Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Çıkar Medeniyeti Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Cuma, 31 Ağustos 2007
Mekke döneminde İslam Peygamberinin en büyük düşmanları iki yüzlü müşrikler idi. Müşrikler bir olan Allah’ı bildiklerini fakat putların kendilerini Allah’a ulaştıran aracılar olduklarını iddia ediyorlardı. Yani minareyi çalmış, kılıfını da çoktan hazırlamış idiler. İki yüzlü idiler, bir olan Allah’ı biliyorlar idi fakat, bir olana kanun koyma yetkisini vermiyorlar idi. Kişisel, yada grupsal isteklerini reddeden bir olan Allah’ı değil, sadece olduğu yerde duran, hiç bir şeye karışmayan Allah’ı istiyorlardı.

Bu Allah’ın özelliklerini şöyle sıralayalım;
• Yaratır,
• Her şeyi bilir,
• İnsanların hayatına müdahale etmez,
• İnsanlar isterken ondan değil, putlardan isterler,

Günümüzde adları müşrik olmayan, fakat kitap ehli olan insanlara ve onların tanrısına bakıyoruz. Onun özelliklerini sıralıyoruz;

• Yaratır,
• Her şeyi bilir,
• Oğlu da olur,
• İbadethanede vardır, ama meclise giremez,
• Ona güvenilir, ona dua edilir ama ondan istenmez,
• Verme gücü ondadır ama ondan istenmez,

İkinci kısımdaki tanrı günümüzde Avrupa medeniyetinin tanrısıdır. Bu tanrı onların hayatında vardır. Fakat bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur. Bu tanrı Hz. İsa’ya kitap veren Allah değil, Avrupa medeniyetinin oluşturduğu, yunan mitoloji tanrıları gibi bir şeydir.

Avrupa medeniyeti, Osmanlı’nın çöküşünden bu yana dünyaya çeki düzen veren, politik ilişkilerde güç sahibi olan, sözü geçen taraftır. İcraatları tüm dünya halklarının geleceğini etkilemektedir.

Bu medeniyete insanların atfettiği bir kısım özellikleri sıralayalım;

• İnsana değer verir, hatta insan hakları bildirgesini yayınlamıştır.
• Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde herkes insani haklarını savunabilir.
• Her insana olmasa da kendi insanına değer verir, onu el üstünde tutar.
• Ülkesinin insanı dünya standartlarının üstünde yaşamaktadır.
• Teknoloji ve bilgi ondadır.
• Sıradanın dışına çıkabilen yeni fikirler üretebilen odur.

Yukarıda sıraladığımız özellikler tamamen Avrupa medeniyetinin diğer dünya insanlarının gözünde oluşturmak istediği imajdır. Dünya insanının bu şekilde düşünmesi bu medeniyetin daha uzun yaşamasını sağlayacaktır. İlk yazımızda belirttiğimiz gibi dünyaya Avrupa medeniyetinin penceresinden bakanlar için durum yukarıda söylendiği gibidir. Zaten Avrupa medeniyeti bu insanları gördükçe dört köşe olmaktadır.

Son gündemlerimizden bir tanesi olan Ermeni Katliamı meselesi bu çürümüş medeniyetin neler ürettiğini görmek açısından oldukça hayret verici görüntüler sunmaktadır. Bundan bilmem kaç yüzyıl önce insanları bir şekilde dünyanın düz olduğuna inandırmış olanlar var idi. Fakat aklına güvenen batı insanı buna karşı çıktı ve dedi ki: “Hayır dünya yuvarlaktır (Geoid)”. Fakat o zaman “Dünya düz değildir.”  demek suçtur yasası varmıydı bilmiyorum. Böyle bir şeye Avrupa medeniyeti sanıyorum karşı çıkarak bu günlere geldi. Fakat şimdi çıkmış ne diyorlar, “Ermeni katliamı yoktur demek suçtur”. Doğruluğu insan üstü bir varlık tarafından kesinleştirilmemiş bir yargının tersini düşünmek suç olarak telakki edilirse bu insanlığın araştırma, tartışma hakkını elinden almaktır ki buda akılcı ve özgürlükçü olduğunu iddia eden Avrupa medeniyeti için büyük bir “U” dönüşüdür.

Şimdi Avrupa medeniyetinin doğduğu topraklar olan Fransa’nın bu söylemine karşı çıkan Batıcılar var Türkiye’de. Birde Osmanlının son döneminde varlığını bildiğimiz Batıcılar var. Bu insanlara göre Avrupa medeniyeti herşeyiyle taklit edilmeliydi. Fakat sanırım aklı başında kimse batının bu Ermeni Meselesi hakkındaki görüşünü taklit edelim demiyordur. Burada Avrupayı tamamıyla taklit edelim diyenlerin yanlışa düşündüklerini göstermiş olduk. Bunu bir kenara bırakalım. Birde Mehmet Akif örneğinde temsil edilen İslamcılar vardır aynı dönemde, Batının iyi olan yönlerini alalım ve ahlaksızlığına (ikiyüzlülüğüne,çıkarcılığına) imkan veren kendi uydurduğu dinini almayalım diyenler. Bunlarında ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Bunu da bir kenara bırakalım ve asıl konumuz olan Çıkar Medeniyeti meselesine devam edelim.

Batı medeniyeti insan merkezli değil, çıkar merkezli bir medeniyettir.
Dedikten sonra nedenlerini açıklayalım;
Bu medeniyet kendi ülkesinde gelir seviyesi 20000$ olan insanlar varken, hemen yanıbaşında yani komşularında açlık sınırının altındaki insanların kitleler halinde ölmesine seyircidir. Burada çıkarılabilecek sonuç şu olurdu. Avrupa insana değil, kendi ülkesinin insanına değer veriyor ve onların en iyi şekilde yaşamasını sağlıyor. Hayır buda bizlere yutturulan büyük bir yalandır sadece. Çünkü;

İki bireysel örnek vereceğiz, birincisi YUSUF ISLAM (daha önce CAT STEVENS), ikincisi ROGER GARAUDY (eski Fransa Komunist Parti Başkanı).
Bu insanları az çok fikir hayatını takip eden insanlar bilirler. Burada çarpıcı nokta, bu iki insanın yüksek bilgi seviyelerine sahip, toplumlarına faydalı insalar olmasına rağmen, din değiştirince AVRUPA’dan kovulmalarıdır. Kovulma burada sınır dışına itilmek değil, sosyal yapıdan dışlanmalarıdır. Roger Garaudy, İslam ile onurlanmadan önce, toplumun ve televizyon programlarının en gözde insanlarındandır.Yusuf İslam da bilahare aynıdır. Fakat İslam’ı seçtiktan sonra ikiside kendi ülkelerinde yaşama imkanı bulamamışlardır. Kendi doğup büyüdükleri, ekmeğini yedikleri, emek verdikleri topraklarına ve toplumlarına yabancılaştırılmışlardır. Daha geçenlerde Yusuf İslam’ın İngiltere’ye girişi yasaklanmıştır. Avrupa medeniyeti hani kendi ülkesinin insanına değer verir onu el üstünde tutar ve onun rahat yaşaması için herşeyi yapardı? Bu herşeyin içinde gerektiğinde başkalarının canını almakta vardı.  Demek ki değilmiş, kandırılmışız, bu medeniyet ve elebaşları sadece kendi çıkarlarına aykırı davranmayan insanları seviyor ve kolluyor. Yarın herhangi bir Hollanda vatandaşı İslam’ı din olarak seçerse aynı muameleye maruz kalacağına göre, her Hollanda vatandaşı risk altında demektir. Bu sebeple asla Avrupanın insana yada ülkesinin insanına değer veren bir medeniyet olduğunu iddia edemeyiz. Fakat şöyle demek mümkündür. Avrupa kendi işine çomak sokmayan herkese, herşeye onay verir. Gerekirse onu besler büyütür.

İlk başta değindiğimiz müşriklerde aynısını yapıyorlar idi. Allah var idi fakat asla onların işlerine karışmazdı. Karışırsa olmazdı. Orda durması gerekirdi. Allah vardı, doğruydu, en iyiyi bilirdi ama, müşriklerin işlerine çomak sokarsa, orda durmalıydı buna hakkı yoktu.
Avrupa içinde böyledir. Roger Garaudy, bilgilidir, sosyalizm ve komunizm hakkında çok şey bilir, konuya hakimdir ama eğer ki Avrupa’nın işine gelmeyen bir şey derse orda durmalıdır. Çıkarına ters konuşulmaz Avrupanın, konusulursa istenmeyen insan olur kişi, toplumdan dışlanır, hatta ülkesine sokulmaz.

Sonuç olarak Avrupa medeniyeti doğrunun ve özgürlüğün değil, çıkarın memleketidir. Batıcı aydınlarımızın da bunu bir daha düşünmelerinin vakti gelmiştir. Geçmeden düşünseler iyi olur hem kendileri hemde Türkiye insanı için...

 

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >