Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

İslam Penceresinden Bakmak Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Cuma, 31 Ağustos 2007
 Her hayrın başı ile;

Doğru yerde durup doğru yerden bakmak gerekir. Doğru yerde durup yanlış bakmak, yada doğru bakıp yanlış yerde durmak olumsuz sonuçlar verecektir.İlk olarak doğru bakmanın fakat yanlış yerde durmanın ne olduğunu açalım. Bu konumda olan insanlar ise henüz İslamla şereflenmemiş, insan haklarına saygılı  kişilerin durumudur. Bu insanların faydası elbet vardır. Çoğu zaman İslam toprakları için faydalı işlere de imza atarlar. Bu sebeple bu kişilerden İslam coğrafyasının ve İslam toplumunun faydalanması gerekir.

İkinci olarak doğru yerde durup yanlış bakmanın ne olduğunu açalım.

Hayata hangi gözlüklerle bakıyoruz?

Birinci ihtimal dünyaya Allah ve Rasulünün bakış açısıyla bakıyor olmak.
İkincisi dünyaya kendi ürettiğimiz, kendi ürününümüz olan bir gözlükle bakıyor olmak.
Üçüncü ihtimalde birilerinin zorla gözümüze geçirdiği gözlüklerle bakıyor olmak.

Günümüzde batının medeniyet tecrübesinden etkilenmeyen insanlar bulmak oldukça zor.
Özellkle Türkiye gibi yaklaşık 300 senesini batı ekseninde yaşamış bir ülke ve o ülkenin toplumu için batı etkisinde kalmamış olmak imkansız. Haftalık gazete satışları incelendiğinde batı fikir yapısının takipçilerinin oldukça rağbet gördüğünü farketmek zor değil. Bu sebeple kolayca diyebiliriz ki insanlarımız batıdan gelen fikirlerin etkisinde kalmaktadırlar.

Bu noktada toplumu yönlendiren düşünce adamlarının hayatlarını üzerine bina ettikleri düşünce sitemi çok önemlidir. Televizyon ekranlarında alkışları toplayan, açık oturumlara bolca çağırılan insanların yaşam şekillerine ve konuştuklarına baktığımızda onların daha ziyade batının zehirli fikirlerinden etkilenmiş olduğunu görmek zor değil. Bu sebeple sonuçta insanımızın hayata batının fikir penceresinden baktığını söyleyebiliriz. Bu noktada İslam olmayan Batıyı, iyi olarak nitelemenin imkanı olmadığına göre, toplumumuzun hayata, gözlerine zorla geçirilen gözlüklere  baktığını söyleyebiliriz.


Buradan çıkaracağımız sonuç ise toplumsal olarak henüz sağlıklı kararlar verme aşamasında olmadığımızdır. Bu sebeple radikal tanımımızda bir o kadar sağlıksızdır.

Yıllarca düşünce dünyası batının zehirli olarak tabir edilebilecek fikirleriyle zehirlenmiş olan toplumumuzun İslam dünyasının sorunlarına sağlıklı çözümler getirmesi elbette beklenemez. Henüz katedilmesi gereken mesafenin çok olduğu kesindir. Toplum sağlıklı fikirler geliştirecek kişilerden yoksun da değildir. Fakat bu insanların gerekli etkiyi gösterebilmeleri ve toplumu doğruya yönlendirebilmeleri için gereken zaman da çoktur.

İslam coğrafyasının mazlum beldelerinden biri olan Filistin topraklarını gönüllü yada zorunlu olarak savunma durumunda olan kardeşlerimizin hareket tarzlarını radikal yada normal olarak değerlendimek için öncelikle bu gözlükleri çıkarmamız gerekir. Ancak ondan sonra söyleyeceğimiz sözler zalimin eline koz olmaz ve kardeşlerimize (filistin halkına)fayda getirir. Bu sebeple kardeşler hakkında konuşurken bin düşünüp bir söylemek takip edilecek en akıllı yollardan birisi olsa gerektir.

Yapılması gereken ise şudur. Öncelikle zalimin içimize yada kalbimize yada aklımıza ektiği tohumları bir bir ayıklamak. En basitinden ne okuduğumuza ne dinleyip ne seyrettiğimize dikkat etmek lazımdır. Gerektiğinde vazgeçmesini bilmek gerekir.  Kati suretle Allah ve Rasulüne küfredilen programları izlemekten vazgeçemeyen insanların, Filistin topraklarında canlarından vazgeçebilen insanlar hakkında yorum yapma hakları yoktur. Fakat bu noktada, İslamın düşmanlarının durumundan haberdar olmamak söz konusu değildir. Ama unutmamak gerekir ki müslüman müslümana güvenecek, gerektiği kadarda diğerinden faydalanacak. Fakat bir müslüman, asla, kardeş dediği müslümanın sözünü bir kenara bırakıp, diğerinin sözüne göre konuşmamalıdır.

Bu problemi aşmış birisi için yapılması gereken en öncelikli iş doğru bilgiye ulaşabileceği güvenilir kaynaklar bulmaktır. Bu kaynaklar (isim vermeden) zaten ülkemizde ve İslam coğrafyasında bolca mevcuttur.

Filistin coğrafyasını savunan Hamas yada Hizbullah vari örgütlenmelerin durumlarını, kendi tarafımızdan bakmadan yada kendi tarafımızdan bakanlardan öğrenmeden, radikal olarak nitelemek haksızlık belki cahilliktir. Bu örgütleri hatalı olarak nitelemek yanlış olmaz belki ama radikal olarak tanımlayıp, onları zalimin eline oyuncak gibi tek başına bırakmak yanlış olur, belki zulmün bir başka çeşidi olur.

Söylenmesi gereken bir şey varsa, oda müslümanca düşünme üzerine biraz deneme yapmaktır.

 

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >