| Gaflet |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Cumartesi, 26 Nisan 2008 | |
|
Hz. Mevlana mürşid kitap olan “Mesnevi”sinde şöyle bir hikaye anlatır: Bir eşek; “Hızlı yürüyeyim” derken çamura düşse, kalkmak ve kurtulmak için uğraşır durur. Orada kalmak, oraya yerleşmek için düştüğü yeri düzeltmeye kalkışmaz. Çünkü oranın yaşanacak bir yer olmadığını bilir. Senin duygun, eşeğin duygusundan daha mı aşağı ki, gönlün, kötü huylar, günahlar, manevi arzular çamurundan sıçrayıp kalkmıyor? Günah işlerken yorumlarda bulunuyor, kendini haklı çıkarmaya uğraşıyorsun da, gönlünü, seni alçaltan duygulardan çekip çıkarmak istemiyorsun. “Bu davranış benim için uygundur. Ne yapayım, elimden birşey gelmiyor. Allah kerem sahibidir; acze düşmüş kulunun suçuna bakmaz.” diyorsun. Halbuki Cenab-ı Hakk işlediğin günahları bilmekte ve vicdanın seni suçlamaktadır. Ama sen kör sırtlan gibi gurura kapılıyor, suçlarını görmüyorsun. Sırtlan avlamak isteyenler; “Bu mağarada sırtlan yoktur. Dışarda aramalıdır.” derler. Evet... Gaflet karanlıklarında yol yordam bulunamaz. Aşık olması gerekene aşık olsak “Biliyorum, biliyorum ama yapamıyorum” diyebilir miyiz hiç? Allah ve Resulü dururken nelere aşık olmuşuz? Bir merkebin sevdiklerini mi seviyoruz yoksa? O bile bir yol bulamadığından sıçrayıp duruyor. Ya biz? Gönül tahtımıza neleri oturtmuşuz? Bu hayatı nasıl yaşamamız gerektiği bize bildirilmişken hakikatin safasına niçin yol bulamıyoruz? Şeytana uşaklıktan bu kadar zevk mi alır olduk? Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Kim bana uyarsa, o kimse bendendir. Kim ki, benim sünnetimden yüz çevirirse, o benden değildir.” “Şüphesiz sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır. Yolların (hidayet) en hayırlısı Muhammed’in (s.a.v) yoludur. Muhakkak ki (dini) işlerin en kötüsü sonradan icat edilenidir. Ve sonradan ortaya konulan ise bid’attır. Her bid’at da dalalettir. Nitekim her dalalet ise cehennemliktir.” “Şüphesiz, Allah teala, sünnete yapışarak onunla amel eden kulu cennete sokar.” “Kim, sünnetimi ihya ederse, beni ihya etmiş olur. Kim beni ihya ederse cennette benimle beraberdir.” “Sünnet ile (yapılan) az bir amel, bid’at olarak yapılan çok amelden hayırlıdır.” “Ümmetimin fesadı zamanında , benim sünnetime yapışan (onunla amel eden) kimse için yüz şehid sevabı vardır.” “İsrailoğulları şüphesiz yetmiş iki fırkaya bölündüler. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılırlar. Bunların hepsi de cehennemdedir. Ancak biri cehennemde değildir. Ashab (radıyallhü anhüm) sordular: -Ey Allah’ın Resulü! Bu fırka kimlerdir? Resulullah (s.a.v.) buyurdular: -Onlar benim ve ashabımın bugün bulunduğumuz esas üzerine bulunanlardır.” Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| Sonraki > |
|---|
| AK Parti Neden Demokrat? |
| Diğer Yazıları |
| Tekbir Giyim ve Mustafa Karaduman |
| Diğer Yazıları |
| Başsavcının Bana Anlattıkları! |
| Diğer Yazıları |
| Gaflet |
| Diğer Yazıları |
| Adaletsiz Adalet!.. |
| Diğer Yazıları |
| Kanın Dayanılmaz Tadı 3 |
| Diğer Yazıları |
| İman Sorununa Teknik Bir Çözüm - Firavunlaşmış Duygu |
| Diğer Yazılar |