Yazarlar
Mustafa Kont
Şehadet Eylemcisi mi, İntihar Bombacısı mı? 


| Şehadet Eylemcisi mi, İntihar Bombacısı mı? |
|
|
| Yazar Mustafa Kont | |
| Cuma, 31 Ağustos 2007 | |
|
11 Eylül Amerika saldırısı, ardından gelen Londra, Türkiye ve İsrail’deki saldırılar İslam dünyası ve geri kalanı için bir şeylerin değişmesinin sebebi oldu. Bu hadiselerin dünya için ne demek olduğunu, sonuçlarını tartmak bir yana üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konu da şudur; Bu noktada Kuran-ı Kerim’e az göz atmak, bazı şeyleri görmek bir kısım yargılara varmak için yeterli olacaktır. Hud suresi tamamen Allah’ın gazabına uğrayan ve toplu olarak canları alınan kavimlerden bahseder. Allah, bu kavimleri helak ederken, içlerinde var olan iman etmiş müslümanları tamamen ayıklamıştır ve asla bir adet de olsa müslümanın helak edildiğini söylemez. Önce tüm Hakk’a tapanları helak edileceklerin arasından ayıklayıp almış, onları güvenliğe kavuşturmuş, daha sonra kendileri için helak “hak” olanları helak etmiştir. Bu Allah’ın kendisinin cezalandırma yolu olarak karşımızda duruken; Bir de Peygamber’in (sav) uygulamalarına bakmak olayı zihnimizde daha da netleştirecektir. Silah kullanmayan yada savaşta Peygamber’e ve ordusuna karşı savaşma ihtimali olmayan kadın, çocuk yahut yaşlıları öldürmeyen peygamber tavrı önümüzde duruken; Kalkıpta şehadet eylemlerinin tamamen haklı ve doğru olduğunu söylemek bir müslümana yakışmaz. Çünkü bu tip eylemlerin yapıldığı yerlerde çokça müslüman bulunmaktadır. Bu insanların buralardan çıkarılması yahut can güvenliklerinin garanti altına alınması gerekir. Ayrıca yukarıda değindiğimiz, İslam olmayan fakat silah kullanamayanların öldürülmemesi de gerekir. Bizim mahallede bir market vardı. Müşteriler gelir “Elma var mı?” diye sorarlardı. Haftalardır dükkana elma uğramamış olmasında rağmen, market sahibinin cevabı “Bugün bitti.” olurdu. Burada market sahibinin ufak gibi görünen bu yalanı aslında, belki bilinçsiz, belkide bilinçli olarak rızkını Allah’tan değilde YALANdan beklediğini gösteriyor. Fakat biz hergün 40 kere “Yalnız senden ister ve yalnız senden yardım dileriz” demekle emrolunmuş kişiler değil miyiz? Aynı durum belki de bahsini ettiğimiz eylemciler için geçerlidir. Aklını kullanamamış, bir başka çıkar yolunu bulamamış kişilerin, meşru isteklerine varmak için gayrimeşru yollar kullanması söz konusudur. Meşru istek, toprakları ve kültürlerine olan saldırılara cevap vermek, gayri meşru yol ise intihar ve masumların katli olarak karşımızda duruyor. Şehadet amaçlı yapılan, şehadete götürmeyeceğini düşündüğüm bu eylemlerin altında aranması gereken başka şeyler var. En önemlisi bu eylemle verilmeye çalışılan bir mesaj vardır. Yapacak başka birşey olmamasının verdiği acizlik vardır. Bir nebze de İslam ile siyasetin bir kısım insanlar için içiçe geçmiş olması ve bundan doğan zihinsel karmaşa vardır. Sırasıyla açıklamaya çalışalım... • Dünyaya vatan, namus, din gibi değerler için canını verebilecek insanlar olduğu mesajı verilmektedir. Bu yolla direniş fikri ve ruhunu canlı tutmak, insanlardaki tükenmişlik hissini ortadan kaldırmak ve direnişin devamını sağlamak... • Yılların hantallığı ve elde avuçta birşeyin bulunmayışının, vermiş olduğu acizlik vardır. Zaten elinde topu tüfeği olan ve vatanını değerlerini savunmak için gereken askeri taçhizatı olan İslam toplumu bu tip eylemlere başvurmayacaktır. • Bu eylemlere kalkışan insanların yahut onları bu eylemlere teşvik eden kişilerin siyasetle içiçe, siyaset ile kitabı karıştırmış insanlar olma ihtimali vardır. Tarih boyunca dini siyasi emelleri için kullanan çok insan çıkmıştır ve kimi siyaset adamları güçleri nisbetinde din alimlerinden gereken fetvayı alabilmişlerdir. Bunlara hakiki manada din alimi diyemiyecek olsak da insanları etkiledikleri için dikkat edilmesi gereken kişiler olarak karşımızda durmaktadırlar. • Burada bir başka nokta vardır ki oda, savaşın devam ettiği topraklarda yaşamayan bizlerin, bu topraklar için konuşmaya ne kadar hakkımız olduğudur. Sonuç olarak dışarıdan bakınca bu tip eylemlerin birer intihar olduğunu, ölenlerinde şehit olmayacağını söylemek istiyor insan fakat bunun kararını Allah’a bırakmak en akıllıca iş olsa gerek. Amerika’da ikamet eden bir müslümanın şöyle dediğini hatırlıyorum. Bir kısım müslümanların imkansızlıklardan dolayı, çileden çıkmış ve artık aklıyla değilde hisleriyle hareket ettiğini söyleyebiliriz. Dünya’yı Dar-ul Harp olarak algılayıp, sonrada her yerde her şekilde savaşma hakkını kendinde gören bu tip insanlara birilerinin dur demesi gerekmektedir. Fakat bu insanlara “dur” demek için gidenlerin çantalarına bir de alternatif savunma önerileri koyarak gitmeleri daha sonuca yönelik bir çaba olacaktır. Bu durdurucu gücün, düşman olmaması dileğiyle, birilerinin içimizden çıkarak bunlara dur demesi duasıyla... Yorumlar (2)
![]() ek...
Yazan aliosman, Haziran 01, 2008
dostum kusura bakma bi de.. okumadım yazıyı.. çünkü hiç degişmedigini biliyorum :D ondan direk yorum yaptım. ne de olsa aynı evde oturup kalkmışlıgımız, yemek yemişliğimiz var. seni biliyorum, degişmedin... ve devam ediyorsun. allaha emanet.
a benim canım kardeşim... Yazan aliosman, Haziran 01, 2008
senle bu konuyu tartışmayacagımı not aldıgımı bile hatırlıyorum... sonu hep kırıcı oluyordu...
herneyse, yine tartışmıyorum... daha çok okumaki anlamak ve olayların buradan bakıldıgı gibi olmadıgını anlamak lazım. istanbuldan yazmak kolay :D bi de ırakta ve filistinde ikamet edenlerle çay içtikten sonra bunları kaleme almak var.. o da yemez :D Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |