| Vay Ben Neler Gördüm |
|
|
| Yazar Sunusi F. Onay | |
| Pazar, 24 Ağustos 2008 | |
|
Yaşım 32, yani pek yaşlı sayılmam, hele tecrübe aktaracak kadar hiç.. Ama zaman öylesine hızlı akıyor ki benim yaşımdaki adam bile yaşıtlarına ya da kendinden küçüklere bazı şeyleri hatırlatma ihtiyacını hissedebiliyor.
Evet, haftanın bir günü yerli film, öbür gün western izleyebilmek için tv başında beklerdik, ama kalite vardı. Yeni kanallar açılınca önce hudutsuz bir çıplaklıkla tanıştık, gece jimnastikleri, kırmızı noktalar, striptiz şovları derken, gece televizyon izlemek isteyen adama sapık muamelesi yapılmaya başlandı. Sonra tartışma programları ve reality showlarla tanıştık, kişilerin kişilere ağızlarının paylarını dağıtma azimlerine şaşırdık. Sonra lisans parası ödemek istemeyen, reklam alıp vergiden yırtmaya çalışan radyo kanallarının milleti kışkırtıp yaptırdığı “radyoma dokunma” eylemlerini gördük, arabalarımıza siyah kurdelalar bağladık. O zamanlar Türkçenin acımasızca katledildiği yıllardı ama kimse türkçemiz için siyah kurdela bağlamadı.Hayatımızda bilgisayar vardı ama “kısmen”, yani “tamamen” değildi henüz. Koca siyah disketlerle ve sonra küçük renkli disketlerle tanıştık. Şimdiki gençlerin bazıları “floppy disk drive” bile görmemiştir. Mp3 olmadığı için şarkıları radyolardan araklardık ve radyolar da şarkının ortasına zbam diye “filan efem” cingılını sokuverirlerdi. Hangi djler mi? Tabii ki Serdar Ortaç, Gökhan Özen falan.. Ve internet geldi.. Hemen ardından cep telefonu.. Önce sim kartlar ufaldı, sonra internet aboneliği adsl'e döndü.. 1 aylık sınırsız internet saçmalıkları ve şifre bulma dertleri sona erdi. Öyleki şu anda isviçre gibi medeni bir ülkede wireless hizmetini mumla ararken, Türkiye'de otellerde ve kafelerde bu iş promosyona döndü ve bedava verilmeye başlandı. Tek yok olan walkmanler, 500 gramlık cep telefonları, 5 çeyreklik disketler, teleks makinesi, taşınamaz araç telefonları değildi tabi.. Yollarımızın konforlu gemileri ağır topları dolmuşlar, impalalar, chevyler, buickler bir anda ford transite dönüşüverdiler. Ha bu arada bizim yarım kiloluk cep telefonları mesaj atamıyordu hatta arayan numarayı göstermesi için operatöre ekstra para ödüyorduk.. Bizler İstanbul'u köprüsüz görmedik ama, boğaziçinin kamyonlara yasak olmadığı zamanları gördük. Şimdilerde yetmeyen ikinci köprünün yapılışını protesto eden andavalları da gördük. Şu an tüp geçit inşaatı da tamamlanmak üzere.. tabii bu arada anadolu yakasında bir havaalanının varlığına da alıştık. Bayramlarda gazete çıkarılmasına da alıştık, gazete sahiplerinin birbirleriyle manşetlerden kavga etmelerine de.. Hatta bizim zamanımızda bir Cem Uzan vardı ki sormayın.. Kanalının ana haber bülteninde yaptıkları yüzünden kaç kere tv kumandası kırmıştım, gazete çıkarmaya kalktı ve adını bize sordu.. Ben ŞANTAJ olsun dedim ama STAR yaptılar..
Tansu Çiller'in Mesut Yılmaz'ı Kanal6'da canlı yayında rezil edişine tanık olduk. Sonra ikisinin birbirlerini yüce divanda aklamalarına, bosna ve çeçen savaşı dikkatlerimizi topluyor anavatan ve doğruyol ülkeyi soyuyorlardı, shp/chp belediye hizmetlerini sadece belediye başkanın rant elde etmesi olarak görüyordu. İstanbul'da suyun 2 gün üst üste akabileceğini bize Recep abi ispatladı (R.Tayyip ERDOĞAN). Sonra bir de baktık ki çöpler toplanmış.. Hatta sokakların yıkandığına ilk şahit oluşumu hatırlıyorum da... Sağa sola çiçek Metro, doğalgaz, deniz otobüsü hepsi geldi bir anda, bütün hizmetler geldi ve Yalova gitti.. Yalova'nın istanbul'un bir ilçesi olduğuna inanamıyordum zaten! İski skandalını gördük, zaten CHP'ye nişan oldu o skandal, Susurluk adı kazındı aklımıza o da Erbakan'ın nişanı oldu (fasa fiso diyordu ya). Askeri darbe olduğunda 4-5 yaşlarındaydım ama 28 Şubat'ı iyi gördüm. Bütün medyanın döneklerini, fırıldaklarını sahte demokratlarını çok iyi belledik. Fırıldak dedim de, DSP'de Kubilay diye bir milletvekili vardı 6 kez parti değiştiren.. Çiçek sulayan Kamer Genç vardı, milletvekili olmasa danıştay mı yargıtay mı ne onun başkanı olacakmış, 2 cümle kurmaktan aciz, militan, faşist, pişkin siyasetçi tipleri!.. O yıllar Süleyman Demirel'in henüz müslüman olduğu yıllardı, çünkü aktif siyasetteydi, ne zaman ki emekli oldu gerçek yüzü çıktı ortaya, ben de ağzımı doldura doldura hakaret ettim bizim süleymancı akrabalara, bazıları utandı bazıları ise tam süleymancı çıktı.. Babam'a saygım ve güvenim sonsuzdur ama itiraf edeyim ki yaşıtları ile hep alay ettim. “ulan bu kadar mı kandırılır insan” diye..
32 yıllık kısa yaşamımda Türkiye'nin en büyük talihsizlikleri olan bazı siyasetçilerin tükenişlerine şahit oldum. Bir Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan artık yok (en azından kudretleri kalmadı) Türkeş ve Ecevit rahmetli oldular. Özal'ı ise ayrı bir kefeye koyuyorum. Her bayram kaza haberleri süslerdi manşetleri, çok iyi hatırlıyorum; her sene teröre verdiğimizden daha fazla kurban verirdik trafiğe. Sonra Recep abi her tarafa duble yol yaptırdı ve kazalar manşetlerden indi. Demek bu kadar kolaymış diye bir kez daha hayıflandım babam yaşındakiler adına.. Eskiden trende, vapurda, otobüste sigara içilirdi. Önce televizyonlar sigarayı bıraktırıldı, sonra kamuya açık yerler temiz hava sahası ilan edildi. Recep abi, önce bir türlü islah edilemeyen, her atanan müdürün çiftliği haline gelen kitleri aldı kamunun üzerinden sonra da sigara dumanını. Eskiden her haber bülteninde Kıbrıs'ı duyardık, sessiz sedasız o konu da halledildi, satıldı dediler yaygara kopardılar ama yerli yerinde duruyor hala. Her gelen iktidar ağır sanayi hamlesi başlatırdı gümbür gümbür, bu sefer slogansız başladı her halde, hiç duymadık, bir sabah bir de baktık ki otomobil ihracatımız tarihimizde ilk defa ithalatı geçmiş, amerikaya araba satıyoruz, hatta kendi tankımızı helikopterimizi üretmeye başlamışız.
Hazır sinemaya girmişken söyleyeyim, nedense bizler yeni jönlere kavuşamadık şu geçen yıllarda. Yılmaz Erdoğan sanat adına çok kaliteli muhteşem filmler yaptı, Cem Yılmaz absürd de olsa ilk defa adam gibi bir bilim kurgu filmi çekti, ama bir türlü salon adamı bulamadık Ediz Hun gibi Cüneyt Arkın gibi, Tarık Akan gibi. Bu işin siyaseten de kullanılabilinecek muazzam bir endüstri olduğunu keşfedemedik henüz Çinlilerin aksine.. Hero, kung-fu Hustle, Altın çiçeğin laneti gibi propaganda amaçlı yapılmış o muhteşem sanat eserleri gözlerimi okşarken hep bunu düşündüm, Çinli'de tarih ve malzeme var da bizde yok muydu sanki. Bağdat caddesi tek yönlü olmuş, bilmem nereye Mc Donalds açılmış, Akbil ve hatta Metrobüs diye birşey icad edilmiş, MSN diye bir haberleşme sistemi MIRC'in yerini almış hatta bilgisayardan zıplayıp cep telefonuma girmiş, kredi kartı kullanmayan adam kalmamış, klimasız araba diye birşey de kalmamış.. gibi haberler artık ilgi çekmez bu zamanda, unutmadan Tem diye paralı bir otoyol açıldı ama ogs sayesinde otomatik geçiyoruz.. Artık teknolojik ilerlemeyi kanıksadık, tüplü televizyon devri kapandı neredeyse. Sosyal hayatımızdaki değişimler ise daha fazla ses getirir oldu. SSK, bağkur, emekli sandığı ayırımı sona erdi mesela. Özel hastaneler açıldı ve ben bir SSK'lı olarak hastaneye gittiğimde hem sıra beklemiyorum, hem az para veriyorum, hem de karne diye birşey olmadığından ilaçlarımı istediğim eczanelerden reçeteyle indirimli alıyorum. İşte ben bunu hayal edemezdim. Artık vatandaşlık numarası diye birşey var, her yere ayrı vesika taşımıyoruz yani, olması gerektiği gibi. Bürokrasi minimize ediliyor. Bu arada ben bir vatandaş olarak bir çok Türk'ün göremediği bir şeyi daha gördüm.. Nemaların ödendiğini.. hatta keylerin bile 8 buçuk milyon çalışana 12 günde ödendiğini gördüm. Bu arada fiş toplama diye birşey de kalmadı hatırlatayım. Ihracat yapmak isteyen adamın kapı kapı dolaşıp 23 imza topladığı günleri de gördüm, 1 günde firma kurulduğuna da şahit oldum. Canı isteyenin ithalat ve ihracat yapabildiğine bile şahit oldum ne diyeyim, kasap bile Çinden ayakkabı getirtip satıyorsa... Eğitim hayatında da çok şey gördüm, mesela Hakkari'ye üniversite açıldığını gördüm. Türkiye tarihinde ilk defa eğitim bütçesinin savunma bütçesinden daha büyük olduğunu, hatta aslan payını eğitimin aldığını gördüm. Üniversitelerimizin birşeyler icad ettiklerini de yeni gördüm, YÖK'ün faşist bir dükalık olmadığını da, bunun olumlu etkilerini uzun vadede hep beraber yaşayacağız. Velhasıl iyi kötü çok şey gördüm ve yarına umutla bakmama sebep olacak şeylerin daha fazla olduğunu zannediyorum. Özellikle, şu son gördüğüm Ergenekon çetesinin deşifre edilişi, şu genç yaşımda yaptığım yorumların ne kadar haklı olduğunu bana gösterdi ve bir kez daha babam yaşındaki bazı adamlardan iğrendim. Sırf bu sebeple oturmuş taşların oynatılması konusunda siyasi irade gösteren Recep abiye ve arkadaşlarına teşekkürü bir borç bilirim. Önce insanca yaşama standartlarına kavuşan bir İstanbullu sonra da bir Türkiyeli olarak, Allah başımızdan eksik etmesin.
Cumhuriyet mitingleri vardı bir ara, biz kaç kişiyiz hareketi oldu sonra ve eridi gitti. Artık suni duyarlılık üretip istismar etme devri sona erdi herhalde. Cumhuriyet mitinglerini tertipleyenlerin hepsi nasıl da yargılanıyorlar şimdi, cumhuriyete ihanetten, ibretle izliyoruz. İşte babam yaşındaki adamları kadınları kandırmak ağızlarına slogan tıkıp ellerine bayrak tutuşturmak bu kadar kolaydı. Ne oldu? İftiralar havada kaldı.. müfteriler mahkemede.. Korkuları şuydu: Ben ilk defa 4 yaşındaki çocukların kreşlerde Noel Baba tanımadan görmeden, peygamber sevgisi ile yetiştirildiklerini gördüm. Ilahi okuyarak, şarkı türkü söyleyerek, dini ve ilmi bilgiler edinerek okula hazırlandıklarına şahit oldum. Bu çocuklar alkol uyuşturucu kullanmaz, bara pavyona gitmez diye korkuyorlardı. Bu çocuklar namaz da kılarlardı, Kuran da okurlardı, çalıp çırpmazlar, rüşvet almazlardı.. E rüşvet almazlarsa satın da alınamazlardı, öyleyse bu çocukların kökü kazınmalıydı, sistem satın alınabilecek adam ister.. İrfan sahibi adam değil.Sırf bu çocuklar Kuran kurslarına gitmesinler diye 8 yıl kesintisiz eğitimi icad etmişlerdi zaten. Laiklik elden gidiyor sloganı hikaye, AK partiyi kapatma gerekçelerinden biri ülkede alkol satışlarının düşmesi değil miydi? Işte bu gerekçeyi bulup iddianameye koyacak savcı yetiştirmek mesele, böyle bir savcı Kuran kursundan ya da dini terbiye veren kreşlerden çıkmaz ne de olsa..İşte gördüğüm en güzel şey de buydu, babalarımız susar etliye sütlüye karışmaz, camiden eve, evden işe yaşar giderlerdi, o namaz kılan babalar değil miydi malzemesi çalınmış Kuran kursları inşa eden ve öz yavrularının canına kıyan.. Ama ben susmayan bilakis etliye sütlüye karışan, kıyasıya eleştiren gençlik gördüm, bu ülke de gördü ve artık sırtı yere gelmez Evvelallah.. Anladınız mı şimdi bu ulusalcı-chp'li kitlenin AB karşıtlığını, mazallah Türkiye AB'ye girerse demokrasi gelir, bürokratik oligarklar halka teslim olur, hizmet etmeye başlarlar, köylü milletin efendisi olur gibi birşey. Halbuki bizler göbek kaşıyan fıçı kafalı adamlarız, haşa, bizler ancak oligarklarımıza şöförlük, ahçılık, gündelikçilik yaparız, eşitlik meşitlik olmaz, hele dini disiplin hiç olmaz. Bizler oligarklarımızın izin verdiği kadar müslüman, ve onların uygun gördüğü ölçüde milliyetçi ve Atatürkçü bir kitleyiz.. İşte ben bu soysuzluğun bugün Kabe'den çıkarılıp atılan putlar gibi paramparça olduğunu gördüm!..Daha güzel günleri de hep beraber göreceğiz inşallah. Yorumlar (15)
![]() ...
Yazan fatih, Eylül 17, 2008
Kardeş yazını baştan sona soluksuz okudum. aslında uzun yazılardan pek çabuk sıkılırım ama baya sürükledi beni. tabi bunun sebebi düşüncelerimizin büyük ölçüde paralellik göstermesinden kaynaklanıyo. yazdığın herşeye katyılıyorum özellikle Süleymen efendi cemaatini bende anlamış değilim hala da anlayamıyorum.(Süleyman efendinin yurtlarında yıllarca kalmış ve hala kalmakta olan biri olarak)
Dikkatimi çeken başka husus, harbiden isviçrede wireles olayı o derece sönük mü? Enteresan geldi bana. Ya bide yorumlara bakayım dedim kan gövdeyi götürüyo mübelağalı söylersek. Ben şunu söylüyorum Allah hesabını soracaktır herkes etrafına iyi baksın kulakdan dolma yok orayı sattı şunu yaptı bunu yaptı demesin. Adam gibi okusun işin artısını eksisini öğrensin sonra teraziye koysun sonra nere ağır basıyosa ona güvensin. Saygılarımla, Tekrar elline sağlıok güzel yazı olmuş ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 08, 2008
(az önce öğrendim ki, şifreyle giriş yapınca da yukarıda "ziyaretçi" yazıyor. demek ki yazının sonuna isim yazmak şart)
Sunusi F. ONAY ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 08, 2008
sizden ricam yazınızın sonuna bir isim ya da mahlas belirtmeniz çünkü ortalık bayağı karışıyor.
modadaki durumu bilmiyorum. sadece şunu biliyorum özellikle bağdat cad. sahil şeridi boyunca hemen her boşlukta 15-16 yaşlarındaki kızlar da dahil olmak üzere gençleri hep esrar içerlerken görüyorduk. Belki aramanın bununla bir ilgisi vardır. Yazınızın sonu çok güzeldi. Buraya alıntı yapıyorum: "neyse dediğiniz gibi demokrasi herkesin mutlu olması değildir.şuan ben mutlu değilim siz mutlusunuz ancak umarım ilerde ikimizde mutsuz olmayız." Aramızda milyonlarca fark var. Ve bu aramızdaki farklar zaten bizi özgün bireyler yapıyor. Fakat bumilyonlarca farktan tek bir tanesi bizi gerçekte birbirimizden ayırıyor. O da benim bu siyasi gidişattan memnun olmamdır zira ben herkes adına bu gidişattan umutluyum. Demokrasi genini içinde barındıran bir hormon gibi bu fark. Günümüzde aktif siyasi yapan insanlardan birine umutla bakmak, ve o baktığınızın iktidarda olması.. bu güzel birşey.. başbakan yasaklarla mücadele ettiğini söylüyor ama mücavir alandaki yerleşimcilerin koyduğu yasakları bir başbakan kaldıramaz, kaldırırsa faşist olur. Biz buna mahalle baskısı da diyoruz.. Bu yasağı kaldırmak yasağı koyanların zihilerini değiştirmekle mümkündür. Siz kimseye zarar vermeden o işi yapabilirsiniz fakat benim verdiğim zarar yüzünden o işi yapmak size de yasak olabilir. işte demokrasinin içindeki bir tutam jakobenlik budur. eskiden demokrasiye imkansız gözüyle bakardık ve 9 delinin 8 akıllıyı yönetebilmesi derdik, demokrasi yanlışları ile vardır, 0 doğru ve mantıklı olması sadece hayaldir, hayal kurmak ise her zaman güzeldir. Sonra anladık ki demokrasi zaten demokrasi kavramının da de içinde olduğu herşeyi eleştirip kusursuzu ararken mümkün olduğu kadar az zaiyat vermekmiş.. Ama demokrasi de sonuç olarak zaiyat vermek demekmiş.. siz de bu işin zaiyatı olmuşsunuz.. ileri de bütün vatandaşlar içkiyi, uyuşturucuyu, sigarayı bırakırlarsa bu sorun ortadan kalkar, demokrasi de rahatlar :) tabi ki şaka yapıyorum. (ama her şakada bir gerçeklik payı.....) ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 06, 2008
Mantıklı bir cevap verecek olan varsa versin yoksa arkadaş gibi anlamsız cümleleri arka arkaya sıralayacaklar boşuna yazmasın.
...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 06, 2008
yuh be arkadasım surda iki gram insanca tartısma yapılıyor senin şu haline bak biz erkek değilsek sen insanmısın peki?hele bi şunun cevabını ver.
satsın bakalım tayyip amcan yarın öbür gün elinde soğan cücüğü bile kalmayınca neyi satacak?anasını da alıp gitmesıni söylediği çiftci amcaların tarlalarına mı karışacak?tamam yabancı sana 20 lira vericek ama elinde satıcak başka bişeyin kalmadığını farkedince ona mahkum olduğunu bildiğinde o yabancı amcaların seni tuvaletine bekçi bile yapıcakmı tabı yapıcak ama bu sefer 3 lira alırsan şanslı sayacaksın kendini. iyi sen daha sığ düşün yarın öbür gün o yabancıların .....,...enlerle beraber olamıycaksın onlar en azından kendilerini sağlama almış olacaklar sende kim bilir nasıl şartlarda olacaksın ama merak etme en azından erkek(!) olacaksın. ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 06, 2008
Erkek gibi cevap verin lütfen bu ülkeyi R.tayyip Erdoğan yabancılara satmadı mı?
Helal olsun sattı alkışlıyorum. neden mi? SAtmadan önce, X şirketi 10 kar ediyordu, vatandaşa 10 YTL dönüşü oluyordu bu karın. Şimdi yabancılar aldı, 100 kar ediyor ve bize dönüşü 20 YTL oluyor mesela. Demekki vatandaşın bunda çıkarı var, helal olsun Tayyip baba sat hepsini sat. Satki ş..refsizler cebine doldurup bize 0 vereceğine yabancılar doldursun da bari bize 3 kuruş para versin. anlamak ne kadar güçtür yarabbim , acaba yerli, bizden dediğimiz türk bildiğimiz Cem uzanların, koç holdinglerin ne farkı vardır elin ..lünden. Dahada aşağıdırlar neden mi? Çünkü onlar ekmeğini yedikleri kendi içinden çıktıkları insanları dolandırıyor, yabancı en azından düşmanını dolandırıyor. Atatürkçüymüş, kimmiş Atatürkçü siz mi? Bırakın bu ayakları, Atatürk öldü 1938 de ve onun zamanındaki düşünceler o zaman geçerliydi. Hadi buyrun bunu deme cesaretini de gösterin göstermezsiniz. Ama o kadar ahlaksızsınız ki, Kuran 1400 yıl önce geldi, artık devir değişti diyebiliyorsunuz. ama erkekliğiniz yetmiyor ki, Atatürk'ün zamanı başkaydı diyemiyorsunuz. Allah'ın kelamı sonsuza kadar doğru kalacaktır, ama Atatürk bir beşer olduğu için onun düşünceleri zamanla eskiyebilir. Herkesten ricam az erkek olun. ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 05, 2008
ne demek eleştiri her daim olması gereken daha doğruya daha güzele götüren bir araçtır sonuç olarak.yazımda recep abiniz hakkında ki fikirlerimin hoş olmadığını zaten anlamışsınız sizde ancak bu demek değil ki bir deniz amcadan da haz ediyorum.
evet sizin de dediğiniz gibi bunca yıl Atatürkçüyüm diyen iktidarlarda sömürdü şu güzel halkımızı buna asla bi diyeceğim yok nitekim yazımda da onları savunucu hiçbir şey de demedim diyemem zaten. sanırım siyaset böyle ya da bizim ülke olarak şansımız yok ki Atatürk'ten başka bir adam gibi adam olamadı yüksek mertebelerde.bundan önceki iktidarlarda da herkesin amacı cepleri doldurmak yakınları kayırmak kendi işini görmekti ne yazıkki şuanda da durum böyle işte benim sitem ettiğim nokta da bu. mado konusuna değinicem izninizle;dediğiniz gibi belediyelerce işletilen yerlerde içki ve sigara yasak ancak benim yazımda belirtmek istediğim işletilen bölüm değil tamamen herkese açık olan yürünülebilen ortak kesimdeydi ve belirtmiş olduğum birşey de "başkalarını rahatsız etmeden" sevdiği insanlarla bir iki bir şey içebilme özgürlüğünün çevik kuvvet polisleri tarafından ustunun aranarak gasp edlimesiydi.yoksa nara atarak insanları rahatsız ederek birşey yapılması tabiki özgürlük değildir ki bunun cezasıda mevcuttur. neyse dediğiniz gibi demokrasi herkesin mutlu olması değildir.şuan ben mutlu değilim siz mutlusunuz ancak umarım ilerde ikimizde mutsuz olmayız. ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 05, 2008
sayın ziyaretçi,
Nazik eleştiriniz için teşekkürler. Siteminizi gayet iyi anlıyorum. Bu yazı bir propaganda yazısı değildi aslında ama evet, sonuçta sevdiğiniz eğer bir devlet adamıysa övgünüz de propaganda oluyor malesef. Ama yazının bütününe bu gözle bakmak yanltıcı olmuş. Ben ogs recep abinin icadı demek istemedim, ki mp3'ler de hakeza.. sadece nerdeeen nereye diyorum.. Laiklik konusuna gelince, bizim anladığımız yahut anlamak istediğimizle sizinkisi örtüşmüyor farkındayım. Bize göre gerçek laiklik ibadet hürriyetidir, devletin dine dinin de devlete karışmamasıdır. sizinkinde ise devlet herzaman dine ve bireye müdahale ediyor niyeyse! İzin almadan din okulu bile açamıyoruz mesela (misalen söyledim, talep olarak değil). laiklik demokrasinin bir enstrümanıdır. Amaç değil araçtır, demokrasi gibi. Amaç ise daha mutlu ve huzurlu yaşamaktır. Din de bu yönde bir araçtır zaten, asla amaç değildir. Moda'da içki hususunu konuşmak biraz gerilimli olacak, biliyorsunuz belediyenin işlettiği yerlerde içki ve sigara satışı yasak. Hatta siz nasıl modada acı çekiyorsanız ben de çamlıcada sigara içemediğim için acı çekiyorum. Moda'da belediye içki satışına onay veremiyor yoksa ayrıcalık ve kargaşa olur diğer belediye yerleri de bu ayrıcalıktan faydalanmak ister ve bizler eskiden olduğu gibi sarhoş naraları arasında yürümekte zorlanır hava kararınca eve girmek zorunda kalırız. şu durumda içkiyi de sigarayı da kendi kişisel alanında tüketmek herkesin selametinedir. Bunu anlayışla karşılamanızı sizden asla beklemiyorum, sonuçta sizin fikrinizdeki insanlar iktidar olunca dilediğinizi yapacaksınız ve biz zor durumda kalıp tahammül edeceğiz. Demokrasi herkesin mutlu olması demek değildir malesef. bir tarafın mutluluğu diğer tarafın hüznü olabiliyor işte böyle. Spor dostluk kardeşliktir diye bütün maçlar 0-0 mı bitsin yani.. Bu dayatmalar ölene kadar bitmeyecektir sevgili dostum. Evde eşin, işte şefin, iktidar olabilitesi olan her organizma her zaman diğerine bir dayatmada bulunacak ve biz bir sınıra kadar tahammül edeceğiz. Ama malesef iş öldükten sonra da böyle olacak galiba. Bak siteminizin başında söylediğiniz ulu önder Atatürk'ün dayatmalarını o devirde aklımız alabilir miydi? Düşünsene gazete okuduğun harfler bile bir gecede değişti! Dayatmalar olmasa demokrasinin bir anlamı olmazdı zaten, herkes aynı fikirdeyse demokrasiye ihtiyaç ne ki! Yine de asıl pollyannacılığı şimdi yapıyor ve "keşke hiç olmasa" dileğinize yürekten katılıyorum. (Ama yine de çocuğuma 22'den önce yatağa girmesini deklare edeceğim). kayıp trilyon davası yeniden açılor bu arada, davanın haksız olduğu ve trilyonun nerede olduğu konusunda bir grup insan yırtınıyordu da medya size pek bildirmiyordu. Şimdi kendilerini aklama fırsatı verildi. Ama sadece trilyon değil, chpnin vergi borçlarını da yazmadık, hesap hatası yüzünden kaybolan trilyonu da yok, hatta emlak bankası skandalını da yazıya koymadım, zira amacım bunlar değildi. Bu ülkeyi bunca yıl Atatürkçüler Ulu Önder Atatürk diye diye soydular, şimdi kalkmış 6 yıldır doğal olarak iktidarda yıpratılmaya çalışılan bir recep abiyi anlatmamıza kızıyorsunuz.. Sizin canınız sağolsun, oy vermezsiniz olur biter. Biz bu ülkede ondan başka ülkesine hizmet eden adam görmedik, siz gördüğünüze teveccüh edin. sevgi ve saygılarımla Sunusi F. ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 04, 2008
Kişisel özgürlükleri kısıtlayan,havada bir demokrasi anlayışına sahip,bu ülkenin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün esaslarını kendi istedikleri ölçüde kabul eden ve onun düşüncelerine ne derece bağlı olduğunu herkeze gösteren,kayıp trilyonlar ile yolsuzlukları ile gündemde yer alan ancak aldıkları dokunulmazlıkların arkasına sığınmaktan hiçbir sakınca görmeyen kurucu ve üyelere sahip bir iktidarı bu kadar güzel bi şekilde anlatmak....bravo gerçekten neredeyse inanıyorduk herşeyin bu kadar güzel olduğuna.
ama ne yazık ki şuan başlarda olanların hiç bir farkı yok ötekilerden ne bir Demirel'den ne de bir Çiller'den hepsi kendi ceplerini doldurmanın ve kendi ideolojilerini halka dayatmanın peşinde.Teknolojık gelişmeler ogs,internet,altyapı vesaire bunların yonetımle alakası çok yok yanılmayın.1980lerda ogs sistemi mi vardı da uygulanacaktı yada teknolojı bu derece geliştimi de diğer iktidarlar getirmedi o yenilikleri halkına? aman yanlış anlaşılmasın ben ne başka iktidarları övüyorum ne de bu iktidarı ancak bu kadar da kör olmanın anlamını bilemiyorum.otomotivde ihracatta coştuk evet bu doğru ve güzel birşey ancak sanayide yapılan zamların alınan vergilerin küçük işletmeleri ne duruma getirdiğini de mi bilmiyorsunuz?evet sanırım bilmiyorsunuz. demokrasi mi özgürlük mü o da ne?ha şu her geçen gün elimizden yavaşça alınan kavramlar sanırım bunlar.evet recep abiniz özgürlükçü evet ama sadece kendi düşüncesine.türban üniversitede serbest olsun diye yırtınıldı.haklı olabilir kimse kimsenin kafasına taktığı bir bez parçasına karışamaz bunu savunuyorlar ki gayette mantıklı birşey ancak bir yönetim özgürlüklerden dem vurupta belediyeleri aracılığıyla insanların madoda yürüyüp kimseye dokunmadan bir bira içmesine izin vermiyosa,seni iskeleye üstünü arayıp alıyorsa orada bir durmak gerekmezmi?hani o insanın sevdikleriyle orada dolaşma,sevdiği birşeyi kimseyi rahatsız etmeden yapma özgürlüğü?peki o nerede? aman neyse tekrar diyorum ya keşke herşey dediğiniz kadar güzel olsa da kimse kimseye bir şeyler dayatmasa... ...
Yazan Ziyaretçi, Eylül 04, 2008
gayet iyi bir propoganda tebrikler.keşke her şeye bardağın dolu tarafıyla bakabilsek polyanna olabilsek.oysa lailkliğe ve bunun getirdiği düzene dil uzatmaya çalışan bir iktidarın olumsuz uygulamaları da yazınızda yer bulsaydı da bu kadar propoganda havası olmasaydı.
...
Yazan savasasik, Ağustos 28, 2008
Bu yazı insanda bağımlılık yapıyor. Sunusi abi harika bir anlatım. Gözlerimi kırpmadan okudum. Okudukça göğsümün kabardığını hissettim. Biz harbiden geleceğe ümitle bakıyoruz...
Savaş AŞIK ... Yazan Ziyaretçi, Ağustos 24, 2008
harika özetlemişsiniz, tekrar tekrar okumak istiyor ve o güzel günleri o güzel olmayan ama güzel günlere gebe olan günleri tekrar tekrar hatırlamak istiyorum.
çünkü insanlar unutuyorlar. sorsan istanbullu aç susuz kaldığı günleri hiççç hatırlamaz, işte o zaman CHP onlara müstahak oluyor. İnsanlara hatırlatmak lazım. Teşekkürler. Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Yazarlık Başvurusu |
| İstanbul Hatırası |
| E-Dergi Temmuz 2008 |
| E-Dergi Ağustos 2008 |
| E-Dergi Eylül 2008 |
| E-Dergi Ekim 2008 |
| E-Dergi Kasim 2008 |
![]() |
| Müslümanca Yaşama Üzerine Denemeler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Ya Sev Ya Terket |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkçe İbadet Saçmalığı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Masallaşan Kimse! |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Yağmurun Anlamı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Sahibinden Satılık Hayatlar |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkiyede Rapçi Olmak |
| Diğer Yazılar |
Şaban dişlilerin Tayyip Bey'in sağ kolu olup, sonra haram yediğini gördü.
Allah bize Tayyip Bey'in haram yiyenlere gereken cezayıda verdirdiğini göstersin inşallah.
Aşağıdaki linke bakılırsa Şaban Dişli hala AK KADRO nun içinde :(
http://www.akparti.org.tr/milletvekilleri.asp