Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Garip Bir Sinema Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazar Mustafa Kont   
Cuma, 31 Ağustos 2007
Türk sinemasında son zamanlarda büyük bir gelişme var. Belki her gün yeni bir film üretiyor bu endüstri. Kısıtlı imkanlarıyla büyük işler başarma yolundalar. Zamanla gelişecek, bir çok insana ekmek  kapısı açabilecek bir sektör. Ekonomik faydaları  bir yana, kültürel faydaları, topluma çok eşyler kazandırabilir. Her şeyde olabileceği gibi burada da bir  “fakat”  var.

Şimdi o “fakat”ı açıklayalım.
Türk toplumuna bir şeyler anlatmak , kendini satmak niyetinde olan her hangi bir hareketin, bu toplumun değerleriyle barışması gerekir.  Bu bir siyasi hareket, bir dizi film yada sinema filmi olsun farketmez. Topluma kendini kabul ettirmek için bu toplumun değerleriyle barışmak, onun gibi ve  ondan yana olduğunu göstermek gerekir. Aksi takdirde henüz bünyesinde manevi değerlerini taşıyan bir toplum bu ürünleri denedikten sonra çöpe atmakta gecikmeyecektir.

İzleyelim filmleri ve televizyon dizilerini, bir çoğumuz izlemiştir de. Dikkat edilmesi gereken bir nokta var,  hiç bir zaman hocalar, cami imamları iyi olmaz, genelde sakallılar kötü, başı örtülüler alt sınıftan olur.
İmamları düşünelim, ya sapıktırlar, ya  gözünü para bürümüş dolandırıcı yada büyüyle uğraşan ucube tiplerdir. Fakat  toplumun içine girmiş olanlar bilirler ki, cami imamları hiç de sapık olan yada büyüyle uğraşan tipler değillerdir. Filmlerinde imamlara bu tip yakıştırmaları yapan sinema yönetmenleri yada senaryo yazarları hiç mi düşünmezler ki Türkiye’de 60 binden fazla imam vardır ve bunların hepsine hakaret etmiş oluyorlar. Bu noktada, toplumda bu ucube tipler var zaten  diyenler çıkacaktır. Elbette var, fakat anlaşılmaz tarafı şu olayın, neden sinema sektörünün karizmatik şahısları, sadece toplumun arka sokaklarında dolaşan ucube tipleri görürler de, Üsküdar sahilinde Mihrimah Sultan Camisinin imamıyla hiç tanışmazlar.
Birde başörtülülerin çekeceği var bu sinemacılardan. Zavallı başörtülüler, nedense hiç kendini yetiştirmiş tipler olamadılar filmlerde, hep gariban, ekmeğini topraktan yada çöp toplamaktan çıkaran tipler oldular. Bir türlü ekonomik  özgürlüğü olan, üreten tipler olamadılar. Mesela hiç ressam olamadılar, hiç patron koltuğuna oturamadılar. Onlara hep hizmetçi olmak, tarlada çalışmak nasib oldu. Fakat birde filmlerden çıkıp gerçekle yüzleşiyorsunuz. Farklı. Başörtülü bayanlar tarlada çalışıyor, evlere temizliğe gidiyorlar, fakat aynı zamanda binlerce masuma, yetime yiyecek, kıyafet temin etmek için kermes düzenliyorlar, kimileri “halkla ilişkiler” yapıyor, kimileri depolarda “inventory model”lerle uğraşıyor. Kimileri de üniversitelerde konferans veriyorlar. Fakat bizim karizmatik yönetmen ve senaristlerimiz bunları görmüyor, yada görüyorda bu değerleri hazmedecek bünyeleri yok. Daha toylar belkide.
Tarafsız olma, gerçeklerle yakın durma gayretleri de var. Fakat ne kadar doğruya yakın bu çabalar. Düşünelim, bir cami imamı var, bu imam büyüyle uğraşmıyor. Tek işi ezan okumak, bazen de cenaze namazı kıldırıyor. Fakat ne çocukları namaz kılıyor, ne hanımı başını örtüyor. Aslında hiç bir hocanın kızı yada hanımı başını ötmesi gerekmiyor, nede namaz kılmaları gerekmiyor. Fakat topluma bakalım, evlatları namaz kılmayan, hanımı başörtülü olmayan kaç tane imam var, kaçtane imamın hanımı diz kapağına kadar açık etekler giyiyor?
 Söylemek istediğim şu;
Sinemacılarımız topluma bir şeyler sunmaya ve onların takdirini almaya çalışıyorlar, fakat toplumu tanımıyorlar. Tanıyorlarsa da bu toplumu ve hayat tarzını kabullenemiyorlar, istiyorlar ki toplum onların zihnindeki gibi olsun.
Sinema sektörü henüz bu topluma faydalı olacak konuma gelemedi. Ne zaman ki bu sektör; içinde yaşadığı, ekmeğini yediği toplumun değerleriyle barışacak, işte o zaman bu sektör canlanacak, parası da olacak, bol bol müşterisi de . Yoksa talebin olmadığı yerde üretim de yozlaşacaktır. Talep oluşturmak sektörün içindekilere düşüyor. Talep oluşturmak içinde toplumu anlamak, değerlerini öğrenmek gerekiyor. Fakat Türkiye toplumundaki aydın konumunda olanlar, birazcık kitap okuyanlar olaylara ideolojik çerçevelerinden baktıkları içindir ki, bu açılımı yapamamaktadırlar.
Gelişmeler de yok değil, önümüzde güzel örnekler, büyük gayratler de var. Bunların sayıları çoğaldıkça sinema sektörünün de müşterisi artacak ve bu sektörden ekmek yiyenlerin sayısı da artacaktır. Ayrıca kültürel olarak dünyada bir yerimiz olacaksa, bu tip filmlerle değil, daha gerçekçi ve gerçekle bağdaşan yapıtlarla, toplumla barışık sinemacılarla olacaktır.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >