| Ecdadımızın Torunları Neyin Destanını Yazıyorlar? |
|
|
| Yazar Misafir Yazar | |
| Pazartesi, 31 Mart 2008 | |
|
Can Yılmaz Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Osmanlı Devleti uzun yıllar yabancıların zihninde, kendisinden kurtulunması gereken bir düşman olarak görülmüştür. Zira O’nun dağıttığı adaletten rahatsızdırlar. O’nun gücü kuvveti, yabancı devletlerin serbestçe hareketlerini engellemektedir. Fakat bir süredir hasta olan ve kendisine bile bakamayan bu gazi devlet, yabancı sömürgecilerin iştahlarını kabartmaktadır. Bu nedenle gözler Osmanlı’nın üzerine dikilmiş, zayıf anları kollanmaya başlanmıştır. Sadece yabancı devletlerin askerî stratejistleri değil, zamanın gazetecileri de Osmanlı topraklarında cirit atmaktadır. Hatta bu serbesti harekat sırasında Osmanlı teb’ası içine ayrılık tohumları bile ekmektedirler. Ama bu düşman hareketler içinde zaman zaman bazı gazeteciler, insafa gelerek hakikati de dile getirmişlerdir. Osmanlı’nın fiilen nihayete erdiği günlerdir. Yeni Türkiye devletinin kurulma aşamalarında Anadolu’da yeni bir varlık yokluk savaşı verilmektedir. Bu savaş kurtuluş savaşıdır. Yabancı devletler, -Acaba yeni bir Osmanlı’mı hortluyor? Endişeleri içerisinde bu kurtuluş harekatını izlemektedirler. Bu amaçla yabancı basından da birçok muhabir ülkemizde kol gezmektedir. İşte bunlardan bir tanesi de Fransızların ünlü Le Monde gazetesinin muhabirliğini yapan bir Türkolog’dur. Meraklı gözlerle çevrede şahlanacak bir Osmanlı kuvveti var mı diye araştırmaktadır. 7-8 yaşlarında üç çocuk, tüm dünyayı unutmuşçasına oynamaktadırlar. Halbuki bu çocukların ayakları çıplaktır ve üzerlerinde sadece birer çuval vardır. Çuvalların boyunları delinmiş ve çocukların başları oradan dışarı çıkarılmıştır. Kolları da aynı şekilde yanlardan. -Evladım baban nerede? -Babam Çanakkale’de din için öldü. -Sen? -Benim babam da Yemen’de din için öldü. Üçüncü çocuk da aynı cevabı verir. -Peki size kim bakıyor? -Burada ebe annemiz var. O bakıyor, Derken yaşlı bir kadın istasyon civarındaki kulübesinden çıkarak bağırmaya başlar. -Gazanfer, Muzaffer, Mücahit! Çorba yaptım, gelin için! Yoksuldurlar, açtırlar, üstte başta yoktur, çuval giymektedirler. Ama isimleri Gazanfer, Muzaffer, Mücahid’dir... “Bu millet yenilmez!” der Le Monde muhabiri. Evet... Bu millet dinine düşmanlık edenlere itaat etmemiş, dinini dünyaya satmamıştır. Yabancı milletlere bile, “Ülkemizi fethediniz,kilise ve aristokrat zulmünden bizi kurtarınız ” diye yalvartan hizmetlerde bulunmuştur. Hak ve hakikatleri çiğnetmemiş, maksatları Allah’ın dinini yaymak olmuştur. Dersini Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye hakikatlerinden almış, İslam’ı ve iman hakikatlarını duyurmuştur. O arslanlar Allah için destanlar yazdılar. Peki onların torunları neyin destanını yazıyorlar? Şeytanın mı? Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Yazarlık Başvurusu |
| İstanbul Hatırası |
| E-Dergi Temmuz 2008 |
| E-Dergi Ağustos 2008 |
| E-Dergi Eylül 2008 |
| E-Dergi Ekim 2008 |
| E-Dergi Kasim 2008 |
![]() |
| Müslümanca Yaşama Üzerine Denemeler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Ya Sev Ya Terket |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkçe İbadet Saçmalığı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Masallaşan Kimse! |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Derbi Gecesinden İzlenimler |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Yağmurun Anlamı |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Sahibinden Satılık Hayatlar |
| Diğer Yazıları |
![]() |
| Türkiyede Rapçi Olmak |
| Diğer Yazılar |