| Ateşten Kurtuluş |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Pazar, 13 Ocak 2008 | |
|
Sünnet-i seniyye, Peygamberimizin (s.a.v.) yüksek ve nurlu yolu anlamına gelir. Derin araştırıcı ve büyük alim olan veli zatlar, Sa’di-i Şirazi’nin şu düsturunda fikir birliği etmişler: “Resul-i Ekrem (s.a.v.)’ in caddesinden hariç ve onun arkasından gitmeyenlerin, gerçek olan hakikat nurlarına kavuşabilmesi imkansızdır.” Bediüzzaman Sünnet-i Seniyyelere uymanın lüzumunu ve önemini çok farklı bir üslupla ortaya koyar. Ehlullah bir tefsirinde şöyle der: “Ey insan ve ey insanın reisi ve mürşidi! Eğer bütün varlıklar seni bırakıp ölümlülük yolunda yokluğa giderse, eğer canlılar senden ayrılıp ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terkedip kabre girerse, eğer dalalet ve gaflet ehli seni dinlemeyip karanlıklara düşerse, merak etme. De ki: Allah bana yeter. Madem o var herşey var.....” Evet. Asıl ölümlülük yolunda yokluğa gitmenin, ölüm yolunda koşmanın, kabre girmenin, karanlıklara düşmenin ne manaya geldiği burada çok açık bir şekilde anlatılmış. Ehlullah der : “Sünnete tabii olmayan tembellik ederse, büyük bir ziyandır; önemsiz gördüğünden tabi olmazsa, büyük bir cinayettir ve onu yalanlamayı hissettirecek tenkid ise, büyük dalalettir.” “...Ne zaman sünnete sarılsam, yol aydınlanıyor, selametle görünüyor, yük hafifleşiyor, sıkıntı kalkıyor gibi bir durum hissediyordum...” “ ...Evet, Müceddid-i Elf-i Sani İmam-ı Rabbani (r.a.) hak söylüyor. Sünnet-i seniyyeyi esas tutan, Allah’ın sevgili kulunun (Hz. Muhammed) gölgesi altında sevgili makamına mazhardır.” 3-AL-İ İMRAN: 31- De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır. Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder: “Allah’a (c.c.) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seversiniz, Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Onun sevdiği tarz ise, Allah’ın sevdiği zata benzemenizdir. Ona benzemek de, ona uymaktır. Ne zaman ona uysanız, Allah’da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz, ta ki, Allah’da sizi sevsin.” “Demek oluyor ki: İnsan için en önemli yüce maksat, Cenab-ı Hakkın sevgisini kazanmasıdır. Bu ayetin açık işaretiyle gösteriyor ki: O yüce arzunun yolu, Allah’ın sevgili kuluna tabi olmaktır ve sünnet-i seniyyeye uymaktır.” Resulullahın (s.a.v.) sünnete verdiği önemi ifade eden hadislerden bazıları şöyledir: “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş demektir. Bana itaat eden, benim emrime uyan kimsedir.” “Kim sünnetimi yaşatırsa beni yaşatmış olur, kim de beni yaşatırsa Cennette benimle birlikte olur.” “Kim benim kaybolmuş bir sünnetimi ihya ederse, onunla amel edenlerin sevabının bir misli kendisine yazılır. Amel edenlerin sevabından da hiçbir şey eksiltilmez.” Peygamberimizin (s.a.v.) her hareketi tabi olunacak ve takip edilecek en güzel rehberdir. Ölçü olarak alınacak en sağlam kanunlardır. Sünnete uygun yaşamak Müslümanlar arasında gerçek bir barış ve huzur medeniyeti kurmuştur. Her bir meselesi altında bir nur ve bir edeb vardır. Günlük yaşayışıyla ilgili sıradan bir hareketinde bile insan hayatını yakından ilgilendiren birçok fayda ve hikmetler bulunur. Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurmuş ki: “Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.” Ehlullah bu hadisi şöyle açıklar: “Evet, sünnet-i seniyyeye tabi olmak şüphesiz çok kıymetlidir. Özellikle bid’aların her tarafı kapladığı zamanlarda daha fazla önemlidir. Özellikle ümmetin bozulduğu zamanda sünnet-i seniyyenin küçük bir adabına uymak, önemli bir takva duygusunu ve kuvvetli bir imanı gösteriyor. Sünnete tabi olmak, doğrudan doğruya Resulullahı (s.a.v.) hatırlatıyor. O hatırlatma sebebiyle, yapılan o sünnet, İlahi huzurda bulunmayı hatırlatmaya dönüşür. Hatta en küçük bir işte, hatta yeme, içme ve yatma adabında sünnet-i seniyyeye uyulduğu dakikada, o sıradan iş ve o fıtri hareket, sevaplı bir ibadet ve dinî bir hareket oluyor. Çünkü o sıradan olan hareketiyle Resulullahı (s.a.v.) düşünüyor ve öyle yapmanın şeriatin bir edebi olduğunu hatırına getiriyor. Buradan da gerçek hüküm koyan Cenab-ı Hakka kalbi yöneliyor. Böylece bir çeşit huzur ve ibadet kazanıyor. İşte, bu inceliğe binaen, sünnet-i seniyyeye tabi olmayı kendisine adet edinen, günlük yaptığı sürekli işleri ibadete çevirir, bütün ömrünü meyveli ve sevaplı hale getirebilir.” Sünnet-i seniyenin her bir meselesi, karanlıklı ve zararlı yollarda birer pusula ve fener vazifesi görür. Herkes aklını kemiren, ruhuna azap veren, kalbini yaralayan dertlerin ilacını sünnet-i seniyyede rahatlıkla bulabilir. Sünnet-i seniyye düsturları ruhî, aklî ve kalbî ve sosyal yaralar için çok faydalı ilaçlardır. Diğer alimlerden örnek verecek olursak; Urve: “Sünnete tabi olmak dinin esasıdır.” Amir: “Sünneti terk ettiğiniz zaman helak olursunuz” İbni Hazm: “Ateşten kurtuluş, Rabbimizin bizi yükümlü tuttuğu Kur’an ve sünnete dönüştedir.” Cüneyd-i Bağdadi: “Hakka giden bütün yollar, halka kapalıdır; ancak Resulullahın (s.a.v.) hal ve hareketine sarılıp sünnetine uyanların üzerinde bulunduğu Peygamberin (s.a.v.) yolu açıktır.” “Bizim gidişatımız, Kitap ve sünnetteki esaslarla sınırlandırılmıştır.” Ahmed bin Ebi Havari (230/844): “Kim sünnete uymadan amel işlerse ameli batıl olur.” Ebu Hafs Haddad (260/874): “Her an hal ve davranışlarını Kur’an ve sünnet ölçüsüne vurmayan adam sayılmaz.” “Kulun Rabbine ulaşacağı yolların en güzeli, bütün hallerinde Ona ihtiyaç içinde olduğunu bilmek, bütün hareketlerinde sünnete uymaya devam etmek ve yiyeceğini helal yoldan temin etmektir.” Zünnun El Mısri: “Allah Tealayı sevenin alameti, Allah’ın sevgilisinin ahlakına, fiillerine, emirlerine ve sünnetine tabi olmasıdır.” Ebu Süleyman Darani: “Çoğu kez sufilere gelen (ilham türü) şeyler kalbime gelirdi de, onları iki adaletli şahit olan kitap ve sünnete arzedip gelenin hak olduğuna dair tasdiklerini almadan kalbime girmesine izin vermem.” 9-TEVBE: 63- Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur. 8-ENFAL: 13- Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |