| Hakikatler ve Biz |
|
|
| Yazar Misafir Yazar | |
| Pazar, 13 Nisan 2008 | |
|
Abbas akpolat Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bir kedinin kuyruğuna teneke bağlayan bir çocuğu görseniz ne yaparsınız? Hemen bu zulmü ortadan kaldırmaya çalışırsınız değil mi? Peki ya Hak ve hakikatlere zulmediliyorsa tepkiniz ne olur? Anlamsızlığın savunucuları hem kendisine hem de kainata en büyük zulmü yapmıyorlar mı? Aklı geveze, ruhu sersem, hayaller bulanık, kafa ecnebi, gözler kirli, kulaklar tıkanmış, kalp tozlanmış, hissiyat cansızlaşmış, donuklaşmış, betonlaşmış, maneviyata karşı bir lakaytlık, laubalilik, azgınlık içerisinde, ruh letafetini, zerafetini, nuraniyetini kaybetmiş, hissiyatını, kafasını, kalbini dağıtmış günümüz insanlarının gündeminde madde, para, siyaset, kadın vs. den başka ne var? 1 saat konuşturacak olsak acaba Allah’tan, Allah Resulünden, Kur’an’dan, dinden, imandan, şeriatten konuşabilirler mi? Peşinde gezdiği şeyler, kaygıları, derdine düştüğü şeyler ne yazık ki sahabelerin rüyasından, hülyasından, sevdasından çok uzak. Onların yatarken, kalkarken, yerken, içerken, hayatlarında hep Rabbi vardı. Akılları, kalpleri, gönülleri hep Allah’ın rızasını kazanabilmeye müteveccih idi...Hangi meseleyi hangi seviyede önemsediğimiz bizim de seviyemizi gösteriyor olmasın sakın! Sahabelerin alemine bir örnek verelim: Rasul-i Ekrem (asm), ‘Zâtü’r-Rika’ gazvesinden dönüşte, akşamüstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı. Ve ashabına: “Bu gece kim nöbet tutacak?” buyurdu. Muhacir ve Ensar’dan iki adam cevap verdiler: “Ya Rasulallah, biz sizler için nöbet tutarız.” dediler. Peygamber Efendimiz (asm): “Öyleyse şu vadinin giriş kısmında nöbet tutun!” buyurdu. Bu iki nöbetçi, Ammar b. Yâsir ile Abbâd b. Bişr (radiyallahü anhüma) idiler. Resulullah (asm) ve mübarek ordusu istirahata çekildiler. İki nöbetçi de nöbete başladılar. Nöbet sırasında Abbâd bin Bişr, Ammar bin Yasir’e: “Gecenin hangi bölümünde nöbette olmak istersin?” diye sordu. O da: “Gecenin ilk bölümünde.” dedi. Bu karardan sonra Abbad, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanına uzanıverdi. Ammar bin Yasir de, vaktini değerlendirmek için gece namazına durdu. Meğer savaş sırasında karısı öldürülen müşrik bir herif de, o sırada yakınlardaydı. Namazda duran adamı fark etti ve onun nöbette olduğunu anladı. Okluğundan bir ok çıkardı ve attı. Ok namazdaki Ammar’a isabet etti. Adam ok atmaya devam etti. Ammar (ra) üçüncü okla ağır yaralanmıştı. Derhal rükû ve secdeleri yapıp namazını tamamladı ve arkadaşını uyardı: “Kalk! kalk! Ben yaralandım! Nöbeti devral!” Arkadaşı yerinden fırlayınca, okçu müşrik de korkup uzaklaştı. Yaralı arkadaşının durumunu gören Abbad (ra) hayretle sordu: “Fesubhanallah! Sana ilk ok atılanca beni uyandırsaydın ya!” Ammar (ra): “Namazda idim. Okumakta olduğum bir surenin ortalarında idim. Onu kesmek istemedim. Eğer Rasulullah’ın bize verdiği nöbet görevimize zarar gelmeyecek olsaydı, canım çıkasıya okuduğum sûreyi kesmezdim.” dedi. ‘Namazda ölene kadar!’ Hakikatin safasına ulaşabilme duasıyla... Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |