Yazarlar
Savaş Aşık
Türkiye'deki Olayların Perde Arkası - 7 


| Türkiye'deki Olayların Perde Arkası - 7 |
|
|
| Yazar Savaş Aşık | |
| Cumartesi, 02 Şubat 2008 | |
|
Türkiye'nin belki de ömrü en uzun olan sorunu şüphesiz Misyonerlik faaliyetleriydi. Bugün sorun olarak karşımıza çıkan Ermeni Sorunu'nun temeli de Misyonerlik faaliyetlerinden gelir. II. Mahmud Han döneminde başlayan ve II. Abdülhamid Han zamanında had safhaya ulaşan bu bela kendisini Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde de hissettirmişti. Misyonerlik Faaliyetleriyle Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkanlar bugün aynı şeyi Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oynamakta idiler. Öncelikli olaral Lausanne'de başaramadıklarını daha sonra Türkiye'ye açtıkları okullarla başarmayı amaçlayan Misyoner grupları Atatürk'ün bu okulları kapatmasıyla emellerine o anlık ulaşamadılar. Atatürk vefat ettikten sonra giderek Misyonerlik etkisini artırmaya başladı. Hristiyanlığın yanı sıra Masonluk da ciddi tehdit olmaya başlamış, ülkenin basın - yayın ve bürokrasi tarafına hakim olmaya başlamıştı. Bugün dahi Masonluğun basın - yayın tarafında mevcuttur. Ancak, Hristiyanlığı yayma çabaları şüphesiz daha ön plandaydı. Cahil ve İslâm'ı tam anlamıyla bilmeyen kesimlere daha kolay ulaşıyorlardı. Misyonerlik sadece Hristiyanlığı yaymaya değil, İslâm mezhepleri ve görüşleri arasında çatışmalara yol açmaktaydı. Alevî - Sünnî çatışması onların temel hedefiydi. Ve bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar taşıma yoluna gittiler. AP'nin temel gündem konularından birini oluşturan Alevî - Sünnî arasındaki sürtüşme Avrupa'da bulunan kendilerini " Alevî " olarak lânse etmeye çalışan Ateist gruplarca çatışma şekline sokulmaya çalışılmaktadır. Madımak oteli yangını ile bu sürtüşme çatışmaya döndürülmek istense de Türk halkı hiç bir şekilde buna müsaade etmemeye özen göstermekte, İslâm'da özgür düşüncenin varlığını bir kez daha vurgulamaktadır. Misyonerlik faaliyetleri doğuda faaliyet gösteren PKK ve ASALA terör örgütlerine de desteğini sürdürmüş, müridlerini bu konuda destek vermeye sevketmiştir. O bölgedeki Türk - Kürt kavgasını körükleme peşinde olan bu grubun temel amacı şüphesiz ülkedeki barış ve sûkuneti bozma gayretiydi. 17 Ağustos 1999 depreminde de faaliyetlerine aralıksız devam eden Misyonerler aç ve açıkta olan zavallı halkımızın bu zaaflarını kullanarak Hristiyan yapma gayreti içine girmiştir. Bugün sadece Sakarya'da bu faaliyetler sonucu 2500 civarı Hristiyan olduğu tespit edilmiştir. (24) Malatya'daki Misyoner Katliamı 3 kişinin ölümüyle noktalanmasına karşın Misyonerlere karşı bakış açısını değiştirme gayretine girişilen bir olaydır. Çünkü; o olaydan sonra ülkemizde faaliyet gösteren Misyonerler rahat rahat konuşmaya başlamış hatta bu konuşmalara Avrupa'dan ve ABD'den ciddi şekilde destekler geliyor. 32. Gün Programı'na katılan Türkiye Protestan Birliği Eski Başkanı İhsan Özbek ATO Başkanı Sinan Aygün'ün sorduğu sorulara hiç bir şekilde cevap verememiş ve yasadışı yapılan Misyoner faaliyetlerinin gün yüzüne çıkmasıyla birlikte kendisi de Sinan Aygün'ün tespitlerine karşı kayıtsız kalmıştır. Sinan Aygün Batıkent'te Orta gelirli Müslümanların olmasına karşın oralarda neden Hristiyanlık faaliyetlerinde bulunuyorsunuz sorusu üzerine hiç bir yanıt verememiş ve kayıtsız kalmıştır. Ayrıca İhsan Özbek, bu katliamlar sonucunu yanlış şekilde anlatımın sonuçları olarak gösterirken acaba 17 Ağustos 1999 yılında yapılan faaliyetler ne kadar doğruydu? Burası da muamma! Türkiye'deki Misyonerlik faaliyetlerine güzel gözüyle bakılmasını amaçlayan bu saldırının arkasında yatan yine " Ergenekon Terör Örgütü " olmuştur. Ayrıca, Rahip Santoro Cinayeti'nde de kendisini gösteren bu örgüt Türkiye'deki Hristiyanlık varlığını yükseltmeyi amaçlamıştır. Ergenekon Terör Örgütü'nün Gayrimüslim üyelerinden olan Sevgi Erenerol'un bu konularda başrol oynadığı da açık ve nettir. Öldürülen Misyonerlerden Tilmann Geske'nin eşi Suzanne Geske, Alman ZDF Kanalı'nda yaptığı açıklamada mağduriyetini dile getirmenin yanısıra Türkiye'de din özgürlüğünün bulunmadığını iddia ederek bu konu üzerinde rant sağlamaya çalışmış, BM bu konudan Türkiye'den belge ve rapor sunmasını istemiştir. AB'de de geniş yankı uyandıran bu katliam Türkiye üzerindeki emellerini körüklemiş ve ekmeklerine yağ sürmüştür. Türkiye'deki olaylar hiç bir zaman havadan sudan olmamış, her daim içinde bir sır barındırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak her daim bu konularda uyanık olmalı. Her olaydan sonra galeyana gelip bilinçsiz tavırlar sergilememeliyiz. Kendimizden emin ve sakin olmalı her daim uyanık olmalıyız. Unutmayın ki bizi kurtaracak olan yine bizleriz... 24. Türkiye'deki Misyonerlik Faaliyetleri Tartışmalı İlmî Toplantı Ensar Neşriyat Yayınları Yorumlar (2)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |
A.Eren AKYAR