Yazarlar
Savaş Aşık
Türkiye'deki Olayların Perde Arkası - 6 


| Türkiye'deki Olayların Perde Arkası - 6 |
|
|
| Yazar Savaş Aşık | |
| Perşembe, 31 Ocak 2008 | |
Türkiye'de aslında etnik kavgalardan ziyade ideolojik kavgaların merkeziydi. Şu ana kadar saydığım tüm terör örgütleri, yapılan sağ - s ol çatışmalarının ardında yatanlar ideolojik gerçeklerdi. O ideolojinin başını çeken ise Emperyalizm ve Komünizm'dir. Rusya & ABD kavgasının sokaklara yansıdığı, hatta ailelere kadar taşındığı bir gerçekti. Ancak, biri vardı ki içlerinde ideolojisi farklıydı. Bu ideoloji sayesinde Türkiye'de rahatlıkla büyümüş, bürokratlar hiç dokunmamış, aksine anti-komünist olduğundan bizzat gelişmesine göz yumulmuştur. İşte o örgütün adı da Hizbullah'tır.
Türkiye Hizbullahı, Lübnan'daki Hizbullah ile organik bir bağı olmayan radikal İslamcı, silahlı, yasadışı bir örgüttür. Hizbullah, "Allah'ın partisi" (Allah taraftarı) anlamına gelir.Dini kaynakları kendine göre yorumlayarak teröre başvuran ve liderliğini Hüseyin Velioğlu'nun yaptığı silahlı örgüt, daha çok Sünni Kürtler arasında faaliyette bulundu. Bu konuda 1992 yılında Hizbullah gerçeğini gözler önüne sermiş bir insanın söylediklerini sizlere anlatacağım. Kendisi Sakarya Yenigün Gazetesi Spor Müdürü Ali Fikri Aşık. Ali Fikri Aşık konuşmasında şunları söylüyordu; " Siirt Köy Hizmetleri ile oynayacağımız maç için Siirt'e gitmiştik. Orada gece sokağa çıkma yasağı mevcuttu ve kimse çıkamıyordu. Ben bir akşam bir kahvehaneye gittim. Ve orada bulunanların hepsi PKK'lıydı. Adamlarla uzun soluklu konuştuk. Ve bana dedikleri şunlardı; ' Abi Hizbullah bizim 2 tane arkadaşımızı öldürdüğünde televizyonlara " Askerimiz 2 tane PKK'lıyı öldürdü. " deniyor. Bu kez biz 2 tane Hizbullahçıyı öldürdüğümüzde bu kez " PKK'lı teröristler 2 tane vatandaşımızı şehit etti. " deniyordu. Biz buna bir anlam veremedik. ' Bunun üstüne bir de Siirt maçından önce otelin önünde bir tane adam başka bir adamı sokak ortasında öldürdü. Tabii oyuncular şokta. Sahaya çıktılar 5 tane yediler geldiler. Adapazarı'na gittiğimizde ben bunu açıkladım ve Jandarma tarafından ifadem alındı. " İşte o zamanlar hiç kimsenin haberi yoktu. Gündemin tozlu sayfalarında saklıydı. Bana bir abimiz şöyle demişti. Gündemi en çok değiştirenler küçük haberlerdir. Gerçekten doğruydu. Gündemde sadece bir kaç başlık olan Hizbullah, yavaş yavaş çıtasını yükseltmeye başlamış ve potansiyel bir tehdit unsuru haline gelmişti. AKSİYON Dergisi'nden Ufuk Hiçyılmaz yazdığı yazı ile Hizbullah'ı şu şekilde ele almıştı; Maskeli Hizbullah’ın hedefi cemaatler Hizbullah, güvenlik birimlerinin takibinden kurtulmak için militanlarına “Nurcu” veya “Süleymancı” gibi görünmeleri emrini verdi. Örgüt ayrıca PKK ile Avrupa’da işbirliğine giderek Kürt kökenli vatandaşlarımızı etki altına almak istiyor. Sandalyeye bağlı duran adam sorulara güçlükle cevap veriyordu. Sorgucuların ısrarlı soruları karşısında bunalan yaşlı adam çaresizliği iliklerine kadar hissederken, bir taraftan da sorgucuların nereye varmak istediklerini anlamaya çalışıyordu. Sorgunun başındaki isim Hizbullah terör örgütü lideri Hüseyin Velioğlu idi ve kaçırdıkları Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım’dan Türkiye’nin sembol isimlerinden birisi olan Fethullah Gülen’in maddi gücünü ve ona yakın işadamlarının isimlerini öğrenmek istiyordu. Çapraz sorguya alınan Yıldırım’dan Fethullah Gülen’e uzanmayı ve onu ortadan kaldırmayı planlayan Velioğlu’nun evdeki hesabı çarşıya uymadı. 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz’daki bir evden gelen silah sesleri tüm planlarına son noktayı koydu. Emniyet İstihbaratı ve Terörle Mücadele Birimleri’nin gerçekleştirdiği operasyonda Hizbullah-İlim grubu veya Türk Hizbullahı lideri Hüseyin Velioğlu ölü, örgütün Marmara ve Ege sorumlusu Edip Gümüş ve askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar sağ olarak ele geçirildi. Sanıkların sorgusu sonucunda emniyet güçleri bir korku filmi setini andıran onlarca mezar-ev ortaya çıkardı. Terör örgütü tarafından kullanılan bu evlerde günlerce insanlık dışı işkencelere maruz kalmış elleri ve ayakları bağlı yüze yakın ceset bulundu. Türk Hizbullahı’nın kurbanlarına uyguladığı işkenceler ve örgütün sahip olduğu silahlı gücün büyüklüğü büyük bir endişe meydana getirirken herkes kendi kendine şu soruyu soruyordu. Kim bu Hizbullah? Türk Hizbullahı’nın derin tarihi 1980’lerin başında Diyarbakır çevresindeki birtakım kitapevleri etrafında oluşan İlim ve Menzil hareketleri kısa süre sonra bölgede başlayan çatışmaların etkisiyle silahlanmaya başladı. 1987’de İlim Kitabevi çevresinde örgütlenmeye başlayan Hüseyin Velioğlu’nun liderliğindeki Türk Hizbullahı 1991’de, örgüt içinde ılımlı olarak bilinen “Menzil” grubunu tasfiye etti. Şiddet yanlısı bilenen “İlim” kanadı 1990’ların başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bölücü terör örgütü PKK yandaşlarına karşı tabanca ve satırlı saldırılar düzenleyerek ismini duyurdu. Marksist terör örgütü PKK’ya karşı bölgedeki Müslüman Kürtlerin tepkisiyle doğduğu izlenimi veren Hizbullah hareketinin lider kadrolarının bu dönemde güvenlik güçleri ile amaçlarının örtüştüğü anlaşılıyor. Bir Jandarma yetkilisi, Velioğlu’nun dönemin Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) Grup Komutanı Ahmet Cem Ersever’le yakın ilişki içinde bulunduğunu ve daha sonra MİT için çalışmaya başlayacak olan “Yeşil” kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım’la görüşmesinin bu bağlamda ele alınması gerektiğini söylüyor. Yine aynı dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Tümgeneral Teoman Koman kendisine Hizbullah’ı soran gazetecilere şu şaşırtıcı cevabı veriyordu: “Hangi Hizbullah? Bir İran’daki Hizbullah vardır bir de PKK’nın baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar.” Örgütün faaliyetlerini iyi bilen, güneydoğu kökenli bir işadamı, PKK’ya karşı mücadele eden bir yapı olarak tanımlanmasına karşın örgütün, batıda en büyük zararı dindar insanlara verdiğini şöyle anlatıyor: “Öcalan’ın Şubat 1999’da yakalanmasıyla birlikte PKK bölgede etkinliğini kaybedince, oluşan güç boşluğunu Hizbullah doldurmak istedi. Daha önce devletle çatışmak istemeyen örgüt, PKK tasfiye edilmeye başlayınca varlık nedenini kaybetti. İstanbul’daki Doğu ve Güneydoğu kökenli işadamlarını kaçırarak para toplamaya başladı. Kaçırılan işadamlarının dernek, örgüt ya da partilerle organik bağlantısı olmayan ve dindar insanlardan seçilmesi ilginç tabii. Yani örgüt Müslümanları öldürerek İslam devleti kurmaya çalışıyordu!” Yaklaşık bin kişilik bir silahlı eylem grubuna sahip olduğu ortaya çıkan Hizbullah-İlim Grubu’nun gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemler arasında “İslami Holding” olarak bilinen çok ortaklıklı şirketlerin patronlarını kaçırmak yer alıyordu. Örgütün uzun süre izlediği isimlerin başında JET-PA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Akgündüz geliyordu. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre uzun süre sıkıntılı günler geçiren Fadıl Akgündüz, devletin resmi birimlerinden istediği korumayı göremeyince, kendi koruma ordusunu kurmak zorunda kaldı. Örgütün takibe aldığı isimler aynı zamanda “yeşil sermaye” kapsamında yer almaktaydı. MGK’ya sunulan irtica raporlarında Hizbullah yer almamış Örgütü yakından izleyen bir yetkili, Konca Kuriş ve İzzettin Yıldırım’ın kaçırılmasını daha büyük ve provokatif eylemler için hazırlık olarak değerlendiriyor. “Polisin Beykoz’daki Hizbullah karargahına yaptığı baskın, bu eylemler serisini başlamadan bitirdi.” diyen yetkili, çarpıcı açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Ancak burada ilginç olan bir husus var. Hizbullah’ın ismi MGK gündemine getirilmemişti. Ancak emniyetin operasyonları sonucunda ortaya çıkan mezar-evlerin açılması ile tüm Türkiye, Hizbullah vahşetini yakından görme fırsatı buldu.” 17 Ocak operasyonu sonrasında sarsılan ve dağılma sürecine giren örgüt, adını 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve 5 korumasına yönelik suikast sonrasında yeniden duyurdu. Dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan gazetecilere yaptığı açıklamada Hizbullah’a ilişkin, “Suikastın arkasında sadece Hizbullah’ı aramak yanlış. Biz böyle bir eylem bekliyorduk ancak bu çapta olacağını tahmin edememiştik.” diyerek olayın arkasındaki dış odaklara işaret ediyordu. “Almanya, Rusya ve İran birlikte hareket ediyor.” diyen Tantan’ın bu açıklamaları kafaların daha da karışmasına sebep oldu. Okkan suikastı sonrasında meseleyi kan davasına dönüştüren örgüt, emniyetin sıkı takibi neticesinde yediği darbelerle dağılma noktasına geldi; lider kadrolarının önemli bir bölümü Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldı. Yeniden yapılanmasını Avrupa’da gerçekleştirmeye çalışan örgütün bu çabaları istihbarat birimlerinin dikkatinden kaçmadı. Örgütü yakından izleyen Emniyet İstihbarat Dairesi’nin elde ettiği bilgiler ise son derece çarpıcı. “Kendinizi Nurcu veya Süleymancı olarak gizleyin” Örgütün, üçüncü lideri Mehmet Beşir Varol yönetiminde Avrupa’da yeniden yapılanmaya gittiği görülürken Hizbullah’ın yeni stratejisinde 17 Ocak operasyonları sonrasında askıya alınan ev toplantıları, cami sohbetleri, Kuran kursları ve imam hatip mezunu gençleri örgüte kazandırma çabalarının devam ettirilmesi hedefleniyor. Avrupa’da ve Türkiye’de sürekli gelir kaynakları elde etmek için kitapevleri ve birtakım şirketler kurmaya çalışan örgütün maddi sorunları aşmanın dışında orta ve yüksek öğrenim grubundan gençleri kazanmak için uygulamaya koyduğu yeni strateji ise tam bir istihbarat operasyonu niteliğinde. Kamuoyunda “Süleymancı” veya “Nurcu” olarak bilinen ve İslami hizmetlerle adını duyuran, terörle uzaktan yakından ilgisi olmayan grupların arasında gizlenmeyi amaçlayan bu yeni stratejinin araçları da örgüt tarafından mensuplarına iletildi. Örgüt mensuplarının topladıkları evlerde Risale-i Nur ve Kuran-ı Kerim bulundurmasını isteyen Hizbullah liderleri, bir taraftan da bahsi geçen grupların burs ve pansiyon imkanlarından istifade etmeye çalışıyor. İstihbarat terminolojisinde “maskeleme” olarak tabir edilen bir gizlenme sürecine giren örgüt, aynı zamanda daha önce kanlı bir savaş yürüttüğü PKK / KONGRA-GEL’e bağlı Kürdistan İslam Hareketi ile de işbirliğine gidiyor. İstihbarat birimleri tarafından PKK yanlısı bir hareket olarak tanımlanan Kürdistan İslam Hareketi’nin Avrupa’nın değişik ülkelerinde faaliyet gösteren 25 ayrı camisi var. Örgütün sahip olduğu imkanlardan yararlanmak isteyen Hizbullah’ın bu çabası da istihbarat birimlerinin dikkatinden kaçmadı. Emniyet İstihbaratı tarafından hazırlanan raporlarda bu duruma şu sözlerle dikkat çekiliyor: “Terör örgütü PKK / KONGRA-GEL terör örgütünce, dini kesime yönelik propagandif faaliyetler meyanında, 1993 yılında faaliyete geçirildiği bilinen Kürdistan İslam Hareketi (KİH) isimli paravan örgütlenmeye ait www.baweri.org isimli internet sitesinde; terör örgütü Hizbullah İlim Grubu’nun İsviçre yapılanması tarafından yayın hayatına sokulan ‘Müjde’ isimli dergi hakkında bir kısım künye bilgilerine yer verildiği gözlenmiştir. Bu kapsamda, PKK ve Hizbullah örgütleri arasındaki tarihsel süreç de göz önüne alındığında, bahse konu gelişmenin; terör örgütü Hizbullah İlim Grubu’nun son dönemde geliştirdiği yeni strateji paralelindeki ‘cemaat görünümlü bir yapı sergileme’ tavrından kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmekle birlikte, anılan sitede Kürdistan İslami Direniş Hareketi (KİDH) terör örgütüne ait ‘Mizgin’ dergisinin internet adresi olan www.mizgin.net isimli siteye de yer verilmiş olması dikkat çekici bulunmuştur.” Amaç cemaatları marjinalize etmek mi? Ancak Türkiye’nin istikrar aradığı bir dönemde belirli güçlerin desteğiyle çarpıcı eylemlere imza atmayı planlayan Hizbullah’ın neden mütedeyyin kesim arasına sızmaya çalıştığına ilişkin farklı görüşler bulunuyor. Terörle mücadeleyi İslamla mücadele kampanyasına dönüştürmek isteyen kimi çevrelerin bu tür örgütler vasıtasıyla cemaat ve fikir platformlarını marjinalize etmek istediğine dikkat çeken uzmanlar, örgütün aynı zamanda ılımlı bir profil çizerek emniyetin takibinden de kurtulmayı amaçlamış olabileceğini belirtiyor. İran’da kurulan ve Lübnan’da ABD ve İsrail askeri işgaline karşı koymak için örgütlenen Hizbullah’tan farklı bir yapılanma arz eden Türk Hizbullahı Kasım 2003’te İstanbul’u kana bulayan sinagog ve HSBC saldırılarında da gündeme gelmeyi başardı. ABD yönetimi tarafından “terör listesine” alınan örgütün Avrupa topraklarında nasıl bu kadar rahat ettiğinin cevabı hâlâ birçok insanın zihnini meşgul ediyor. (21) Ergenekon Terör Örgütüyle de birebir bağlantısı olan bu örgüt aslında göründüğü gibi şirin bir örgüt oluşturmuyor. AKSİYON Dergisi bu örgütün bağlantılarını " Ergenekon'un çok yönlü terör bağlantıları " isimli haberinde yazmıştır. (22) Zaman Gazetesi'nde yayınlanan " İşte Terör Örgütlerinin İç Yüzü " adlı yazıda ise Terör Örgütlerinin çarpıcı yanları şu şekilde anlatılmaktaydı; İşte terör örgütlerinin iç yüzü Terör örgütlerinin kendi içerisinde yaşadığı hesaplaşmalarda, militanlarına çok acımasız davrandığı ve vahşi yöntemler uyguladığı bildirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, bilinmeyen bazı konuları ''Bunları biliyor muydunuz?'' başlığıyla yayımladı. İnternet sitesinde, terör örgütü PKK, sol terör örgütü DHKP/C ve dini referans alan radikal örgütlerde yaşanan iç hesaplaşmalar, örgütlerin çelişkileri ve militanlarına verdiği değer ortaya konuluyor. İnternet sitesinde, terör örgütü PKK hakkında ortaya konulan bazı tespitler şöyle sıralandı: -Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını, -Örgüt içerisindeki kadın militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provokatör ve iş birlikçi iddiasıyla öldürüldüklerini, -Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa gibi hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını, -Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, 3-4 yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının 18-20 civarında bulunduğunu, -Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıp da yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını, -Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temini için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına, ölüm tehdidiyle tecavüz ettiklerini, -Avrupa'da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan örgütün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına ''idama hayır'' kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini, -Yurt dışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünün, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verdiğini biliyor muydunuz? -SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ- Emniyet Genel Müdürlüğünün sitesinde DHKP/C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP terör örgütlerinde yaşanan bazı olaylar da şöyle sıralanıyor: -Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını, -Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini, -Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının ''iş birlikçi, hain ve şerefsiz'' olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını, -Gençleri, sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan Dev-Sol örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilkbaharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurt dışına 4 kilogram eroin sevkıyatı yaptığını, -Dev-Sol örgütü üst düzey yöneticilerinden P.G'nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400 bin frangı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü elebaşı tarafından 11 Temmuz 1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü, -Dev-Sol terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini, -Dev-Sol terör örgütüne yönelik 27 Temmuz 1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö'in ikametinde 2 bin 65 gram esrarın yakalandığını, -DHKP/C'ye yönelik 12-25 Eylül 1995 tarihlerinde İstanbul'da yapılan operasyonlarda yakalanan 6 şahısla birlikte 500 gram esrarın ele geçirildiğini, -DHKP/C'ye yönelik 18 Nisan 1995 tarihinde İstanbul'da yapılan operasyonda R.T'nin 10 kilogram eroin ile yakalandığını, R.T. ve C.T'nin, terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurt dışına uyuşturucu madde götürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını, -DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 3 Aralık 1997 tarihinde yakalanan S.Y'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını, -İstanbul Sabancı Center'da 9 Ocak 1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ.A'nın 5 ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini, -28 Mayıs 1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu E.G'nin birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını, -Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından 15 yaşındaki terörist kıza, örgüt içerisinde tecavüz edildiğini, -Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G'nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde ''düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü'' şeklinde yalan haber yazıldığını, -1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren 31 DHKP/C terör örgütü mensubundan 9'unun örgütten firar ettiğini, -Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından M.Y'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının 4, sol ayağının ise 1 parmağının DHKP/C sözde grup komutanı S.Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini, -Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B'nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini, -MLKP terör örgütü mensuplarının, A.A. ve T.A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini, -Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO'nun 10 mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü, -TKP/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca köyünde 8 yaşındaki S.K. isimli çocuğun örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü, -1999 yılında TKP/ML-TİKKO'ya katılan ''Savaş'' kod isimli örgüt mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından 2 gün sorgulandığını ve 3 örgüt mensubu tarafından öldürüldüğünü biliyor muydunuz? -SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ- Emniyetin internet sitesinde yer alan ''sağ terör örgütleri'' başlığıyla sıralanan dini referans alan terör örgütleri hakkında da şu olaylara yer veriliyor: -Hizbullah terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını, -İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, Marksist-Leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip, yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu, -İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını, -Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin Kaplan'ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini, -Hizbullah terör örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul'un lüks semtlerinin birinde 120 bin dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını, -Ö.E isimli pavyonda çalışan bir kadının Hizbullah terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E'yi, M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K'yı sonra da Ö.E'yi öldüren M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü, -Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan 72 cesetten 14'ünün kendi örgüt mensupları olduğunu biliyor muydunuz? (23) Tüm çıplaklığıyla tüm terör örgütlerini ele almaya çalıştım. Ama Türkiye'deki olayların perde arkasında yatanlar sadece Terörden ibaret değildi... 21. AKSİYON Dergisi " Maskeli Hizbullah'ın Hedefi Cemaatler " http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=19475 31/01/2005 22. AKSİYON Dergisi " Ergenekon'un Çok Yönlü Terör Bağlantıları http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29424 28/01/2008 23.Zaman Gazetesi " İşte Terör Örgütlerinin İç Yüzü " http://www.zaman.com.tr/ haber.do?haberno= 637175&keyfield=4 8697A62756C6C616820546572C3B67220C3967267C3BC74C3BC Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |