Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Cumhurun Geleceği ve Yeni Cumhurbaşkanı Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 14
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Cuma, 31 Ağustos 2007

Devrimler toplum hayatındaki örüngeyi değiştiren ve yeni bir düzene geçmeyi sağlayan araçlardır. Türkiye Cumhuriyetinin temelleride bir devrimle atılmıştır. Toplu halde tüm gücü eline geçiren kadrolar hayatın ve toplum yapısının her alanına müdahale etme gücüne erişmişlerdir. Bu güçle istedikleri gibi boş sahada top koşturmuşlar ve rakibin  korumadığı kaleye bol bol gol atmışlardır. Böylece topluma yeni bir yörüngeye oturtulmuştur. Bu manada devrimler toplumları yeni bir yörüngeye oturtmak için şarttır denilebilir. Aslında şart olan şey tüm gücü devrimcinin elinde toplamasıdır. Yoksa osmanlı zamanındaki Namık Kemaller, Mithat Paşalar ve Prens Sabahattinlerde bir devrim peşinde idiler. Fakat gücün tamamını elinde alamadıkları için devrimler başarılı olamamışlardır yada bir nebze başarılı olmuşlar ve toplumun her alanına sirayet edememişlerdir. Basitçe görünüyor ki, devrimdeki başarı güce, gücün tamamıyla bir elde toplanmasına bağlıdır.


Devrimler için şartlar arasında, halk tarafından kabul edilmek diye birşey yoktur. Devrimler genelde halka rağmen halk için matığıyla çalışan süreçlerdir. Daha sonra bu hareketler “halk” hareketi oluverirler. Çünkü silahı ve dolayısıyla gücü elinde bulundurmayan halk güçlüye ya sığınır yada ondan taraf görünür ki, gece rahat uyusun, gündüz rahat dolaşsın. Fakat asla bu devrimler halk hareketi değillerdir. Türkiye tarihinde henüz halk hareketi olan bir devrim görülmemiştir. Yada bir kısımların iddia ettiği halde biz göremedik.
Bugünlerde Türkiye’de bir değişimden söz ediliyor. Ak Parti’nin seçtiği cumhurbaşkanı artık devletin zirvesine yerleşmiş durumda. Beklentiler yüksek. Büyük bir değişim sürecine girildiği, eski CHP mantığından Türkiye’nin kurtulduğu, daha gelişmeye açık, daha manevi değerlerine saygılı bir toplum olma yolunda büyük adımlar atıldığı düşüncesi hakim toplumda. Aksi söz konusu aslında. Toplum desteği yüzde 50’ler oranında olan Ak Parti’nin asıl desteği zor zamanlarda görülecektir. Çünkü devrimler ve yörünge değişimleri ancak silah gücü ile oluşan süreçlerdir. Henüz Türkiye’de silahın konuşma zamanı gelmemiştir. Ne zaman ki, insanlar can güvenliklerinden kuşku duyar hale gelir, işte o zaman halk güçlüyü görmeye çalışır,  güçlülerin aralarında kapışmasını izler ve en güçlüyü görmeye çalışır. En güçlü ortaya çıktığında ise can güvenliğini sağlamak için onun yanında yer alır. Bu sebeple asla kimse Ak Parti’nin toplumu değiştirmek için %50 gibi bir güce sahip olduğunu iddia edemez, belki var olan zemin üzerinde iyileştirme yapmak için Ak Parti %50 gibi bir halk desteğine sahiptir. Fakat zemini değiştirmek, yörüngeyi farklılaştırmak için %50 desteğe sahip değildir.

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması, toplumun sadece var olan zeminden ve sistemden rahatsız olduğu anlamına gelir. Bu düzenin toplumun genelini memnun etmediğini gösteren bir durum var ortada. Ama güç hala var olan sistemin savunucularının elindedir. Bu sebeple kimse büyük bir değişim beklemesin.
Peki halk istediği yörünge değişikliğini yapmak için önderlerine gücü nasıl verecektir? Büyük bir olgunlaşma süreci gerekir bunun için. Bu sürecin içeriğini, siyasilerin küçük ve planlı adımları ile  kanaat önderlerinin çalışmaları oluşturur. Toplumun olgunlaşması gerekir. Toplum var olan zeminde ayağının kaydığının ve bir gün kafa üstü düşeceğinin farkındadır. Ama önündeki alternatifler arasında en doğru olanı henüz seçebilmiş değildir. Topluma yeni alternatifin kabul ettirilmesi ve tüm bilinciyle toplumun  yeni alternatife inanması için uzun zaman ve büyük çabalar gerekir. Acele sadece katedilmiş mesafelerin boşuna harcanması olur ki, buda büyük bir zaman ve insan gücü israfıdır. Bu sebeple, sonuçları siyasilerden beklemek anlamsızdır. Sonucu toplam olarak, siyasi, ilmi ve ahlaki çalışmalardan beklemek gerekir.
Ak Parti hükümeti ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminden çok büyük beklentiler içerisine girerse Türkiye toplumu çok büyük bir yanılgıya düşmüş olur ve belkide 30 yıllık emeği, sabrı, çalışmayı boşuna heba eder. Sabırlı olmak ve uzun sürede kaybedilen “hak-batıl” savaşını, uzun sürede kazanmayı planlamalıdır.
Üzüntüye ve sıkıntıya katlanmaya devam etmeli, geçmişteki uzun süreli rahatlığın acısını bir süre daha çekmeliyiz ki, rahatlık geri gelsin.
 

Yorumlar (3)Add Comment
inşallah
Yazan scorpii, Şubat 18, 2008
inşallah müslümanca yaşayacagımız günler gelir.. osmanlının bittiği gibi müslümanların gücüde nasıl azaldıysa birgün inşallah o güce ulaşabiliriz yeniden.. inşallah..
Mehmet Eygi'de durumu anlamış.
Yazan Abdullah Medine, Eylül 02, 2007
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=266025
bu linkte Mehmet Bey'in yazısı ile ilgili haber var.
değişim
Yazan gürcü, Ağustos 31, 2007
Değerli yazarımız dediklerinize aynen katılıyorum bizler kulaktan duyma bilgilerle islamı, dolahısıyla hayatı yaşamaktayız. Bizler bilinçli bir şekilde yaşamaya başladıkmı herşeyin kendiliğinden değişeceğini fark edeceğiz. Allah bizleri çok okuyan bir toplum eylesin.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >