| İş Dünyası ve Gelişmesi |
|
|
| Yazar Mustafa Kont | |
| Pazar, 10 Ağustos 2008 | |
|
İki yıla yakındır içinde bulunduğum iş dünyasından biraz bahsetmek belki bir kaç udak tespit yapmak için yeterli bir süre olabilir. Bu sebeple biraz tecrübe aktarımında bulunmak istedim. Eyvah ülkem. Bu kadar genç nüfus ama bir hiçle uğraşan milyonlarca kalabalık. Hedefsiz gayesiz kitleler. Herkesin derdi üç kuruş para olmuş, kefenin cebini doldurmak derdine düşmüş millet. Bir çuvalla parası olanlar birşeyler yapıyor birde idealleri olanlar. İş dünyası o kadar kısır bir döngüye girmiş ki, üretkenlik yok denilebilir. Nasıl üretsin ki insanlar, sabahtan akşama kadar Excel Word ile uğraşmaktan, basit bir programın 10 saniyede yapacağı işe saatlerini sarfetmekten üretmeye vakit kalmıyor ki. En basit raporlar bile, ülkemin karizma şirketlerinde hala insan eliyle hazırlanıyor. Halbuki 2000 YTL verip bir üniversite öğrencisine bile yazdırılabilecek bir raporla ne kadar zaman kazanılabilir tahmin edemezsiniz. Fakat diyorum ya, azim kararlılık ve idealist düşünce insanımızda yok, böyle olmayıncada herkes “nasıl olsa hallediyoruz, şimdi onunla mı uğraşacağım?” diyerek boşveriyor. O boşverdikçe insanlarımız hammaliye işlere gömülüyor ve günler bomboş aynı şeyleri tekrar ede ede geçiyor. Ne mi yapmak lazım, cin gibi yöneticiler bulmamız lazım. Çünkü bu üretkenlik işini, işyerinin günlük işlerini yüklenmiş birinden beklerseniz, zaman bulması çok zor. İşi geliştirmek olan mühendisler istihdam edilmesi şart. Bu mühendis sadece izleyecek, o kadar boş vakti olacak ki, millet bu neden bu kadar para alıyor diye kızacak hatta. O mühendis boş gezecek ama zihni boş durmayacak devamlı sorgulayacak ve yapılabilecek iyileştirmeleri görecek. Çalışanlarla sohbet edecek, dertlerini dinleyecek, bilgisayar kullanırken, makina kullanırken, çalışanları takip edecek ve iyileştirme noktalarını bulacak. Bu noktadan sonra Kaizen mantığıyla ufak ufak iyileştirmeler yapılacak devamlı iş yerinde. Bir başka teklifte şu olabilir. İş yeri çalışanına ürettiği ve uygulanabilir her fikri için yüklü miktarda para verecek. Bu fikirler bir kurulda incelenecek ve onaylandığı takdirde, fikir sahibine bir takdir madalyası değil, 10.000 YTL prim verecek. Onaylandığı zaman iş yerine getirisine paralel bir aylık ek kazanç sağlayacak fikir sahibine. İşte o zaman çalışanlar bakın neler üretiyorlar. Şu anda uygulanan nedir? Şu an iş yerleri fikir tahtaları ve fikir kutuları oluşturmuş durumdalar, fakat verdikleri ödül dilenciye sadaka vermekten daha öteye geçmiyor. Buda ister istemez insanda bu işi laf olsun diye yapıyorlar izlenimi oluşturuyor. En küçüğünden, en büyüğüne tüm iş yerlerinin buna ihtiyacı var. Otomotiv fabrikasının da ihtiyacı var, promosyon kalem üreten imalthanenin de. Çünkü bir kalkınma hamlesine ihtiyacımız var. Nedendir bilinmez Avrupa yada Amerikada yapılmamış bir şeyi yapan bir iş yeri yok denecek kadar az. İlla onlar yapacak ki bizde faydasına inanalım. Halbuki taklit ilmi almakta olmalı değilmiydi. Tamam ilim üretemiyoruz, ama üretilmiş ilmi de kullanamıyor muyuz? Bakalım nasıl yapıldığını, teorisini inceleyelim ve uygulayalım, devamı gelecektir. Biz ne yapıyoruz birebir fiilleri taklit ediyoruz, halbuki teori üzerinden gitmemiz gerekir. Nasıl oluyor da peki üretmeyen, gelişmeyen bu iş yerleri koca bir dünya ekonomisi karşısında ayakta durabiliyorlar. Cevap gayet basit, ya faizle para kırıyorlar, yada devlet desteği. Halbuki devlet bunlardan desteğini kesse ve faizle köşe dönme dönemi tamamen kapansa ya bunların hepsi batacak yada gelişeekler. Bir farklı düşünce daha olabilir. Ayakta kalmaları kolay, çünkü dünya da aynısını yapıyor. Bu sebeple Avrupa almış başını gidiyor, dünyanın geri kalanı battıkça batıyor. Fakat gelin görün ki dibimizdeki İran, dünyada eşi bulunmayan füzeler geliştiriyor, araba üretiyor, genetik çalışmalar yapıyor. Biz hala yerimizde sayıyoruz. Çok karamsar olmamak lazım ama çokta umutlu olmayalım. Çünkü insanlarımız hala kalıplarının dışına çıkabilmiş değil. Hala iş çevresi hükümetlerden medet umar durumda. Esenlikler dilerim. Yorumlar (2)
![]() ...
Yazan Ziyaretçi, Ağustos 10, 2008
Bizim gençlerimiz artık hazırcılığa alıştı..İdeolojik bir görüşü yok.İdeolojik görüşü olan gençlerin amaçları olur.Amaçları olan gencin yaşamda çalışkanlığı olur.Ama malesef bu kalmadı.Gençlerimiz Avrupa'nın yolunu tutmayı marifet sayıyorlar. Oysa orada Türkiye'dekinden daha çok çalışıyorlar.Bir arkadaşım 4 de işe gittiğini söylemişti.Düşündüm Türkiye'de sabah dörtte çalışmaya başlasa trilyoner olurdu..Üretmeyen üretmeyi düşünmeyen çalışmadan kazanmanın hesabını yapan gençlik ileride bize çok problem çıkaracaktır.
... Yazan savasasik, Ağustos 10, 2008
Abi maalesef bizim işverenlerimizde iş disiplini ve pratikliği olmayınca bu çalışana da yansıyor. Doğal olarak işlerimize de. Bu yüzden de zaman kaybıyla bir çok şeyi kaybediyoruz.
Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Yazarlık Başvurusu |
| İstanbul Hatırası |
| E-Dergi Temmuz 2008 |
| E-Dergi Ağustos 2008 |
| E-Dergi Eylül 2008 |
| E-Dergi Ekim 2008 |
| E-Dergi Kasim 2008 |
![]() |
| Müslümanca Yaşama Üzerine Denemeler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Ya Sev Ya Terket |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkçe İbadet Saçmalığı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Masallaşan Kimse! |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Derbi Gecesinden İzlenimler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Yağmurun Anlamı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Sahibinden Satılık Hayatlar |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkiyede Rapçi Olmak |
| Diğer Yazılar |