|
Yazar Emre Kundakçı
|
|
Çarşamba, 30 Ocak 2008 |
|
Son günlerde bize unutturuldugunu düşündügüm bir konu var. Unutmak istemiyorum, bu yüzden bu konuyu tekrar yazışımı, ısıtıp ısıtıp önünüze koymak gibi anlamayın lütfen. Neyse konumuza geçelim. Türkiye son 20 yıldır çok zorlu bir süreç içinde ve bu süreç çeşitli sebepler yüzünden sona ermiyor. Yıllardır yaşanan ölümler, dökülen gözyaşları tabloları can isteyen beyefendilere yetmedi. Beyefendiler daha çok kan istiyorlar. Yıllardır insanlar arasına kin ve nefret tohumu ekenler türkiye cumhuriyetinde yaşayan insanlar arasında ciddi tahribatlar yaratıyor. Bu tahribat Bosna örnegindeki gibi bir iç savaşa evrilmesi muhtemel bir bombadır. Tamda burada Birarada Yaşamanın anlamı daha belirginleşiyor.
Zaten bu devirde komşu komşuyu tanımaz hale gelmiştir, bu süreç engellenmezse komşu komşunun canına kıyacak hale gelecektir. Bunları zaten biliyorum diyen iç sesinizi burdan duyabiliyorum. Birazda Bosnada olanlara sayılar nezninde değinelim. 1992-1995 yılları arasında Sırplar tarafından Boşnaklara yapılan katliamlar Bosna-Hersek topraklarında çok kan dökmüş ve çok acı sonuçlar doğurmuştur. Komünist Josip Tito tarafından kurulan Yugoslavya devleti 3 farklı din ve çok sayıda etnik kökene sahip insanı barındırıyordu. Sovyet bloğunun parçalanması ve marksist düşüncenin ağır bir darbe almasıyla bu kadar rengi birarada tutmak zorlaşmıştı. Makedonya bağımsızlığını ilan ederek ayrı bir devlet kurdu. Şubat-Mart 1992'de Bosna-Hersek Devleti ülke çapında bağımsızlık ilan edilmesi konusunda bir referandum yaptı. Bosnalı Sırpların çoğunun boykot ettiği bu referandum bağımsızlığın kabul edilmesiyle sonuçlandı. 5 Nisan 1992'de Bosna-Hersek hükümeti bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan'da da ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek'in bağımsızlığını tanıdılar. Ama bagımsızlıgın kendi büyük sırbistan ülkülerine zarar verecegini düşünen Bosnalı Sırplar, Sırbistandan askeri yardım alarak Bosnada bir sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler. Ve kendi bölgeleri içindeki diger renkleri göçe zorladılar. Bunu baskı, zulüm ve kan ile yapmaya kalkışan sırplar insanlık dışı uygulamalar yaptı. 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu katliam yaşandı. Sırplar topladıkları ve günlerce sistematik işkenceden geçirdikleri Bosnalı müslümanları, evlatlarının kardeşlerinin gözleri önünde öldürdükten sonra, cesetlerini yine onlara gömdürdüler. Bosna Savaşı'nın bu en kanlı olayı Srebrenitza Katliamı olarak adlandırılmıştır. Srebrenitza Katliamında öldürülenlenlerin kesin sayısı bilinmemekle birlikte BM'nin raporuna göre 7 ila 8 bin kişinin öldürüldüğünü belirtmiştir. 1992-1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna-Hersek'te 312.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunların 200.000'i Bosnalıdır. Ciddi anlamda bir soykırımla karşı karşıya kalınmıştır. Bu tabloya bakıldığında ne kadar acı çekildiği gözler önündedir. Şimdi takkeyi önümüze koyup düşünelim. Bizim topraklarımızdada çok renk var mı? Bizim ülkemizdeki insanlardada Büyük türk Devleti ülküsü var mı? Bizim topraklarımızdada dış güçler tarafından beslenen milliyetçi akımlar var mı? Bizim ülkemizde Bosnaya benziyor mu yada benzer mi ? Bütün bu sorulara cevap verdikten sonra içinizdeki endişe ve öfkeyi, gelin umuda ve kardeşliğe dönüştürelim. Ve bir şeyler yapalım. Bunun için projeler üretelim, insiyatifler kuralım. Ve biz de Bosna olmayalım. Emre Kundakçı
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|