| Ruhsuz Beden 4 |
|
|
| Yazar Emre Kundakçı | |
| Cuma, 04 Nisan 2008 | |
|
Hızlı ve sert adımlarla yürürken arkamdan Murat bağırdı, “Dur, ne oldu?” Hiç tepki vermeden yürüyordum. Nefes almanın zorlaştığı, yüreğimin göğüs kafesimi zorladığı bir andı. Gözlerimden süzülen yaşlar soğuğun etkisi ile daha çok acı veriyordu. Omzumda bir el hissettim. Murat sertçe beni kendine doğru çevirdi. Neler olduğunu, neden böyle bir şey yaptığımı sordu. Yüzünde gerçekten bir şey anlamadığını belli eden bir ifade vardı. Kısık bir sesle, “yanlış bir şey mi yaptım” dedi. Gözyaşlarım şiddetlenerek, “Sen, sen ona aşıksın, oda sana aşık. İnanmıyorum bunu yaptığına. Suç onun değil, bütün suç senin, fark etmedim mi sanıyordun onu etkilemeye çalıştığını. Aşağılık herif!” diye haykırdım. Ağaçlardaki kuşlar havalandı, bir an bütün sokak sessizliğe büründü. “Hadi, gidelim eve, anlat bana neden böyle dediğini, izah edemeyeceğim hiçbir şey yapmadım.” dedi. Ev yolu boyunca eve gidince onu nasıl öldüreceğimi düşündüm. Mesela yiyeceğine zehir katabilirdim, uyurken gırtlağını kesebilirdim. Belki onu tuzağa düşürüp, işkence yapmalıydım. Bütün vücudunda kesikler atarak, onu buz gibi suyun içine atabilirdim. Belki de gözlerini oymalıydım, zira o gözlerle bakmıştı aşkıma. Eve gittiğimizde buz gibi evde, kıpkırmızı olmuş iki adam. Sinirden ve heyecandan, belki de koşuşturmaktan kızarmış iki adam. Kulaklarım kıpkırmızı olmuştu, öfkelendiğimde hep kulaklarım kızarırdı. Evet dedim, içeride ne yaptınız?. Ne yaptığımızı zannediyorsun diye cevap verdi. Ben mırıldanarak söze girdim. - Bilmiyorum, korkuyorum sana zannettiğim şeyi söylemekten. - Bak, içeride sadece onu muayene ettim. - Onun çıplak bedenine dokundun, göğüslerini elledin. Bütün bunlardan zevk aldın. Ayrıca onu ilk gördüğünden beri ona şirin gözükmek için çok çaba harcıyorsun. - Evet doğru, çünkü ona yaklaşmalı, onunla ilgili bir şeyler öğrenmeliydik. Şirinliklerimin amacı buydu, gerisi zaten doktor hasta ilişkisi. Senin ona yaklaşamayacağını adım gibi biliyordum. Bu yüzden ben bir şeyler yapayım dedim. Asla onda gözüm yok, zira çok yoruldum bu tarz kadınlardan. Bu konuşmadan sonra gevşemiş, bir nebzede olsa rahatlamıştım. Ona inanmak, güvenmek istiyordum. Usulca elini tuttum, içten bir sesle ona inandığımı söyledim. Ama hala gözlerinde bir sıkıntı, bir utanç görüyordum. Gözlerini mütemadiyen benden kaçırıyordu. Gün boyu bakışlarını yakalamak çabasıyla onu izledim. Benden bir şeyler gizliyormuş gibi hissediyordum. En sonunda bütün bu garip davranışlarını sabah olanlara bağladım. Benden hala utanıyor sanırım dedim. Akşama doğru Murat giyinmeye, güzel elbiseler giyip, güzel kokular sürünmeye başladı. Hatta bir şişe parfümü boca etmişti vücuduna. Islıklar çalıyor, evin için bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. Koridorda yürürken topuklarını birbirine çarptırıyor, neşeli şarkılar söylüyordu. Hiçbir şey sormuyor, soramıyordum. Kedi gibi gülüşüyle, “ben gidiyorum, gece geç gelirim, belki de akrabalarımda kalırım” dedi. Akrabalar için pek fazla süslenmedin mi sen diye sorunca, ağzında geveleyerek, “bir kız varmış, işte, beni tanıştıracaklarmış” dedi. Bunu duyunca içimde mavi bir sevinç doldu. Arkadaşımın mutlu olması sebebini altında onun başının bağlanması, Hande’nin bana kalması da sevincimi perçinliyordu açıkçası. Islıklar çalarak ayakkabılarını giydi, birde fırça çekti üstüne ayakkabıların. Tepeden tırnağa pırıl pırıldı. Onu yolcu ettikten sonra pencereden onu izlemeye karar verdim. Biraz yürüdükten sonra eğilip ayakkabılarını tekrar sildi. Bu haline çok gülmüştüm. Ne kadar özen gösteriyordu. Yaklaşık 45 dakika sonra eve nefes nefese geldi, eşyalarından bazılarını alması gerektiğini söyledi. Çok şüpheli duruyordu, hızla evden çıktı. Arkasından ben çıktım. Sokakta adeta kovalamacılık oynuyorduk. Hızlı adımlar atıyordu, bense dedektif gibi hızlı ama gizlenerek peşinden gidiyordum. Tam Hande’nin evinin önünde birden durdu, arkasına baktı. İzleniyormuş hissine kapıldı sanırım. Bende hemen saklandım. Kafamı çıkarıp bakmaya cesaretim yoktu, yakalanırsam çok büyük güven kaybı yaşardı. Bir müddet sonra kafamı çıkardım. Ortada Murat yoktu, gözden kaybolmuştu. Bende bari kahveye gideyim dedim, nede olsa bütün gazeteler alınıyordu, sıcak demli bir çayda iyi giderdi. Çayımı yudumlamış, gazeteye dalmışken. Kahvecinin çırağı, “bizim uğursuz karı yine eve erkek almış” dedi. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Kahveci, çırağının ensesine bir tokat indirip,”karı gibi dedikodu yapma len kerhaneci” dedi. Kahvenin içinden birkaç kişide “elleme çocukcağızı, haklı çocuk, bilmiyor muyuz o karının ne mal olduğunu” dedi. Kan beynime sıçramış, gözüm dönmüştü. Masaya çay parasını bırakıp derhal kahveden çıktım. Eve giderken kafamda cinayet planları kurdum. Evinin önünde bekleyecek, çıkan adamın peşine düşecektim. Tenha bir yerde cinayeti işleyecek, cesedini satırla paramparça edecek sonrada gömecektim. Eve girince ilk işim Murat’ı aramak oldu. Akrabalarının yanında olduğunu kızı pek beğenmediğini, birazdan çıkıp eve geleceğini söyledi. Denizliye 2 tane tren biletini hemen ayarlamasını, beni Haydarpaşa’da beklemesini söyledim. Bir şey anlamadığını belli eden bir ses tonuyla tamam dedi. Telefonu kapatınca, kurban bayramından kurban bayramına kullandığımız bıçak setini aramaya koyuldum. En uzun ve en keskin bıçakla, iri kemik satırını yanıma aldım. Yanıma birkaç elbise almayı unutmadım, zira o adamla işim bitince üstüm başım kan olacaktı. Elbiselerimi değiştirmem gerekirdi. Soğukkanlılıkla evden çıktım, Hande’nin evinin önüne gittim. Kapıya biraz mesafedeki bir banka oturdum. Evden çıkacak aşağılık adamı bekliyor, bir yandan da sigara içiyordum. Sigaranın beni sakinleştirdiğini fark edince, hızla sigarayı attım. Zaman geçmek bilmiyordu, dudaklarımı yemekten, dudaklarım kanıyordu. Derken pencerede o göründü, beni görünce biraz tedirgin oldu, perdeyi kapattı. Ama hala perdenin arkasında beni izliyordu. Perdenin arkasındaki siluetini görmeye çalışırken, kapıdan Murat çıktı. Gözüm kararmıştı, bedenime hükmüm geçmiyordu. Elimle bıçağı sıkıca kavradım, hızlı ve sert adımlarla Murat’a doğru ilerledim ve… Yorumlar (5)
![]() Taktir Ettim-Devamını merakla bekliyorum...
Yazan Rahmi, Nisan 09, 2008
Taktir Ettim-Devamını merakla bekliyorum...
..
Yazan gizem tandoğan, Nisan 08, 2008
bencede bu hikayeyi guzel bir sonla bitirip yeni bir öyküye başlamalısın böylece öykülerin de çoğalmış olur.. bu arada yazıların gercekten muhteşem..
Bir yerde bırakmak lazım
Yazan Zülfikar, Nisan 05, 2008
Emre bey güzel yazıyor fakat bir yerde bırakmak lazım. Yoksa suyu çıkabilir.
emre abiiii Yazan giray, Nisan 05, 2008
emre abi dwmı gelicek demi cok güzel we iyi gidiyorsun dwmını merakla bekliyorumm abiiii....
Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |