| Günümüzde Cemaatçilik 1 |
|
|
| Yazar Cüneyt Ünal | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
Türkiye son yıllarda her konuda erozyona uğradı. Erozyona uğrayan konulardan biri de cemaatçilik ve tarikatçılıktır. Bu iki olgu günümüzde öyle yozlaştırıldı ki insanlar artık yapılan kötü propagandalardan dolayı cemaat ya da tarikat ismini duydular mı tiksinmeye başladılar. Bunun suçlusunu sorsak herkes özel televizyonlar gazeteler ve dış mihraklar diyecektir. Kusura bakmayın ama bunun baş sorumlusu biz Müslümanlarız. Düşünün biz daha İslam’ı öğrenmeden yanlış insanların peşine düşüyoruz. İslam’ı bilmediğimiz için cemaat liderlerini Müslümanlık terazisinde tartamıyoruz. Tartamayınca başımıza son derece vahim işler geliyor. Herhangi bir oluşum içine giren ya da girmeye hevesi olan insanları acizane uyarmak isterim. Bir cemaatte kullanıldığınızı ya da sizden istifade edilmeye çalışıldığını nasıl anlarsınız? Kuran’dan hadislerden ve Allah dostlarından sözlerle sınırımızı çizmeye çalışacağız. Bu sınırlar aşılıyorsa hemen içinde bulunduğunuz oluşumu terk edin. 1- Doğru yolla yanlış yolu ayıran ilk perde şu ayet-i kerimedir. “Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.” (Yasin:21) Bu ayette ne anlatılmak isteniyor? Kim bir yolda para pul mal mülk topluyorsa ya da o yolda bu tür şeyler dönüyorsa bilin ki o yolda yanlışlık var. Allah yolunda Allah rızası bulunur. Para pul hesapta yoktur. İnsanların İslam’ı Kuran’ı öğrenmesi baş amaçtır. Günümüz cemaatlerine bakıyoruz ki hepsi para topluyor ya da cemaate gelir getiren şeylere teşvik etmekten ziyade zorluyorlar. Bakıyorsunuz para toplama geceleri düzenliyorlar. Zengin esnaflara itibar gösteriyorlar. Zengin esnafların itibar görmediği günümüzde bir cemaat gösterebilir misiniz? Hayır gösteremezsiniz. Peki fakir ile zengin İslam önünde eşit değil midir? Bir kısım süvari akıncı paraları toplanmadı mı? Müslümanlar zekatı ve sadakayı emreden ayetler kullanılarak soyulmadı mı? Kombassan, Yimpaş gibi şirketler neden şimdi milletin ahını aldı. Bir takım siyasi partilerin temsilcileri geceler düzenleyerek hem bu şirketlere para topladılar hem de bu topladıkları paralardan komisyon aldılar. Bunlar hep Allah’ın adı kullanılarak toplandı. Pekî yukarıdaki ayette ne diyor? Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar… Bir kısım cemaat himmet geceleri düzenleyip güya hizmetlerine para topluyorlar. Başka bir cemaat kapı kapı dolaşıp meyve öşürleri ya da kurban etleri topluyor. Bunlar bir nevi dilencilik yapıyorlar. Peki dilenciliğin dinimiz de yeri var mı? Kafalara silah dayamıyorlar ama manevi baskıyla dergilere ya da gazetelere abone ediyorlar. Maksad Allah rızası olsa manevi baskı yapılır mı? Maksat Allah rızası değil ki cemaate yeni gelir kapıları temin etmek. Bu paralarla cemaatlerin kurdukları şirketleri görüyoruz ortalıklarda. Hiç şirketi olmayan cemaat gördünüz mü? Adamlara sorduğumuz da ise parasız değirmen dönmüyor diyorlar… Bir kısım cemaat liderleri ve onun yakınları şirketlerde yöneticiliğe ya da hesaplardan sorumlu müdürlüğe terfi ediyorlar. Böylece cemaatin üst tabakası geçimi müritlerin üzerine yıkıyor kendileri rahatlık içinde yaşarken kurdukları şirketten kazandıkları paralarla yurt dışı hizmet bahanesi altında dünyanın altına üstüne getiren seyahatler yapıyorlar. Çilesini kim çekiyor tabii ki müritler. Para konusunda ayrı bir husus daha var. Zekât meselesi… Tüm fıkıh âlimleri ittifakla diyor ki “Zekât yurda binaya okula hastaneye ya da vakfa verilemez.” Çünkü zekat sadece fakire verilir fakirden başkasına verilmez. Siz hiç cemaat mensuplarının fakirlere zekat verdiklerini gördünüz mü? Hayır… Cemaat müntesipleri hep zekatı kendi yurtlarına okullarına kurslarına verirler. Bir de yalan söylerler biz talebelere veriyoruz diye. Hayır efendim talebelere vermiyorlar. Yurdun telefon elektrik işlerinde kullanıyorlar. Dedik ya fıkıhçıların hepsi diyor ki zekat bina türü şeylerin ihtiyaçları için verilemez. Bağış yapabilirler o ayrı…Ama zekat alamazlar..Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Ahir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa alet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden daha tatlıdır; amma kalpleri kurt gönlü gibidir. Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ bu gibi kimseler için şöyle buyuruyor: Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için onlara öyle bir ağır musibet vereceğim ki, aralarında bulunan yumuşak başlılar da şaşakalacaklardır.” buyuruyor. (Tirmizî) Peki beni hadislerle gelecek yorumlanır mı diye suçlayanlar şu hadis-i şerifin ifadesine ne diyecekler. Günümüzü bin dört yüz yıl önceden gören başka bir mucize hadis… Gördünüz mü Peygamberimiz her şeyi anlatmış… Yoruma gerek var mı? Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |