Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Davaya Hallac Olmak Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Yazar Cüneyt Ünal   
Cuma, 31 Ağustos 2007
 Hz Ömer’e ait olan bir söz vardır… ”Kişi inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar”.
Ülkemizin en büyük sorunlarından biri inandığını yaşayamamak… İnandığını yaşa(ya)madığı için bir dönüşüme uğruyor. Dönüşümden sonra artık kendisinin doğru davasının yanlış olduğunu sanıyor.
 Üniversitelerde insanın dünyevi ya da siyasi görüşleri şekillenmeye başlıyor. Kendisine doğrular belirliyor ve o doğrular için mücadele etmeye başlıyor. Fakat o insanlar inandıkları davalarının emrettiği şekilde yaşayamadıkları için amaçlarına ulaşamıyorlar. Amaçlara ulaşamayınca da kabahati kendisine değil de davasına yüklemeye başlıyorlar. Sonra da davalardan kopup gidiyorlar. Amerikan emperyalizmine hayır diye stant açanların, altında Levi’s kot bir ellerinde Coca Cola diğer elinde Marlboro olunca ister istemez kuşkuya kapılıyor. Bu ne biçim tezattır. Amerikan emperyalizmine hayır diyorsan bunu tüm azalarınla tüm yaşam tarzınla uygulaman lazım ki bir başarıya ulaşabilesin. Millete faiz haramdır diye ağlamaklı vaazlar veren hocanın bankadan kredi çekmesi kadar komik bir şey olabilir mi? Ramazan da oruç tutmuyor diye insan dövenler kahvehaneye gidip sigara tüttürünce davasını yaymış mı olacak?
Cumhuriyet mitingleri, terörü telin mitingleri ya da Peygambere hakaret edenleri kınama mitingleri ile dava yücelir mi? Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenler acaba cumhuriyet için ne yapmışlardır? Ceplerinden, alın şu parayı devletim İMF ye borcunu ödesin mi demiştir? Herkes şöyle düşünebilir, tek kişinin ödemesiyle İMF borcu mu ödenir? Ama mitinge gelenlerin hepsi cüzi bir şey katsa yüz binlerin katıldığı bir deryadan ne kadar para çıkardı düşündüler mi? Bu para toplama işi mitinglere destek vermeyenlerin yüzünü kızartmayacak mıydı? Yahu şu adamlara bak bu kadar para toplamışlar devlet için ben bunlar kadar olamadım demez miydi? Bu göle benden de bir damla olsun demez miydi?
“Terörü telin edin” diyenler acaba insanlık adına ne yapmıştır. Köy ortamından çıkmış bir çocuğa burs mu vermişlerdir? Terörü besleyen kaynakları kurutmak için çözüm yolu mu üretmişlerdir?
Peygamberimize hakaret mitingine katılanlara ne demeli… Ellerine parti bayrağını alıp Peygamber sevgisini kendi tekellerinde gördükleri sürece hakarete karşı yaptırım uygulayabilecekler mi? İslam’ın engin hoş görüsünün herkes için geçerli olduğunu düşünmeyip de sadece kendi zihniyetlerinin tekelinde olduğunu düşündükçe ne insanları kucaklayabileceklerdir ne de kendi davalarında bir damla olabileceklerdir.
Son örnek pazarlardan olsun. Bir esnaf düşünün pazarlarda kusurlu malı satmak için bin bir takla atıp yalan söylüyor, sonra şikayet ediyor, efendim kazancım yetmiyor diye. Bu adamın para kazanma davasında başarılı olabileceğini düşünebilir misiniz?
Geçmişe bakmak lazım… Davası uğruna çile çekenler, davası için yaşayanlar, davasını hakkıyla yaşayanlar şimdi arkalarında önemli kitleleri toplamışlardır. Peygamberimiz davasını hakkıyla yaşadığı için ardına milyarlar düştü. Che Guavera davası uğruna hayatını feda etti. Şimdi arkasında bir yığın insan var.
Davamızı yüceltmek istiyorsak davamızın değerlerini sıkı sıkıya benimseyeceğiz onu hayatımızın her anına uygularsak bir Hallac-ı Mansur oluruz. O davasını o kadar özümsemiş ki Allah’tan başkasını görmediği gibi kendini dahi görememiş. Kendini göremeyince ENEL HAK demiştir. Damla okyanusa düşünce o damladan eser kalır mı? Damla okyanusun içindeyken, ben damlayım deyip kendini okyanustan çıkarabilir mi? Hallac da kendini davasının okyanusuna kendisine damlatmış ve kendisinden bir eser bulamamış. Davamızı Hallac gibi elimiz kolumuz kesilecek kadar seviyorsak işte o zaman hakiki dava adamıyız demektir. Allah bizlere Hallac gibi inandığımızı yaşamayı nasip etsin…
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki