Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Sonunu Düşünmeyen "Adam" Değildir Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Yazar Filiz Konca   
Salı, 05 Ağustos 2008

  Hz. Mevlana mürşid kitap olan “Mesnevi” sinde şöyle bir hikaye anlatır.(4.cilt,beyit 1565 vd.)
 
 “...O köle, nazenin padişaha savaşla, varlıkla, kinle dolu bir mektup yazıp gönderir.

  Kalıbın, cesedin mektuptur, ona dikkat et, padişaha layık mı, değil mi? Bir anla da sonra gönder! Bir bucağa git, mektubu aç, oku... Bak bakalım, içindeki sözler, padişahlara layık olan sözler mi? Layık değilse o mektubu yırt, çaresine bak, başka bir mektup yaz!

   Fakat ten mektubunu açmayı kolay sanma. Yoksa herkes gönül sırrını apaçık görürdü! Bu mektubu açmak ne güçtür, ne sarptır! Erlerin işidir bu, çocuk işi değil!

   Hepimiz, fihriste kani olmuş kalmışız... Çünkü heva ve hevese, hırsa bulaşmışız!
Halbuki o fihrist, ona baksınlar da metni de öyle sansınlar diye halka bir tuzaktır.

 

   Mektubu aç, bu sözden baş çevirme! Allah, doğruyu daha iyi bilir! Mektubun fihristi, dille ikrar etmeye benzer... Halbuki sen gönül mektubunun metnini sına! Bak bakalım, ikrarınla muvafık mı? Buna bak da işin, münafıkların işine dönmesin!
Ağır bir çuval yüklenip götürmeye koyulsan onun dışına bakmakla yükü hafiflemez    ki! Asıl içine bak...Çuvalda acı, tatlı ne var, bir gör de taşımaya değerse taşı! Yoksa
çuvalındaki taşları boşalt... Kendini bu saçma işten, bu ar olan yükten kurtar gitsin!
Çuvala aklı erer padişahlara, sultanlara götürülebilecek şeyleri doldur!”
   Evet... Şöyle bir hayatımızı düşünecek olursak... Bugüne kadar gönül sayfamızda  neler yazdık? Ötelerde mektubumuz açıldığında Allah’ a layık şeyler olacak mı? Yoksa mektubu dünya sevgisi, heva ve hevesin marifetleri mi doldurdu? Yoksa şeytana uşaklık mı yaptık? İzzet ve şerefi kimlerin ve nelerin yanında aradık? Hak ve hakikatleri çiğnedik mi? Allah’ ın hükümlerine aldırış etmedik mi? Yoksa Allah’ ın hükümlerini beğenmeyip kendi görüşlerimize, keyfimize mi tabi olduk. Rabbimizin bizim için emrettiği hayat programına karşı mı geldik? Kabule tenezzül etmedik mi? Nefis atına binebilen yiğitlerden mi olduk, yoksa nefsimizin peşinden mi koştuk? Allah erlerini hor mu gördük? Hz. Mevlana  “Nefsiyle savaşmak alçak adamın işi olamaz. Eşeklere misk sürüldüğünü gördün mü hiç?” der. Kime kul olduk? Kime şükrettik? Allah’ ın rızasını kazanma derdinde olan yiğitlere karşı Ebu Cehil’ i, Ebu Leheb’i aratmayacak hallere mi düştük? Yoksa Rabbimizin emir incilerini kırmaktansa dünyayı, hayatını hiçe sayanlardan mı olduk? Kur’an’a ve Sünnet-i seniyyelere sarıldık mı? Yoksa şirke mi düşüp duruyoruz?
  Kendi kendimizi zillet, günah ve rezillik uçurumlarına mı yuvarladık? Nefis putunu bizi hiçlikten yokluktan varlık alemine getiren ve hesapsız nimetler veren Rabbimizden daha mı çok sevdik? Nefis putunu kırabilen yiğitlerden mi olduk? Yoksa nefsimize mi kulluk ettik? Mektubumuzu okuyacak yüzümüz kalmadı mı?

  Hz. Mevlana “Bu mektubu açmak ne güçtür, ne sarptır! Erlerin işidir bu, çocuk işi değil!” ,  “Sonunu düşünmeyen adam değildir” diyor. Evet... Hz. Mevlana’nın dediğine kulak vermek gerektir.

         “Layık değilse o mektubu yırt, çaresine bak, başka bir mektup yaz!”

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy
 
< Önceki   Sonraki >

İSTATİSTİK

Üyeler: 105
Haberler: 360
Web Bağlantıları: 17
Ziyaretçiler: 312385

BAĞLI KULLANICILAR

Şuanda 2 misafir bağlı