Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Bir Taksi Şoförüyle Siyaset Konuşmak Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 5
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Çarşamba, 02 Nisan 2008
 Beykent’ten Hadımköy’e gitmek için sabah yorgunluğu ile bindiğim bir taksideki 25 dakikalık kısa fakat bir şeyler ifade etmesi açısından uzun bir konuşmadan bahsedeceğim.
Öncelikle taksici sol görüşlü, ama nazik ve kabalaşmadan sesini yükseltebilen beyefendi birisi. Ben malum tez sinirlenen ama bunu ilk defa konuştuğu kişilere hissettirmeyen birisi.
Bir tespitte bulunalım hemen, belediye yada karayolları sorumlusu kim ise hadımköy’deki sanayi bölgesine giden yol günde binlerce kamyon binlerce otomobilin geçiş güzergahı ve bu yolda 418 kodlu araçlarla Yenibosna Hadımköy arası insan(!) taşınıyor. Fakat yol köy yolu gibi neredeyse asfalt yok, keşke olmasa. Çünkü dökülen asfaltın bir kısmı çıkmış parçalanmış yolda büyük çukurlar ve engebeler var.
Taksi şoförü önce soruyor.

-Bu yolda gidip geliyorsunuz, hiç çalışıyorlar mı, bir ilerleme var mı?
-Evet var , son bir aydır gidip geliyorum ve bir aydır çalışıyorlar. Ama tabiî ki bugüne kadar bir şeyler yapılmamış olması çok kötü. Ama en azından şimdi yapıyorlar çift yönlü yol.
-Hmm, çalışıyorlar demek, evet ama neden yazın çalışıp, kışın duruyorlar ki, kışın askeri harekat yapıyoruz da yol neden yapmıyoruz?
Bu noktada dumura uğruyorum. Bir insanın bu kadar cahilce konuşması beni kızdırıyor, susuyorum.
Devam ediyoruz, artık siyasete girdik, kim tutar bizi. Ben devam ediyorum;
- Adamlar en azından duble yollar yaptılar, ben kendim gördüm Türkiye’nin bir çok yerine  duble yollar yaptılar. Çok faydalı oldu.
- Onlar da bir yerlerden kırpıyorlar, ceplerine atıyorlar ama.
- En azından diğerleri gibi hepsini cebe indirmiyorlar, bir kısmını da ülkeye yatırım yapıyorlar.
- Yapıyorlar ama…….

Yol yapımından hemen Türkiye’nin gergin olmasına ve siyasi karmaşaya geçiyoruz. Birden başörtüsü problemine dalıyoruz. Çünkü herkes gibi şoförümüz de bu meseleyi temel problem görüyor ve sorunun asıl sebeplerinden haberi yok bile.

O diyor başörtüsü şart değil, taksan ne olur takmasan ne olur,ben diyorum İslam’ın gereği ama anlaşamıyoruz.

- Birden başörtüsü problemini çıkartıp ülkeyi neden geriyorsunuz?
- Ama üniversite kapılarında polis zorla kızların başından örtüsünü çekip çıkarıyor.
- Takmasınlar onlar da canım şart mı? Daha modern olsunlar, ne böööyle kapatıyorlar. (elleriyle alnını örtüyle kapatır gibi yapıyor) Ben de müslümanım, ben de Kuran’ı okudum.
- Ama Kuran’da öyle demiyor ki, örtün diyor, siz bir kere daha okuyun tekrar etmiş olursunuz.
- Siz takiyye yapıyorsunuz. (Bu noktada benim ne olduğumu kendisi belirledi, siyasal İslamcı, Fethullahçı.)
- Takiyye ne demek abi ya?
- Kandırıkçılık yani.
- Hadi ya ben mi öyle yapıyorum? Neden modernliği bedeni açmak olarak yorumluyorsunuz ki, bırakın onlar istediği gibi giyinsin, sen istediğin gibi giyin. Kimse karışmasın.
- Hiç toplumda böyle bir problem yoktu, kimse başını örtenlere karışmıyordu ki, siz bunu siyasal anlamda kullanmak için böyle bir problem çıkardınız.
- Ha yani başını örten kızlar üniversiteye giriyordu rahat rahat, ama ben üniversitede iken giremiyorlardı, kendim biliyorum.
- Burası Atatürk cumhuriyetidir ve Atatürk ilkeleri geçerlidir.
- Aynen öyledir, işte o yüzden Atatürk ilkeleri geçerlidir, CHP yada sizin ilkeleriniz değil.
- Siz şeriat istiyorsunuz.
- Evet biz şeriat istiyoruz, Allah’ın kelamından ne yazıyorsa biz onun gibi yaşamak istiyoruz. İran’daki şeriatı kastetmiyorum ama.
- Siz ben şeriat istiyorum dedikten sonra sizinle konuşamam artık.
- CHPliler de kızınca hemen Atatürk ilkelerine sığınıyor sizde aynı tarzdasınız, konuşmadan bir şey çözemeyiz, bizim gibi insanların düşüncelerini anlamak saygı duymak zorundasınız.

Yol bitmek üzere artık herkes son sözünü söylemek istiyor. Şoförümüz biraz kızgın ama hala mütebessim. Yani aslında beyefendi birisi.

Diyor ki;

- Yeşil sermayeyi biliyorsun, sattınız ülkeyi, Turkcelli, Petkimi …..
- Peki solcuların ve laikçilerin elindeki sermayeyi ne yapacağız.
- Biliyorum evet ben onada karşıyım.
- Ama ben hatırlatmasam hiç aklına gelmiyecekti.
- Neyse ben şeriatı istiyorum diyen biriyle konuşamam.
- Siz bizim gibi düşünenleri umursamıyorsunuz, illa sizin gibi olalım istiyorsunuz ama Türk halkı doğruyu genel olarak görüyor, Hiçbir solcu parti %20 yi geçemiyor ama bizim gibi düşünenler %50 alıyor.
- Olsun.
- Olsun tabi. Neyse sen bana fiş yazar mısın?
- Tabi.
- Teşekkürler, hayırlı günler.
- Size de.

Gördüğünüz gibi mecliste CHP ve AKP, tartışma programlarında, Barlas ve Kongar, takside de ben ve şoför bey. Toplumun her yerinde siyaset var ve hepimiz siyaset biliyoruz. Her yerde aynı mantık her yerde aynı tartışma.

Güzel olan ne biliyor musunuz? Müslümanca yaşamaya çalışanlar daha akıllıca ve daha modern özgürlükçü düşünmeye başlamış ve öğrenmişken, gücü elinde bulunduranlar, solcular ve laikler , bağnaz ve diktatörce düşünüyorlar. Ama şoför beyin yaptığı gibi beni yobazlıkla suçluyor. En çokta, hiçbir şey bilmediği halde biliyorum sanandan kokun derler ya, onun gibi bir şey.

Daha güzel bir Türkiye ve daha güzel insanlar için selam ve dua ile…

Yorumlar (3)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >