Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Kahraman Ruhlar Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Perşembe, 20 Mart 2008

Can Yılmaz   Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Sene 29 Ağustos 1920.
   Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, Kula-Uşak yolu üzerinde şiddetli bir çarpışma başladı. Birliklerimiz, kahramanca çarpışıyor, saatler ilerledikçe, hem çarpışmanın hem de havanın harareti artıyordu.
    Vakit öğleyi vurduğunda, sıcaklık had safhaya ulaştı. Dağ taş adeta yanıyordu. Susuzluk, düşman mermilerinden daha çok can yakıyor, Mehmetçik, kendisinden kat kat üstün düşman kuvvetleriyle kıyasıya mücadele ediyordu.
    Birliklerimizin mevzilendiği sırtlarda en küçük bir su kaynağı dahi yoktu. Ancak piyade taburumuzun tuttuğu cephenin hemen gerisinde İkisaray köyü vardı. Köyün kadınları, çocukları, yaşlıları ve hatta sakat ve kötürümleri Mehmetçiğin imdadına yetişti.
    Kimi omuzunda su damacanaları, çam ağacından oyma testilerle, kimi tarladan aceleyle topladığı karpuz kavun gibi meyvelerle, düşman ateşini hiçe sayarak, cepheye doğru koşuyorlardı.
    Aralarından vurulanlar oluyor, onların ellerinden düşürdükleri su kaplarını, gerilerden gelenler kapıp, koşmaya devam ediyorlardı.
   Vurulanların bağırış çağırışı içinde:

   “Hele bakın şu gavurun ettüğüne! Kadın kısmına da silah sıkılırmıymış?” diyenler vardı.
   Kimisi de, geride kalanları hızlandırmak için:
   “Koşun kızlar! İletin sularınızı, karpuzlarınızı yiğitlere! Kavruldular sıcaktan yazıktır!”
    Çarpışma bütün şiddetiyle sürerken, hızlı olanlar, ön cephelere varmışlardı bile. Ancak, sekiz-on kadın, bu sırada vurulmuştu.
    En önde gidenlerden bir tanesi, genç bir kızdı. Herkesten hızlı koşuyor, eteğine doldurduğu karpuzları, Mehmetçiklere yetiştirebilmek için, gayret gösteriyordu.
    Koştu! Koştu! Fakat bir anda durdu ve yere çöktü. Yorulmuş muydu? Hayır, vurulmuştu.
    Göğsünden kanlar boşalıyordu. Ancak bu bile onu durduramadı. Tekrar kalktı ve koşmaya başladı.
    Öyle çok kan kaybediyordu ki, yüzü gözü solmaya, dizleri titremeye başlamıştı.
    Sendeledi, ağır ağır yürümeye devam etti. Ancak çok fazla gidemedi.
   Ağzından incecik bir feryat koptu:
   “Vay anam!”
   Ve yeniden yere düştü! Bir yara daha almıştı. Ama kahraman kız, yine de vazgeçmiyordu.         Yeniden kalkmaya davrandı, koşmaya çalıştı. Siperlere beş-on adım kala diz üstü çöktü...
  Askerlere eteğindeki meyveleri göstererek:
  “Alın şunları ağalar! Yürüyemiyom gayrı!” diye inledi.
   Ve bir kez daha düştü...
   Çarpışma o derece şiddetlenmişti ki, birtek asker bile siperini bırakıp, o kahraman kızcağızın yanına gidemiyordu.
   Biraz sonra, avcı hattındaki askerler, yanı başlarında bir fısıltı işittiler:
   “İşte bostanlar!      Haydi...kesde...dağıt...arkadaşlarına...ağam...Dilinizin...pası...gider...Daha...iyi...vuruşursunuz...domu...”
   Ancak, yattığı yerden sürüne sürüne askerlerin yanına kadar gelen genç kız, cümlesini tamamlayamamıştı. Bundan sonra ağzından tek bir kelime çıktı:
  “Allah!”
  Bu hazin manzara 131.Alayın 3. Tabur komutanı Yüzbaşı  Sadık ile arkadaşlarını gözyaşlarına boğdu.
  O kahraman kızın ruhu, meleklerle bir olup, uçarken, çarpışma hala daha devam ediyordu.

  Bir genç kız böyleydi...

 Ya o arslanların hali?

  Yüreği Allah aşkıyla dopdolu yiğit askerlerimizle  birlikte genç kızlarımız da Allah için canlarını hiçe saymışlardı...  Mehmetçiğe fişek yetiştiren, kundaktaki bebeğinin üzerindeki örtüyü ıslanmaması için cephaneye saran, silah kuşanan, çete kurup düşmanla savaşan, hastanelerde çalışan  kadınlar da Allah  aşkıyla, Allah yolunda, ellerinden geleni yapmaktan geri kalmamışlardı.
 
  O yiğitlerin canlarından çok daha kıymetli şeyleri vardı... Bu yüzden seve seve canlarını verdiler... Eğer İslam dinini yaşamayıp yaşatmayacaksa, dirilmeyip, diriltemeyecekse yaşamanın bir değeri olamazdı ki!  Ezanlar susacaksa, örtüsüne el uzatacaklarsa, dinsiz bir hayatı görmektense ölmek daha iyiydi. İslam’la yoğurulmuş o kahraman ruhları dünya aldatabilirmiydi hiç?

  Resulullah (s.a.v.) buyurdular:
  “Bir kimse ki, ne gazaya katılmıştır, ne bir gaziyi donatmıştır, ne de bir gazinin ailesini himaye etmiştir, Allah kıyamet gününden önce ona hiç beklemediği bir musibet eriştirir!”
   (Ebu Ümame (r.a.). Ebu Davud.)

 Hz. Ebu Bekir (r.a.) buyuruyorlar ki:
“Cihadı terkeden bir millet, zillete mübtela olur.”

  Hz.Mevlana Mesnevi isimli eserinde diyor ki:
“Hz.İsa (a.s.)’ın dininde maslahat, dağ ve mağaralarda ibadettir. Bizim dinimizde ise maslahat, cenk ve cihaddır.”

Mehmet Akif Ersoy şöyle der:
“Şehamet dini, gayret dini ancak Müslümanlıktır,
Hakiki Müslümanlık, en büyük kahramanlıktır.”

Şehid Hasan el- Benna diyor ki:
“Gayemiz Allah, önderimiz Resulullah,
Anayasamız Kur’an, yolumuz Cihad,
En yüce arzumuz; Allah yolunda ölmektir.”

BAKARA:  154- Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz.

AL-İ İMRAN: 169- Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

172- Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.

173- İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".

Yorumlar (2)Add Comment
Ama İkisaray da olabilir
Yazan Ecz.Göksel Ersoy, Haziran 02, 2008
Uşak'ın kurtuluşu 1 Eylül 1920 dir. Yazıda geçen konu 29 Ağustos 1920 olduğuda göre cephenin yeri yanlış yazılmış olabilir.
İkisaray değil Eskisaray olması gerek
Yazan Ecz.Göksel Ersoy, Haziran 02, 2008
Ben Uşak ili İkisaray Köyündenim. İkisaray Köyü Banaz-Uşak arasındadır. Yazıda geçen köyün Uşak-Kula arasında olduğu belirtiliyor. Bu köy sanırım Eskisaray köyü olmalı. Ama şu bir gerçektir ki ister İkisaray olsun ister Eskisaray olsun yurdumun tüm köylerindeki bu genç kız gibi kahraman halkım, ellerinden gelen gayreti, canı pahasına yerine getirerek, bu güzel yurdu bize armağan ettiler. Bunun kıymetini bilelim ve ona sahip çıkalım..

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >