| İnenler ve Çıkanlar |
|
|
| Yazar Cüneyt Ünal | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
İnsanoğlunun zaaflarından biri de şöhret duygusudur. İcra ettiği mesleği hakkıyla yerine çalışan insanların kafasına sonraları nedense çok para kazanmakla beraber şöhret duygusu da giriyor. Ün kazanabilmek adına basamakları teker teker çıkıyor. Gecesini gündüzüne katıyor, yıprandığı durumlar da yılmıyor aksine azimle mesleğine sarılıyor. Sanatçılar film yıldızları ya da yazarlar bu kategoride en çok incelenmesi gerekenlerdir. Bu mesleklerin erbablarının şöhret olmadan önceki ve olduktan sonraki halleri gerçekten sosyolojik açıdan irdelenmeli. Bu insanlar şöhret olmadan önce skandal nedir bilmeyen, halkın içinden çıkmış, halkın dilinden anlayan, halkın sorunlarını anlatan bir sorumluluk bilincinde olurlar. Bu tavırları halkın gözünde örnek bir numune yapar.. İnsanlar bu sempatikliğe ve içtenliğe itibar gösterirler. Sonuçta o şarkıcının şarkılarını dinlerler o film yıldızının filmlerini izlerler ya da yazarın kitaplarını okurlar. Şarkıcılardan İbrahim Tatlıses örnek verilebilir. İnşaat işçiliği yaparken şöhrete kavuşmuş halk onun saflığını sesinin güzelliğini beğenmiş ve de ona itibar göstermeye başlamıştı. Halka ayağında kundura türküsüyle kendini sevdirdi. Bir kulunu çok sevdim diyerek tek taraflı âşıkların sözcüsü oldu. Fakir tarzıyla insanların sempatisini çekti. Halk onun hakkında demek ki fakir kimseler de şöhret olabiliyormuş, fakirler de zengin olabiliyormuş diye düşündü. Zengin ya da sosyetik kesimin içinde halktan biri var diye ona destek vermeye başladı. ![]() . Kahvehaneler onun filmlerinden başka film izlettirmez oldular. Onun kasetinden başka bir şey çalmaz oldular. Kasetler yok satmaya başlayınca para görmeye başladı. Para görünce her yerde boy göstermeye başladı. Reklamlar da programlar da cirit atmaya başladı. Parayla birlikte, her dakika önünde patlayan flaşların insanlara verdiği güven, bu insanı şımartmaya başladı. Halkın gösterdiği itibar her yerde kendini rahatsız edince kalabalıklardan yavaş yavaş kaçmaya başladı. Kalabalıklardan uzaklaşınca kalabalıkların halini de unutmaya başladı. Onların yürek yangınlarının sesini duyamaz oldu. Bu yangınların sesini duyamayınca ilham gelmez oldu. Onların halini de unutunca artık bambaşka bir insan oldu. Zamanla insanları hor gören aşağılayan ben her güce sahibim istediğim şeyi yaptırırım düşünceleri şımarıklığa sebep oldu. Yaptığı hatalar insanların gözünde düşmesine sebep oldu. Mesela konserine gelen bir hayranına fırça atması ya da rezil etmesi halkın tiksinmesine sebep oldu. Halk da bu adamı o sahneye çıkaran o hayran değil mi diye düşünür? Ekmeğini o hayranı sayesinde yiyor ama oraya ihanet ediyor diye de düşünüyor halk. Bu sayede halk onu itici bulmaya başlıyor. Şimdi sanat yaşamının zirvesinde deniyor ama halkın gözünde duraklama devri bitti de düşmeye başladı. Aslında ben burada İbrahim Tatlıses’i anlatmadım. O aslında bir örnek ama diğerleri de aynı yoldan geçti. Daha niceleri de geçecek. Büyüklerimiz ne demişler “Şöhret Afattır” Kuran ise bu hastalığı 1400 yıl önce söyledi “Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır. (Bakara 10)” Bu hastalık sanatçıların hepsinde vardır. Bu hastalığı iyileşen çok az sanatçı vardır. Ün, nam, gösteriş, kibir gibi manevi hastalıklar bunlar da çokça görülür. Bu hastalıklar öyle ilaçla falan iyileşmez. Bunlar AİDS’den beterdir. Aids’in acılarını ilaçla azaltabiliyorlar ama bu hastalıklara verilen ilaçlar acıyı azaltmak yerine bilakis öldürüyor. Tedavisi aslında kolaydır. Bir insan geldiği yeri unutmazsa halkından uzaklaşmazsa ve de her daim Allah’ın huzurunda olduğunu hatırlarsa bu hastalığı geçtiği gibi her iki dünyada da rahat olurlar. Yoksa bu sanatçı milletinin işi çok zor.. Yorumlar (2)
![]() kendimize yabancılaşıyoruz
Yazan issimsiz, Eylül 04, 2007
Bu tür insanlar kültürel yozlaşmamızın ve kendine yabancılaşmamızın en büyük etkenleri halkımız artık mahallesindeki ahmet abisi emine ablasının kültürünü değil de hülya avşarın ve kumalarının sıksık koca değiştirmeyi marifet sayan serenlerin ve daha henüz 8-9 arkadaşım oldu diyen densizlerin kültürünü örnek ediniyor.Ahde vefa, bağlılık namus gibi özümüzdeki cevherleri hep bu insanlar yüzünden terkediyoruz.Gerçi bu insanlar kendi hayatlarını yaşıyor ancak popüler kültür ve medya her an bunları gözümüze sokmasa kimsenin bunlardan haberi olmayacak ancak bu iş bi yerde arz talep meselesi medyamız da halkımızın rağbet ettiği bu programları temcid pilavı gibi önümüze koymasa ...Artık çocuklarımızı bu kültürden koruyamaz hale geldik haber bültenleri bile kimin kiminle nerede basıldığı ve malum şahısların kilo ve selüliitleri hakkında saatlerce yayın yapıyor tabi RTÜK ümüz kendi koltuk çabaları ile bunlara göz yumuyor.içimiz dışımız magazin oldu.artık bu insanları suçlamak yerine birazcık medyaya tepki gösterebilsek ve bu tür programlara prim vermesek ama dedikodu kültürü içimizde.ÇIKMAZ.
Başarılı Yazan Savaş AŞIK, Eylül 02, 2007
Tespitleriniz son derece başarılı. Zaten sizin dediğinizi yapan olursa hem kalıcı hem de unutulmaz olur. Saygılarımla...
Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |