Sona doğru hızla giden bir trene binmiş gibi, zincirlerinden boşalmış gibi. Hızla duvara doğru giden bir dünya, insanlar bilmiyorlar, sadece takip ediyorlar. Aktör değil figüranı oynuyor herkes. Üretmek bir kenara, tüketmekten başka bir şey yapmayan bir yığın yaratılmış. Tüketmek için üretmek. Durmak bilmeyen bir tüketmek hırsı. Yarın her şey bitecek film kopacak gibi, kalan herşeyi bir an önce bitirme dürtüsünde insanoğlu. Neleri aldı götürdü bu açlık hırsı. Artık sevgiye muhtacız, bir akşam misafirliğine bile.
Aydınlanan hava, insanoğlunu değilde, insanoğlunun içindeki o dehşet yeme duygusunu kaldırıyor yataktan sanki. Bütün diğerleri o yana giderken, bu yana gelen kimse yok gibi. Sevgiler tükendi, duygular tükendi, yemeye devam edersek insanlığımızda tükenmek üzeredir. Nerde durabilir, nasıl durabilir insanoğlu? Duracak yer var mı? Var ise nerede? Kim dur diyecek bu vahşiye. Eskiyi sıyırıp atan insanlık, şimdi eskiye dönmek için ne kadar çabalıyor. Tekrar geri dönüş olacak mı eskiden bir sonraki dilime? Bu ve buna benzer sonu gelmez sorular yumağı zihinler. Yan tarafta oturuyor, oda aynı yemeği yiyor, aynı bakkaldan alıyor kumanyasını. Akşam oluyor aynı sinemaya gidiyorsun, felaha aynı anda, aynı yerde koşuyorsun. Aynı otobüse biniyorsun, aynı durakta iniyorsun, aynı iş yerine gidiyorsun, akşam oluyor aynı güneş batıyor üzerinize. Fakat yatağa uzanıyor ikiside, sabah aynıları yaşamak üzere. İkisi de, nedenlerde boğuluyor. İkisi de; neden beni istemiyor, neden beni sevmiyor, neden benim hakkımı yiyor diye düşünüyorlar. Sabah oluyor, tekrardan aynıları yaşıyorlar. Bir gün değil, her gün tekrar edip giden bir süreç bu. Biri geliyor, işte o diyor, işte orda, senin olman gereken yerde o var diyor. Senin olan işte onda diyor. Al onu, sadece sende olsun, sadece sen tüket. O mu? O haketmiyor, düşün hele bir onunkiler neler yaptı seninkilere. Diğeride aynısını yaşıyor, aynı kahvenin bir başka masasında. Günler böylece geçiyor, Adem yeryüzüne iniyor, niceleri gibi sonuncuda göçüyor bu diyardan. Tek şey kaldı geriye rehber olsun diye. Alıyorlar ikiside ellerine, başlıyorlar okumamaya. Okumadıkça, karıştırıyorlar. Okumadıkça, okudum ben diyenlere sarılıyorlar. Aydınlık geleceklerden bahsediyor ikisi de, ikisi de yarınlar daha mutlu, daha güzel olacak diyor evlatlarına. Bir nesil artık dönmemek üzere vedalaşıyor sevdalarıyla, yeni nesil, aynı güneşin altında, geceleri aynı ayı izliyor, aynı rüyaları kuruyorlar. İkisi de yarın görecekleri sevgilinin hayaliyle heyecanlanıyor. Biri ötekini seviyor. Artık okuyorlar. Okudukça yapraklar yeşile çalıyor, güller kırmızı açıyor. Diğerleri hala okumak için gün bekliyorlar.
|