Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Darağacındaki Haysiyetimiz Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Cuma, 31 Ağustos 2007

 30 Aralık 2006, Kurban Bayramı arefesinde Irak devrik lideri Saddam Hüseyin idam edildi. Saddam’ın asılması ne demek, asanlar ne demek istediler, biz ne demeliyiz?
Dağılmışlığın, kendi sorunlarıyla boğuşuyor olmanın verdiği acziyet sebebiyle, küfrün topraklarımıza girmesine, analarımızı, evlatlarımızı katletmesine, namusumuzu çiğnemesine göz yumuyoruz, yazıklar olsun İslam alemine. Şahsi husumetleri, şahsi çıkarları adına ümmetin çıkarlarını göremeyen idarecilere, aydınlara, yöneticilere yazıklar olsun. Bugün Saddam asıldı, belki çok sallandırdılar ipte, kinlerini kusmak için, fakat bilmiyoruz ki orada sallanan bizim şerefimiz, bizim haysiyetimiz idi. Saddam bundan daha çoğunu, belki işkence çekmeyi bile hakediyordu ama bunu asla küfrün ordularına yaptırmamalıydık. Biz kendimiz bir şekilde, siyasi manevralar yada halkı örgütleyerek becermeliydik. Fakat beceremedik ve bir kere daha  küfrün orduları topraklarımıza saldırdı. Evlatlarımızı gözlerimizin önünde katlettiler, kadınlarımızın ırzına geçtiler, geleceğimizi yoketmek için ilim adamlarımızı öldürdüler. Bizler sustuk, hala susuyoruz, yazıklar olsun İran’a, yazıklar olsun Pakistan’a, yazıklar olsun Mısır’a.

Batının dini taassubundan kurtulamadığı, hala haçlı mantığıyla hareket ettiği ve haçlı seferlerinin devam ettiği aşikardır. Dün Pierre L’ermite   bugün George Bush hıristiyan dünyasını ateşlemekte ve üzerimize saldırtmaktadır. Dikkat edilsin çok insancıl bildiğimiz Avrupa devletleri ve Avrupa kültürü ordularıyla Amerika’nın daima yanındadırlar. Bu devletler beraber hareket ederken, Saddam’ı devirmek için orda olduklarını söylüyorlar, fakat acaba bu kadar gelişmiş haber alma ağları, teknolojileri olan bu devletler orada hergün olan katliamlardan, tecavüzlerden yada yıkımlardan haberdar olamıyor mu? Oluyorsa neden susuyor? Gücümü yok da bir şey yapamıyor, yoksa durup seyretmek (Bosna’da Hollanda askerlerinin yaptığı gibi) işinemi geliyor?

Kısa zaman içinde, küfür bütün ordularıyla islam topraklarına girdi ve islam topraklarını kana buladı. Haysiyetimizin ayaklar altına alındığı bu iki savaşta ümmet olarak hiç bir şey yapamadık. Seyretmekten başka hiç bir şey. Televizyonlarda seyredip iç çekmekten başka hiç bir şey yapamadık. Peki artık, dirilişin zamanı daha gelmedi mi? Ne zaman kendi işimizi kendimiz halledeceğiz. Sanıyoruz ki hepimiz farklı devlet, farklı milletiz, ama unuttuk, hani neydi?
• “Kafir olanlar birbirlerinin dostlarıdır” (Enfâl: 73)
• “Küfür tek millettir.” (Hadis)
• “Efendiler, Bir millet,varlığı ve hakları için maddi ve fikri bütün kuvvetleriyle ilgili olmazsa,bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa,
şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.”  (M.Kemal Atatürk)

Her ne sebeple olursa olsun, küfür tek millet olmuş islam topraklarına saldırmakta, şerefimizi ve namusumuzu çiğnemektedir. Peki biz ne yapıyoruz diye kendimize ne kadar soruyoruz? İç çekişmelerin olmama ihtimali belki yok denecek kadar azdır fakat iç çekişmeler bizleri bir bütün olmaktan alıkoymamalıdır. Karşısında güçlü bir direniş bulamayan batının kan kusan orduları gün gün vatanımızı sömürmek için saldırmaya devam etmektedir. Neyi göstermiş oldu Amerika ve müttefikler bu idamla bizlere hiç düşünüyormuyuz?  İstediğimiz zaman geliriz, yakarız, yıkarız ve seçilmiş yada seçilmemiş istemediklerimizi indiririz. İşte bunu yapabilen bir kaba kuvvete karşı yapacak bir şeyi olmayan, “Hayır gelemezsin, yapılması gereken bir şey varsa onu ben yaparım.” diyemeyen bir ümmet, yarın kendisine aynısının yapılmasını meşrulaştırmış olmaktadır. Bugün Irak halkı, Irak vatanıyla beraber olmayan, o toprakların selameti için sıkıntıya girmeyen toplum ve devletler yarın kendi başlarına aynı şey geldiğinde nasıl yardım isteyeceklerdir?  Bu sebeple bir an önce toplumsal dinamikleri harekete geçirmeli, söz dinlemeyen, gerçeği görmeyen idarecileri uyandırmak ve ümmetin sorunlarıyla bir bütün olarak ilgilenmelerini sağlamak zorundayız. Bunu Mısır da, Pakistan da, Türkiye de, Sudan da yapmak zorundadır. Aksi takdirde bir 300 yıl daha sömürüleceğiz acı çekeceğiz. İçimizdeki Saddamları kendimiz asmayı becerebilirsek, işte o gün küfrün saldırılarına karşı durmayı da öğrenmiş olacağız.

Nasıl küfür bizim için tek millet ise, bizde onlar için tek milletiz. Dünyada zulmün hakim olduğu topraklara bakalım, hepsinde müslümanlar vardır. Bir savaş bölgesi yoktur ki içinde müslümanlar olmasın. Gücü eline alan katil ruhlu, hasta batı medeniyeti, öteki bildiği, asla beraber yaşamayı beceremediği müslümanlara saldırmakta, vahşice zulüm yapmaktadır. Unutmayalım onlar için tek milletiz, bunu ne zaman, ne ilerleme nede diyalog değiştirecektir. Batı anlamamakta 800 sene (Haçlı Seferleri)  öncede direniyordu, 150 sene öncede anlamadı, şimdide anlamayacaktır. Onların bizi anlamasını kabullenmesi beklemek yerine, biz kendimizi onlara anlatmak, olduğumuz gibi kabul ettirmek zorundayız. Bunun tek yoluda, çok basit olarak  “bir elin nesi var iki elin sesi var” mantığıdır. Artık dirilişin, silkinmenin vakti gelmiştir.

Bu iki savaş (Afganistan, Irak), İslam aleminin silkinmesine yardımcı olmuştur. Müslümanlar bir kere daha düşünmek zorunda kalmışlardır. Fakat zulüm, acı ve çileyi de aynı zamanda tattırdı bu iki savaş. Daha fazla üzülmemek, daha fazla ağlamamak için müslümanların  “İslam kardeşliğine”, birlik ve beraberliğe ihtiyaçları var.

Yorumlar (1)Add Comment
Harika
Yazan Misafir, Mart 25, 2008
Süper olmuş elinize sağlık ...
Irak, dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir devlettir. Bugün Irak, Orta Doğu’da yer alan stratejik mevkisiyle, sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfez'in önemli ülkelerinden biri durumundadır. Irak, Suudi Arabistan'dan sonra dünyanın en büyük ikinci petrol rezervine sahiptir.[kaynak belirtilmeli]

Irak uzun yıllar Birleşik Krallığın hakim gücü altında idare edilmiştir. Birleşik Krallığın 1971’de Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi ile, bu bölge üzerinde ABD başat güç olmaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu’da etkisini artıran ABD’nin Irak’a özel bir politik ilgisi vardır. Yakın dönem Irak tarihi ABD tarafından şekillendirilmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >