17
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Cuma, 31 Ağustos 2007

Abdullah Barstuğan

Faiz kişinin elde ettiği parasını bir başkasının kullanımına vererek, yani elinden çıkartarak bu çıkartma sonucunda elinden çıkan parayla yapılan işten sağlanan kazanç olarak tanımlanabilir. Faiz, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimde de kesinlikle yasaklanmıştır. Bakara suresinin 275. ayetinde Yüce Allah  “faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların “alışveriş de faiz gibidir söylemelerindendir”. Hâlbuki alıverişi helal faizi haram kılmıştır. Kim kendisine Rabbinden bir öğüt gelirde(faizden)  vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allaha kalmıştır. Kim de tekrar dönerse, onlar ateş ehlidirler ve orada ebedi kalacaklardır.”  buyurmuştur.

Faizci sistemde birey oturduğu yerden para kazanmaktadır. Yani parayla para kazanma mantığı hâkimdir. Dolayısıyla emek harcanmadan kazanç olduğu için İslam’a aykırı görülüp yasak kılınmıştır. Günümüz kapitalist sisteminin en zararlısı ve toplum için en tehlikeli olan uygulaması “faizdir”. Faizin uygulaması, milli düzeyde toplumun en alt seviyesinden en üst seviye katlarına doğru bir servet akışına, dolayısıyla servetin birkaç elde toplanmasına ve sermayenin basit verimi üzerindeki kötü etkileri yüzünden özellikle de işsizliğe sebep olmaktadır. Uluslararası ekonomik sistemlerde sık sık görülen para bunalımları bu uygulamanın en belirgin özelliğidir

Maalesef Kapitalist ve Marksist zihniyet (Sosyalist ve kapitalist rejimler) insanların günlük yaşamının mihenk ve ölçüsünün maddiyat olduğu inancıyla hareket eder, ekonomik ve sosyal meseleleri insanın maneviyat ve ahlakını dikkate almadan değerlendirirler. Maddeci olan bu sistemlere göre asıl hedef ve nihai gaye zengin olmak ve mal varlığını artırmaktır, bundan öte bir hakikati görememektedirler… Gelişen ve değişen beşeri sistemlerde faizi değişik başlıklar altında sokmayı başarmışlardır.  Prof. Dr. Seyyid Kutup  “Kapitalizm ve Marksizm tıpkı bir makasın kolları gibi hep aynı şeyi keserler oda insandır” diyerek kapitalizme bağlı olarak ortaya çıkan faizin insanlar için tehlikesinden bahsetmiştir. Yine İslam büyüklerinden Bediüzzaman Said Nursi de faiz ile ilgili bazı tespitlerde bulunmuştur. Üstat faiz için şunları demiştir.”insanlar arasında meydana gelen karışıklığın temelinde şu iki neden yatmaktadır. Birincisi –ben tokken başkasının açlığını umursamayan, ikinci nedende sen çalış ben yiyeyim mantığıdır

Ülkemiz de maalesef faiz düzeninden kurtulamamıştır. İşin ilginç tarafı % 99 Müslüman bir ülkede nasıl olur da böylesine geniş ağlar örebilmiş olmasıdır. Kredi kartının kullanımın oranından tutun da faiz oranlarını alalen veren faizci bankalar; konut, taşıt ve ihtiyaç gibi krediler altında adeta insanları köleleştirmektedir. Malumunuz faiz değil de kar ortaklığı gibi Müslümanlara yakınlığı ile bilinen    “katılım bankaları ve finans kuruluşları“ gibi isimler adı altında hızla yayılan ekonomik kuruluşların varlığını maalesef henüz anlamış değiliz. Bir de devlet eliyle kendi halkından faiz alma var ki o daha bi canımızı acıtıyor. Son zamanlarda ipotekli konut alma ya da halk tarafından bilinen ifadesiyle “Mortgage” en yaygın faizli satış yöntemi olmaktadır. İleriki haftalarda buna ayrıca değinmek istiyorum.
   
   
    Yanlış anlaşılmaması için şunu da söylemeden geçemeyeceğim. İslam fıkhı hiçbir zaman mülk edinmeyi yasaklamaz. Aksine gayri Müslimlere karşı güç kazanmak için muhakkak mülk edinilmelidir. Fakat bu İslami ölçüler çerçevesinde olmalıdır yani kazancın helal olması gerekir. Bununla beraber kazandığının da zekâtını vermelidir. Alıp verdiğimiz nefesin hesabını da vereceğimizi unutmamak gerekir. Şu nükteyi herkes bilir zamanın birinde çok zengin bir ağa varmış. Ağa bir giydiğini bir daha giymezmiş. Tabiri caizse yediği önünde yemediği arkasındaymış. Ve beklenen zaman gelmiş çatmış adam öleceğini sezmeye başlamış. Kabirden de çok korkan ağa ne yapıp yapmış çare aramış derken aklına kapıdaki hamal gelmiş. Bizim ağa uyanık ya hemen hamalı çağırtmış ve demiş ki ben artık öleceğimi sezdim, diyeceğim o ki ilk gece benim yerime kabre gir malımı, mülkümü sana bağışlayacağım hamal kabul etmiş ve ilk gece kabre girmiş. Sorgu melekleri başlamış suale adamcağız dünyada tek bir ipinin olduğunu belirtmişse de onun dahi hesabını verememiş. Diyeceğim odur ki zor bir imtihandan geçeceğiz buna hazırlıklı olmalıyız.
   
    Sözün özü; Müslümanlar olarak 21.yy da gelişen teknolojiden ilimden mutlaka faydalanmalıyız. Hatta en iyisi olmalıyız. Yapacağımız her bir çalışmada İslam’ın ve Kur’an’ın gerekli kıldığı şartlarla yapmalıyız. Kapitalizmin sinsi oyunlarına karşı uyanık olmalıyız ve kendi kendimizi de kandırmamalıyız. Ve şunu zihnimize kazımalıyız İslam çağa uymaz, çağ İslam’a uyar: çünkü İslamiyet kıyamete kadar devam edecektir. Yazımı şu dua ile bitirmek istiyorum:
    Allahım Hakkı Hakk Bilip, Hakk İle Batılı Birbirinden Ayırmayı Nasip Et.
 
     Hepinizi Allaha emanet ediyorum mutlu bir hafta geçirmeniz temennisiyle…

Yorumlar (1)Add Comment
Dar-ül Harp de faiz alınabilmektedir. Küfür diyarında yaşayan müslümanlar bu konuda nasıl davranmalıdırlar?
Yazan Ziyaretçi, Eylül 20, 2007
Bir mü’min, dâr-ül-harpte yâni küfür diyarında bulunsa, ücretinden kanunen kesilen, yahut bir mecburiyet tahtında bankaya yatırdığı paraların faizini alabilir. Zira bu faizi almaması düşmanını kuvvetlendirme mânâsına gelecektir.

Madem ki, dâr-ül-harbde faiz almak câiz, hikmeti de “küfür ehlini kuvvetlendirmemektir”, o halde şöyle düşünmek gerekmez mi:

“Ben paramı mecburiyet olmaksızın bu küfür diyarındaki bir bankada tutarsam onları maddeten desteklemiş olurum; bana verecekleri cüz’î bir faiz, sonucu fazla değiştirmez.”

İslâm âleminin bugün düştüğü zillet ve perişanlıkta, yatırıma aktarılmayıp batının bankalarında faize yatırılan Müslüman sermayesinin büyük payı vardır.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >