Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Bu Bedeni Hangi Tezgahtan Satın Aldınız? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Cumartesi, 08 Mart 2008

Abbas Akpolat     Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

         “Mesnevi” de Hz. Mevlana şöyle bir hikaye anlatıyor ;  “İblis lanetlenip cennetten çıkarılınca insanlardan intikam almak istedi ve Cenab-ı Hakk'a:

        - Halkı avlayabilmem için bana kuvvetli bir tuzak ver, dedi.

        Cenab-ı Hak ona; altın, gümüş ve at gibi şeyler göstererek: 

        - Halkın aklını çelmek için bunlardan istediğini al, buyurdu. İblis:

        - Bunlar da hoş ama tuzak yemi olarak daha tesirli bir şeyler olsa, temennisinde bulundu.

        Hak Teala bu sefer ona tatlı ve yağlı yemekler yemek, kat kat giyinmek gibi imkanlar gösterdi.

         İblis bundan da fazlasını isteyince kendisine içki ve çalgı silahları verildi.

         Bu isteme verme faslının en sonunda erkekleri tuzağa düşürmek üzere kadın güzelliği gösterilince İblis sevincinden oynamaya başladı ve:

        - Ya Rabbi! İşte aradığımı şimdi buldum. İnsanın aklını başından almak için bu mahmur gözler, gönüller yakan bu al yanaklar, bu yay kaşlar ve kor dudaklardan daha iyi silah bulunmaz, dedi.” (5.cilt/beyit:946 vd.)

          Kadını kamuya açmaya çalışanlar şeytanın avukatlığını mı üstleniyorlar? Bu bedeni yaratanın kim olduğunu zannediyorlar? Hangi tezgahtan satın almışlar? “Bu beden benim, istediğimi yaparım” diyemezsiniz. Çünkü bu beden sizin değil. Emanettir. Allah’ındır. Allah’ın emirleri bellidir. Eğer “Bu beden vs. benim, istediğimi yaparım” diyorsanız yolun sonu epey bir karanlık görünüyor...

          Furkan:  43. “Ey Muhammed! Hevesini kendine İlâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?”

          Ehlullah bu ayetin tefsirinde şöyle der:

    “Gördün mü İlâh olarak hevâ ve hevesini kabul eden kimseyi? Hevâ ve hevesini İlâhlaştırıp Allah’ın önüne geçiren kimseyi gördün mü? Hevâsını İlâh edinip, arzu ve tutkularının kulu kölesi olan kişiyi gördün mü? Allah’ı, Allah’ın dinini, Allah’ın kitabını, Allah’tan gelen hayat programını bir kenara bırakarak kendi hevâ ve heveslerini, ya da kendisi gibi âciz insanların hevâ ve heveslerini, istek ve arzularını din kabul edip onların peşi sıra giden kimseleri gördün mü peygamberim? Sizler de gördünüz mü böyle kimseleri? Peki kimdir bunlar? İşte şu anda Allah’ın kitabı, Allah’ın yasaları yerine kendi hevâsını heveslerini putlaştırıp tanrı edinen ve kitapsız, peygambersiz hevâsı istikâmetinde bir hayat yaşayan insanlardır.

Allah’ı unutmuş, Allah’tan gelen basiretlerle ilgi kurarak kendisini arındırmaya çalışmamış, Allah’ın kitabından ve peygamberin sünnetinden habersiz olduğu için, Allah’ın kendisi adına belirlediği kulluk programına teslim olmak yerine kendi bilgisine, kendi hevâ ve heveslerine teslim olmuş, ya da başkalarının hevâlarına teslim olmuş, başkaları için yaşamayı, tâğutlar için yaşamayı, moda için, çevre için, âdetler için yaşamayı, başkalarına kulluk etmeyi alışkanlık edinmiş, kendi kendisini pisliğin, günâhların, isyanların içine düşürmüş, hem dünyada hem de âhirette ziyana uğramış, kendi kendisini kötüye harcamış insandır.

    Allah’tan gelen hayat programını bırakmış, kendisine sunulan kulluk örneği olan peygamberle diyalog kurmamış, ben bana yeterim. Ben benim hayatımı düzenlemesini bilirim. Evimi ben de düzenleyebilirim. Nereden kazanıp nerede harcamam gerektiğini ben de bilirim. Çocuklarımı nasıl eğiteceğimi, ne yiyeceğimi, nasıl giyineceğimi ben de bilirim. Benim aklım var, benim fikrim var. Benim Allah’a da, O’nun kitabına da, O’nun hayat programına da Onun elçisinin örnekliğine de ihtiyacım yoktur demiş ve kendi hayatına kendisi program yapmaya kalkışmıştır. Kendi hevâsını, kendi heveslerini ve arzularını putlaştırmış, boynundaki kulluk ipinin ucunu kendi elinde tutmayı tercih etmiş insanlar.

    Şimdi ey peygamberim, sen böyle adamlar üzerine vekil mi olacaksın? Kendini böylelerinden sorumlu mu tutacaksın? Bunlar için çalışıp çırpınıp kendi kendini helâk mi edeceksin? Bırak ne halleri varsa görsünler? Ne yapacaklarsa yapsınlar. Bilmiyorlar mı bu adamlar Allah’ı? Bilmiyorlar mı Allah karşısında hiçbir güçlerinin olmadığını? Bilmiyorlar mı kendileri gibi âciz insanların güçlerinin kuvvetlerinin, bilgilerinin ne olduğunu da Allah’ı bırakıp onların hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamaya, Allah yasalarını bırakıp onların yasalarını uygulamaya çalışıyorlar? Allah’a ve Resûlüne samimiyetle bağlansalar gerçekten hayatları güzel olacak, ama yine de yan çizen bu adamları bırakıver peygamberim.

Kendileri nasıl tanrı olabilir bu insanlar? Ne hakla, hangi güçle tanrılık iddiasında bulunabiliyorlar? Nasıl oluyor da kendileri gibi âciz insanları tanrılık makamına oturtabiliyorlar? Nerden almışlar bu yetkiyi? Hevâ ve heveslerini nasıl Allah yasalarının önüne geçirebiliyorlar? Yarattıkları bir şey var mı bu insanların? Yaratıcılık özellikleri var mı? Kendilerini yaratabilmişler mi? Bir güçleri kuvvetleri var mı? Rızık verebiliyorlar mı? Doyurdukları birileri filân var mı? Göklerde ve yerde bir ortaklıkları filân var mı? Niye böyle kendilerini Allah yerine koymaya çalışıyorlar bu adamlar?”
Yorumlar (2)Add Comment
Oy Oy Oy
Yazan MurşidPeyda, Mart 12, 2008
Muhterem Allah senden razı olsun...Güzel ve ıspatlı bir izahat olmuş...inşaallah sizden soru cevap şeklinde bir izahat yazı da bekliyoruz...
buda benden
Yazan hiram, Mart 12, 2008
s.a bunu ilk olarak bana okuma fırsatı tanıyan kişiden allah razı olsun.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >