Yazarlar
Sizden Gelenler
Öncelikli Olarak Çocuklarınızı Dağa Göndermeseniz? 


| Öncelikli Olarak Çocuklarınızı Dağa Göndermeseniz? |
|
|
| Yazar Misafir Yazar | |
| Pazar, 01 Haziran 2008 | |
|
Sabahattin Talu Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır DTP'li kadınların oluşturduğu ve genellikle İstanbulda eylemler gerçekleştiren Barış Anneleri İnisiyatifi adı verilen oluşumu, bir dönem, sanıyorum 2003 yılı içerisinde, her Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde yapılan eylemlerden biliyoruz. Cumartesi Anneleri olarak da adlandırılan DTPli kadınlar, Aponun Kenyada yakalanması ile faaliyetlerini tamamen Apoya endekslemiş ve tüm eylemlerinde Başkan Apoya özgürlük sloganını ağızlarından hiç düşürmemişlerdi. Derken, Barış Anneleri İnisiyatifi tarafından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 11 Mayıs Anneler Günü ile ilgili olarak yurdun çeşitli illerinde yapılan, DTP li milletvekillerinin katıldıkları ve Öcalan için Kürt halk önderi ve Sayın Öcalan gibi ifadelerin kullanıldığı etkinliklerde ise bu sefer, çok muhtemeldir ki yine Apo nun talimatı üzerine, Çocuklarınızı askere göndermeyin çağrısı yapılarak, bir anlamda kampanya başlatılmış. Çağrı metninde de özetle; Bölgemizdeki savaş nedeniyle yüreğimiz yanıyor. Dağlarımız bombalanıyor, bombalar çocuklarımızın üzerine yağdırılıyor(!) Çocuklarımızın cenazesi ne zaman gelecek korkusuyla yaşıyoruz. Anneler gününü, büyük fedakârlıkla büyüttüğümüz çocuklarımız (!) ile birlikte kutlamak isterdik. Ancak, bu kirli savaş (!) buna engel. Operasyonlar devam ettiği sürece çocuklarımızı askere göndermeyeceğiz. Bütün annelere, Türk annelerine de sesleniyoruz. Çocuklarınızı ölüme göndermeyin denilmiş. Bülent Ersoy un bir televizyon programında yaptığı Mümkün değil ama, bir oğlum olsa, bu şartlarda O nu askere göndermek istemezdim şeklindeki açıklaması, zamanlama açısından işin tuzu biberi olmuş, bunu fırsat bilen örgüt ve yandaş medya, Bülent Ersoy a sonuna kadar destek verdiklerine dair açıklamalarını, hiç zaman kaybetmeden dillendirerek konuyu gündemde tutmaya özenle gayret sarf etmişti. Oysa, Bülent Ersoy un, bugüne kadar, Türkiye, vatan, millet ve ülke sevgisi, Mehmetçik Vakfına yaptığı hatırı sayılır yardımlar, TSK, PKK ve terör konusunda basına yansıyan on larca, yüz lerce açıklaması varken ve herkes tarafından biliniyorken, ne hikmetse (!), tüm bu açıklamalar, işlerine geldiği gibi bilerek ve istenerek, sinsice göz ardı ediliyor, sarf edilen talihsiz denebilecek tek bir açıklama cımbız metoduyla çekilerek kullanılmaya çalışılıyordu. Ayrıca burada dikkat çekilmesi gereken çok önemli ve ince bir husus var. Bakın çağrıda Oğlunuzu ölüme göndermeyin deniyor. Yani, Askere giden herkes ölümle karşı karşıya kalır anlamına getirilerek, neredeyse askerlikle ölümü eşitleyen son derece sinsi bir mesaj verilmeye çalışılıyor. Oysa her dönem on bin lerce genç insan gururla asker gidiyor ve onurla da geri dönüyorlar. Tam da burada, bir parantez açarak dağdaki yaşam sürecini ele almak gerekiyor. Örgüte katılmak üzere dağa giden zavallı ve kandırılmış bir gencin dağdaki yaşam süresi, hiçbir çatışmaya katılmamış olsa dahi ve biraz da şansı varsa, azami 5 ila 7 yıl arasında. Yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bu sonuca göre dağdaki bir terörist, sert doğa şartları, yakalanılan amansız hastalıklar ve gıda zehirlenmeleri gibi doğal koşullar nedeniyle ancak bu kadar bir süre yaşayabiliyor. Kendi aralarındaki husumetten kaynaklanan tartışmalar sonucu yaşanan silahlı çatışmalar ve örgüt içi infazlar gibi diğer birçok neden ise işin cabası. Dolayısıyla, askerlik ile ilgili propaganda amaçlı söylenen Oğlunuzu ölüme göndermeyin söyleminin, ne derece komik olduğu ve gerçekte ise örgüt için dillendirilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan, askere gidip maalesef şehit olan ana kuzusu bu gençler, kim tarafından öldürülüyor, hayatlarına son veriliyor, muhatap alınması gereken kim; PKK. Peki, bu durum son derece net ve açıkken, neden tek suçlu PKK ağızlara dahi alınmıyor da Devlet her zaman olduğu gibi sorumlu tutulmaya çalışılıyor(!). Dağda üzerlerine bombalar yağdırılıyor dediğiniz çocuklarınız, dağa çiçek toplamaya mı gidiyorlar(!) Çiçek sevgisi dolu bu gençlere, Göz-gez-arpacık tekniği çiçek toplamaları için mi öğretiliyor(!)
Askere göndermeyin çağrınızın yerine, en başından Dağa göndermeyin çağrısı daha doğru olmaz mı? Bunu, gerçek bir adres olan tek muhatap PKK ya uyarlayıp, Çocuklarımızı almayın, geri gönderin, serbest bırakın demeniz çok daha mantıklı değil mi? Olan biten tüm bu yavuz hırsızlıklarla ilgili tek bir cümle söylemek gerekirse, sanırım, ancak ve ancak ve sadece Pes doğrusu denebilir. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Yazarlık Başvurusu |
| İstanbul Hatırası |
| E-Dergi Temmuz 2008 |
| E-Dergi Ağustos 2008 |
| E-Dergi Eylül 2008 |
| E-Dergi Ekim 2008 |
| E-Dergi Kasim 2008 |
![]() |
| Müslümanca Yaşama Üzerine Denemeler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Ya Sev Ya Terket |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkçe İbadet Saçmalığı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Masallaşan Kimse! |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Derbi Gecesinden İzlenimler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Yağmurun Anlamı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Sahibinden Satılık Hayatlar |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkiyede Rapçi Olmak |
| Diğer Yazılar |