Mahmud Ustaosmanoğlu önderliğinde Fatih’in Çarşamba semtine kümelenmiş insanların, üyelerini oluşturduğu bir cemaat İsmail Ağa cemaati. Kimilerine göre siyasi çalışmaları var kimlerine göre ise asla böyle bir çaba içine girmediler. Bu cemaatin siyasi bağlantıları olmadığını söylemek pekte inandırıcı olmasa gerek. Cemaatin konumlandığı yer özellikle Fener Rum Patrikhanesinin çevresi olduğu için devlet politikasının hassas bir yerinde bulunuyor. Bu sebeple siyasi bir kısım fikir yada düşüncelerin, bir yerlerinde İsmail Ağa Cemaati’nin olduğu muhakkaktır. Fakat cemaatin pek fazla Türkiye’de iktidara oynayıp, İslami kuralların dikkate alındığı bir yönetim peşinde koşma ihtimali de yok.
Çünkü en iyimser rakamla cemaatin mensup sayısı 100.000’lerde. Bu sayıdaki insanın 70 milyonluk Türkiye’de iktidar hevesine düşmesi zaten olanaksız. Cemaat önderleri de sanırım bunun farkında olduklarından siyasi emelleri, sadece cemaatin ve cemaat üyelerinin rahatını ve güvenliğini temin etmekten öteye geçmez. Cemaatin konumlandığı bölgenin Fener Rum patrikhanesine olan yakınlığı dolayısıyla bir kısım hesaplaşmaların içine girme ihtimali yüksek. Oktan Keleş’in aşağıdaki satırları bölgenin ehemmiyeti açısından aydınlatıcı cümleler. “FETİH dün olduğu gibi bugünde bazı kesimlerce hazzedilemez. Adeta Hıristiyan dünyasının kalbine saplanmış bir hançer gibi algılanır. Asıl hedef FATİH camiidir.Onlar burayı kiliseye çevirmeden veya ortadan kaldırmadan Bizansın rövanşını almış olmayacaklardır. Hedef Fetih kavramı FATİH bölgesi ve FATİH Camidir. FATİH Camii fethinde, fatihinde sembolüdür.” Bu bağlamda bölgede varlığını etkin biçimde konumlandırmış ve kabul ettirmiş bir İsmail Ağa cemaatinin Fener Rum Patrikhanesi, dolaylı olarakta Bizans hülyalarındaki Yunanlıları pekte memnun etmediği aşikardır. Bölgenin güvenli olmaması yada cemaatin başsız kalması, cemaatin bölgede ve insanlar üzerinde etkisini kırar. Böylece bölgenin korunmuşluğu ve garanti edilmişliği ortadan kalkar. Bu boşluk kesinlikle Patrikhanenin işine gelir. Bu sebeple son gelişen olayların patrikhanenin yada patrikhanenin yurt içi kollarının bir oyunu olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Hatta bu cinayetin, Trabzon’da cereyan eden, İtalyan rahip Andrea Santoro'nun silahlı saldırı sonucu öldürülmesinine nispet olarak işlendiğini düşünmek de yanlış olmaz. Dikkat etmek gerekir ki İsmail Ağa cemaati genellikle Doğu Karadeniz’den insanların bir araya toplandığı bir örgütlenmedir. Türkiye’de aşırı istekleri , belki İslam’la dahi bağdaşmayacak talepleri olan kimi insanlar yok değil. Bu insanların çoğuda İslam için bu tip tavırlar içine girdiklerinden emin görünmektedirler. Bu tip sorunlu bireylerin İsmail Ağa Cemaati gibi bir örgütlenme içinde uysallaştırılması devlet için de toplum için de faydalıdır. Aksi takdirde bu sorunlu olarak addeddiğimiz bireyler İBDA-C gibi örgütlenmelerden medet umacaklardır ki, bu durum devlet ve toplum için çok tehlikelidir. Ekseriyetin görüşüne göre; İsmail Ağa Cemaati aşırı talepleri olmayan sadece kendi halinde dinini daha iyi yaşamaya çalışan bir örgütlenmedir. Bu sebeple İsmail Ağa Cemaatinin devletin bir kısım kurumları tarafından bu tip sorunlu bireylerin uysallaştırılması için kullanılması faydalıdır, doğaldır. İsmail Ağa Camisindeki cinayetin, hükümetin saygınlığını, konumunu sarsmak amaçlı yapılmış olduğunu düşünenler de var. Fakat 1998 de işlenen cinayetten sonra cemaatin tavrını bilenler, hükümeti yıpratmak adına bu cemaatin kullanılamayacağını bilirler. Dolayısı ile amacın hükümeti yıpratmak olduğunu düşünmek en uzak ihtimallerden birsidir. Fakat olayın bu amaçla tezgahlanmamış olması bir kısım medya yada grupların olayı hükümeti yıpratmak için kullanmayacağı anlamına gelmez. Aynı mantıkla bu olayı kullanarak hükümeti yıpratmaya çalışanların var olması, olayın bu amaçla tezgahlandığını ispatlamaz. Bir üçüncü ihtimalde, cemaat içinde hesaplaşma olduğudur. Bu tip cemaatlerin silahla iktidar hesaplaşması yaptığı cumhuriyet tarihinde kaç kere olmuştur, araştırılması gerekir. Sanıyorum ki iktidara önce alternatif oluşturulmalıdır ki diğer adayları safdışı bırakmaya kalkışılsın. Ortada alternatif görünmüyor. Şimdi de bir kısım haber sitelerinden, yorum sitelerinden toplumun tepkisini genel olarak yansıtan yorumları sıralayalım. • Ülkemizi karıştırmak isteyen derin ve karanlık güçlerin belirli aralıklarla uğradıkları camii. Ama ne sandıkları kadar büyüktür ismail ağa cemaati, ne de sandıkları kadar agresif. Olay burda kalacaktır. İstedikleri provakosyan gerçekleşmeyecek. Siz PKK'yı kullanmayı sürdürün. • Tamamen provakasyon başka birşey deyil amaçları ülkeyi karıştırmak ve hükümeti yıpratmak başka birşey değil. • Amaçları Kur'an ve sünneti yaşamaya ve yaşatmaya çalışan bir cemaati bölmek. • Böyle bir kaç cemaate inceleme yapılması lazım zaten, güya dışarda herkese kapalı ama içlerinde ne fesatlıklar geçiyor. Liderlik kavgası için işte böyle imam öldürüp sonra linç ediliyorlar. • Bu ülkede gerçekten samimi, Allah ve Resulü’nden başka kimseden emir almayan hangi cemaat, hangi tarikat olursa olsun hiç bir şekilde provakatif düşünceler, konuşmalar ve eylemler bu cemaat ve tarikatların duruşunda bir değişiklik oluşturmayacaktır. • Eğer bunu bekliyorlarsa bilsinler ki, bu cemaatten böyle bir infial çıkmaz. Çünkü bu cemaat, politik bir cemaat değildir. Kendilerine göre bir "İslam gettosu" kurmuşlardır ve kendi hallerinde yaşayıp gitmektedirler.( Gazete Yazarı) • Öteden beri bazıları, Fener’in bu cemaat tarafından adeta muhasara altına alındığını, boğulduğunu, gelişmesinin engellendiğini iddia etmektedirler. Yorumları okuduğumuzda toplumda genel olarak olayın toplumsal huzuru bozmak adına yapıldığıdır bu işin, kimileride hükümeti yıpratmak adına gerçekleştirilmiş bir operasyon olduğu söylüyor. Aynı zamanda Cemaatin Fener Rum Patrikhanesinin önünde bir engel olduğu açıkça belirtiliyor. Fakat hükümeti yıpratmak isteyenlerin bu cemaati kullanamayacağını daha önce belirtmiştik. Hükümeti yıpratmak adına yapılacak bir operasyon içinde AKP ve benzeri partilere sempatisi olan ve akıllıca davranmasını bilen bu cemaatin kullanılamayacağı malumdur. Hükümeti yıpratmak için daha çok Danıştay saldırısı tarzında olaylar daha sonuç verici nitelikte olur. Halkın genel düşüncesinin aksine entellektüel çevreler yüksek oranda Fener Rum Patrikhanesiyle bağlantı kuruyorlar. Benim kanaatim ise olayın daha çok Fener Rum Patrikhanesiyle ve toplumsal huzuru bozma çabasında olan illegal örgütlerle ilgili olduğu yönündedir. Sonuç olarak söylenmesi gereken şeyler şunlardır. Sıralayalım: • Toplumun aşırı uçlarının törpülenmesi adına, kontrol edilebilir örgütlenmelerin kullanılması akıllıca bir yöntemdir. Cemaatlerin çoğu bu görevi üstlenmişlerdir. Devlette bu kurumları belli organlarıyla korumaktadır. (Burada cemaatler derken sadece belki İslami hassasiyetleri olanlardan bahsettik ama bu cemaat kavramının içine musevi cemaatleri, hristiyan cemaatleri, jokeyciler kulubü, ADD, ÇYDD gibi gruplarda girer.) • Fener Rum Patrikhanesi bu toplum için ciddi tehlikelerden bir tanesini oluşturur. Devlet İsmail Ağa Cemaati vasıtası ile bu gücü tamponlayabilmektedir. Buda toplumun çıkarınadır. • Malum medyanın hiç bir zaman toplumu düşünmediğini sadece kendi çıkar ve düşüncelerine saygı duyduğunu göz önüne alırsak, olayın malum medya tarafından çarpıtılarak hükümete yönlendirilmesi normaldir. • Bu devlet bu milletindir. İyisi ve kötüsü ile bu milleti korumayacak, haklarını savunmaycak ve isteklerini dikkate almayacak devlet yaşayamayacaktır. Bu sebeple unutmamak gerekir ki bu devlet sadece kendini laik olarak tanımlayanların değildir. Bu devlet aynı zamanda vergisini veren, oyunu kullanan ve laikliğe inanmayanlarında devletidir. (Bu laik olmayan kesimin içine Hristiyan, Süryani, Museviler de girer.) • Elmanın yarısı çürük diye diğer yarısını da atanlar israf etmiş olurlar. En güzeli çürük tarafı atmak ve sağlam tarafını afiyetle yemektir. • İsmail Ağa Cemaati içinde abes insanlarıda barındıran topluma faydalı olan bir örgütlenmedir ve bir kısım çevreler tarafından yıpratılmak istenmektedir. Yoksa meyva vermeyen ağacı kimse taşlamaz. • Hapishanelerde bir türlü ıslah edilemeyen toplumun sorunlu bireylerinin, bir kısım sivil toplum kuruluşu yada cemaatler içinde nasıl uysallaştırıldığını bilen birisi olarak devletimize bu tip kuruluşlara daha çok fırsatlar sunmasını tavsiye ediyor ve yazımı sonlandırıyorum.
|