Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Ruhsuz Beden 1 Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 16
Kötüİyi 
Yazar Emre Kundakçı   
Pazartesi, 31 Mart 2008

 Ayak bastığı her ortamı karartan bir tabiatı vardı. Karamsar cümlelerin kadını değildi, pek konuşmazdı hatta. Kaybetmenin ve kaybolmanın cisimleştiği vücudu ve kışkırtıcı gözleri vardı. Gözlerine bakılırsa nemfomandı. Ama erkekler nefret ettiğini açık eden tavırlar gözlere iğne gibi batmaktaydı.. Belki de onu çekici kılan bu çelişkiydi kim bilir.

Mahalle eşrafı türlü türlü adlar takmıştı ona. Ama en sevdiğim tabir “Ruhsuz Beden”.
 
Ona kapılan, deli divaneye dönen erkeklerden olmaktan çok korkuyordum,  sürekli bu tehlikeyi düşünüyordum. Ama nerden bilirdim onu düşündükçe ona bağlanacağımı, korkularımı  kendi ellerimle inşa edeceğimi. Çok zor bunu itiraf etmek ama ona aşık olmuştum, hatta aşk olmuştum.

Onu görebilmek için her gece yalnız yaşadığı evinin önünde tünemiştim. Zira gündüzleri pek sokağa çıkmazdı, ışıktan ve hareketten pek hoşlanmazdı. Onu görebilmek için tek şansım geceleriydi. Her gece ışığı yanan odasının perdesindeki siluetine bakar bakar hayaller kurardım, her hayalle ona bağlandığımın farkında olmadan.
İnsanlar beni aklı selim, mantıklı olarak tanırdı, bu hatayı yapmamdaki tek suçluyu aşk olarak görüyorum. İnsanı deli eden, aklını başından alan, mantıksızlığın en güçlü kalesi olan aşk.
 
Onun hayaliyle başımı yastığa koyduğum bir gecede içimdeki haine kulak verdim, kalktım evine gittim. Gece yarısı ıssız sokaklarda titreye titreye yürüdüm. Evine vardığımda kapıyı çalmamak için öyle büyük bir savaş verdim ki kalbimle, beynim bitap düştü. Mantıksızca bir hamle ile kapısını yumrukladım. Hareketi sevmeyen, sessiz ve karanlığın kadınının kapısına yapılacak şey değildi. Kendime geldim usulca bir kez daha tıklattım kapıyı. Tam ümidimi kesmiştim ki arkamdan gelen bir ses ile irkildim. Bu o, tam karşımda siyah geceliğinin üstüne geçirdiği beyaz sabahlığı ile sevdiğim kadın. Bana yaklaştıkça silueti şekle büründü. Beyaz kurumuş cildi, çatlamış dudakları ve üstündeki elbiseleri ile Ruhsuz beden lakabının hakkını veriyordu. Birazda korkmuştum, zira ürkütücü bir görüntüsü vardı. Konuşamadım bir müddet, sonra o söze girdi.

-         Ne işin var burada?

-         Şey, ben, sadece, çok utanıyorum.

-         Gecenin bu saati, benim kapım ve sen. İnan kuzum hiçbir anlamı yok bunların.

-         Şey, ben, özür dilerim.

Evet özür diledim ve hemen koşarcasına kaçtım. Korkuyla heyecanı, umutla karamsarlığı bütün yol boyunca kılcal damarlarımda erittim. Korkmuştum onunla hayallerimin anlamsızlaşmasından, ve heyecan duymuştum onun o nemfoman halinden, belki de etkilenmiştim. Umut ediyordum bu sürprizimin onun hoşuna gideceğinden ve karamsarlaşmıştım onun gözünde aptal durumuna düşmüş olmaktan.
 
O gün sabaha kadar düşündüm, pek anlamazdım aşktan, pek güzel cümleler kuramaz, romantik olamazdım. Birilerinden yardım almalı, onlara danışmalıydım. Ama utanıyordum ve korkuyordum. Bütün arkadaşlarım oturduğum semt ve civarındandı, kimseyle konuşamazdım. Zira herkes onu tanıyordu.
 
Çaresizliğin tanımı ben olmuştum. Ama yapabilecek bir şey olmalıydı, olmak zorundaydı. Yoksa ben telef olacaktım bu kadın uğruna. Hemen telefona sarıldım, liseden bir arkadaşım vardı. Adı Murattı, Denizliliydi, yatılı okumuştu bizim okulda. Çok haylaz, yerinde duramayan, afacan bir çocuktu. Nasıl oldu da Doktor oldu halen anlamış değilim.
 
Murat aşk işlerinden çok iyi anlardı, lisede tavlayamadığı, idare edemediği kız yoktu, idare etmek derken neden hep sorunlu tipleri beğenirdi, onları idare eder, onların ince ruhlarında hitap ederdi.
 
Telefon uzun uzun çaldı açmadı telefonu. Kapattıktan sonra o kadar zavallı bir haldeydim ki ağladım. Göz yaşlarımı silip bir sigara yaktıktan sonra telefonum çaldı, arayan Murattı. Kısa bir hal hatır soruşmaktan sonra asıl mevzuya girdim. İçinde bulunduğum durumu ona uzun uzun anlattım. Benim gibilerin o tarz kızlarla işim olmayacağını düşündüğünü söyledi. Mantıklıydın sen, ne zaman delirdin dedi. Biraz alaycı bir tavırla ben ne kadar çok o tiplerden gördüm biliyor musun dedi. Bende bunun kimseye benzemediğini, çok farklı olduğunu anlatmaya çalıştım. Murat’ta çok merak etti, 2 gün sonra geleceğim oraya görüşelim, birde ben göreyim bir doktor olarak teşhisimi koyayım dedi gülerek. Şu an duyduğum en güzel  haber olduğunu söyledim ona. Vedalaşıp, görüşmek dileğiyle telefonu kapattık.
 
Telefonu kapattıktan sonra rahat bir nefes aldım ciğerlerimi doldura doldura. Bir nebze olsun ferahlamıştım. Ama yinede içimdeki kelebeğin kanat çırpışlarını hissediyordum. Ve çok korkuyordum.

Yorumlar (14)Add Comment
...
Yazan Horozigo, Nisan 02, 2008
Syn Zülfikar işte istedigim yorum buydu. Tabikide biliyorum çok yolumun oldugunu, tabikide biliyorum arkadaşların yorumlarına güvenmemem gerektigini. Kendimi üstün mükemmel görmüyorum zaten, hatta pekte güzel olmadıgını düşünüyorum bazen. Ama yazdıgım en güzel şey bu sanırım. En güzeli buyken üstün mükemmel görmekte abesle iştigaldir.

Saygılar.
a
Yazan bedreddin, Nisan 02, 2008
ellerinize saglık cok degişik bir yazı okudum hayretler icersindeyim
Tebrikler Fakat
Yazan Zülfikar, Nisan 02, 2008
Emrecim arkadaşlar yorumlarında bayağı seni methetmişler fakat çok fazla güvenme bu yorumlara , güzel evet fakat abartmamak şımarmamak lazım. Daha katedecek çok yolun var. Güzel başlangıç yapmış durumdasın, bol okuyup bol çalışarak kendini yetiştirebileceğini düşünüyorum. Başarılar ama kendini üstün süper mükemmel görmek yok, alçakgönüllü ol.
denamıııı?
Yazan dulcinee, Nisan 01, 2008
çok güzel olmuş emrecim tam yerinde kesmişsin ama merakla devamını bekliyorum
güzel olmuş
Yazan zafer , Nisan 01, 2008
güzel bir hikaye olmuş epeydir aşk meşk şeyleri okuyamaz olmuştum. İyi geldi...
emreye
Yazan gizem, Nisan 01, 2008
emrecim senın yazdıgın yazılara yorum yapmak kesinlikle imkansız cünkü acayip güzel olmuş harika bi yazı bence ve harika bile yanında ufak kalır...
Ruhumuz Islattı
Yazan Yiğit Turan, Nisan 01, 2008
Emreciğim yazıların bir yağmur,ruhumu yeşertiyor kalbimi şevklendiriyor.Güzel evladım seninle gurur duyuyorum.Bu yazılarını sakla sana söz kitap haline getireceğim...
Küçük Emile...
Yazan KaşıklıVoyvoda, Nisan 01, 2008
Şuan Emile Zola okuyor olmamdan mıdır nedir sanki o kitabın devamını okuyor gibi oldum..cümlelerini beğendim.basit değiller....ama daha önce de dediğim gibi biraz daha yavaş..nefesımı tutarak okudum cunku:))çok başarılısın evlat..Durmak Yok Yola Deavm!!!(seni açmaz bu laf gerçi:)
....
Yazan Emre Kundakçı, Nisan 01, 2008
Teşekkürler arkadaşlar inşallah devamı gelecek, sanırım 2 güne hazır olur. daha yazmadım ama yazarım sanırım. duygulandım sanırım, aglayacagım... :(
...
Yazan hazal altuntaş, Nisan 01, 2008
bi soklukta fakat yavas yavas okumayı tercih ettim. emrenin uzun tümceleri belirgin fakat inanı yoran betimlemeleri ile hikayenin sonunu merak ediyorum.kendimce tahminlerde bulunuyorum tahminimin birinin olmasını istemiyorum ama sonra diyorumki kendime büyüsünü kacırm nasılsa zamanı gelince diğer yarısını okuyacaksın.emrecim hemen yaz meraklandım..
maşallah...
Yazan kırık pena , Nisan 01, 2008
çok güzel bi hikaye olmuş arkadaşım... nazar değmesin diyorum, başka bir şey demiyorum! çok yaz...
Ruh..Emre..
Yazan MaRiTZa13, Nisan 01, 2008
Emre, o benim kuzenim... Döktürmüş yine..Bütün yazılarınızı okumanızı tavsiye ederim.Kullandığı uslübu,olaylara ve duygulara bakış açısını,ben hiç bir genç yazar'da göremedim..Devam et kuzen,seninle daha makalelerimizi toplayıp kitap basacağız..=)
Ruhsuz Beden ^^
Yazan Mahzen., Nisan 01, 2008
gerçekten çok hoş olmuş geyet güzel. aşk ahhh aşk. murat arkadaşında görsün bakalım o zaman daha iyi anlıcaz yaznn amacını ^^
Ruhsuz Beden..
Yazan Necrotic, Nisan 01, 2008
Aşk şeytanın en büyük silahı değil mi zaten ¿
Hadi bakalım İceblade görelim devamını !

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >