Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Kuru Direğin Tercihi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Cuma, 28 Aralık 2007

Abbas Akpolat

Peygamberimizin (a.s.m.) Medine Mescidinde kuru hurma ağacından bir direk vardı. Peygamberimiz hutbe okurken ona dayanıyordu. Çünkü henüz mescidde minber yoktu.

Nihayet bir sahabi üç basamaklı bir minber yapıp mescide getirince bu direği arka tarafta bir köşeye koydular. İhtiyaç olunca da yakarız diye düşündüler.

Cuma namazı vaktinde Resulullah yeni minberinde hutbe okuyordu. Camide bir ağlama sesi işitildi. Hamile bir devenin inleyip ağlaması gibi bir sesti bu.

Herkes birbirine baktı. Acaba kim ağlıyordu?



Sonuçta sesin kuru hurma direğinden geldiğini anladılar. Bu olay üzerine Peygamberimiz, minberden inerek direğin yanına gitti. Okşarcasına mübarek elini üzerine koydu.

Direk susmuştu. Peygamberimiz cemaate, “Allah’ın zikrinden ayrı ve uzak kalmak onu ağlattı” dedi. Onlar da çok dygulanmış ve ağlamaya başlamışlardı.

Allah’tan uzak yaşadıkları halde bunun ızdırabını duymayan, bir defa olsun Allah için gözleri yaşarmayanlar düşünsünler! Gönülleri, kuru direkten daha mı kuru?

Peygamberimiz direğe dedi ki:

“İstersen seni mescidin bahçesine dikeyim. Yeniden dalların yeşersin. İnsanlar gölgende oturup dinlensinler. İstersen de seni Cennette dikeyim. Orada Allah’ın dost kulları meyvelerinden yesinler. Hangisini tercih edersin?”

Direk şu cevabı verdi: “Beni Cennette dik ya Resulallah. Çünkü orada ölmek, yok olmak yoktur; sonsuz hayat vardır.”

Peygamberimiz cemaate, “Duydunuz mu, ebedi olanı fani olana tercih etti.” Dedi. Ve direğe de, “Senin iseğini yaptım” buyurdu. Sonra da kıyamette insanlar gibi haşrolsun diye onu toprağa gömdürdü.

Ehlullah Mesnevi de de geçen bu kıssayı anlattıktan sonra ekliyor:

Fani dünyayı esas maksat yapıp ahiretin sonsuzluğunu unutanlar, işte bu kuru direk kadar bile olamıyorlar. Bundan dolayı Kur’an: “Onlar süslü elbiseler giymiş kütüklere benzerler” diyor.

Peygamberimiz (a.s.m) bini aşkın mucizesinden biri olan bu olayı hatırladıktan sonra Mevlana’nın şu uyarısına kulak verelim:

“Kuru direk Resulullah’ın sorusuna ‘Daima baki olanı isterim’ dedi. Ey gafil kimse! Bu cevabı işit de bir direk parçasından daha değersiz olma!”

Evet...Kuru direk parçasından değersiz olmak insana yakışmaz.Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeler’i bir tarafa bırakıp izm’lerin,filozofların,kendimize göre uydurduğumuz kişilerin,fikirlerin peşinde gezip durmak,olmayacak şeylere hassasiyet göstermek, suretlerini putlaştırmaya kalkmak insana yakışmaz.Servetin,şöhretin,makamın, mevkiinin,paranın,pulun,malın,mülkün aldattıklarından olmak insana yakışmaz.Dünyanın kandırdıklarından olmak insana yakışmaz.Hak ve hakikatleri çiğnemek insana  yakışmaz.Rabbini unutmak insana yakışmaz.Eğer dünyanın esiri, kulu, kölesi, hizmetçisi, bağlısı olunuyorsa kuru hurma kütüğüne karşı haddimizi bilmeliyiz.O baki olanı fani olana tercih etti.Hak ve hakikatleri çiğnemedi.Allah’ın zikrinden uzak kalmanın acısına tahammül edemedi.

Ya insan?
Allah’ı hatırlayabilmek bir yana, Allah’a, emirlerine ve yasaklarına karşı hassasiyet gösterenlere eziyet bile eder hale geldi.

Bütün bunlara karşı susmak da aynı zulme ortak olmaktır.
Ehlullah der:
 “Her kim ki, Allah’ın inzal buyurduğu ahkamı ile hükmetmezse, işte bunlar da o zalimlerdir. O haksızlar grubundan başka bir şey değildir.” (Maide/45)
Çünkü zulüm herhangi bir şeyin hakkını vermemek, onu Allah’ın tayin ettiği mevzu layıkının gayrine koymaktır. Allah’ın hükmedilmek için indirdiği, bildirdiği, yazdırdığı ahkam ile hükmetmemek de ilahi ahkamın hakkını vermemektir.
Zulüm ve zalimi tefrik etmeyen, tefrik etmek istemeyen, nisbeti hakkı görmeyen ve görmek istemeyenler ise zalimlerin başlarıdır. Kısaca zulme rıza zulümdür.
Peygamberimiz (s.a.v.); “Zalimlere de yardımcı olunuz.” buyuruyor. Sahabe-i Kiram : “Zalime nasıl yardımcı olalım?” diye sorunca, Peygamberimiz (s.a.v.), “Onun zulmüne mani olmak da ona yardımdır.” diyor.
Allah (c.c.) hükümlerini hiçe sayan zalimlere, Allah’ın, meleklerin, mü’minlerin laneti vardır.
 “Yoksa onlar İslam öncesi cahiliye hükümlerini mi istiyorlar? Halbuki akledenler için, Allah’tan gayri güzel hüküm veren kimdir.” (Maide/50)
“Kendilerine Rabbinin ayetleri hatırlatılan ve sonra onlardan yüz çeviren daha zalim kim olabilir?” (Secde/22)
“Allah’a yalan, iftira atan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak şu ki, zalimler iflah olmaz.” (En’am/21)
 “Allah’a şirk koşma, muhakkak şirk büyük bir zulümdür.”  (Lokman/13)
 “Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız.” (Bakara/279)
 Ayetlerden de anlaşıldığı üzere, şirk en büyük zulüm, müşrik de en büyük zalimdir.
 İmam-ı Ali (r.aleyh): “Zulmün iki unsuru vardır. Zalim ve mazlum. Zalim zulmettiği için, mazlum da zulme rıza gösterdiği için zalimdir.” der.
 Şu halde zalimin zulmüne rıza gösteren ve onu zulümden alıkoymak için ellerinden geleni yapmayan insanlar da zulümde ortaktırlar.
Yorumlar (2)Add Comment
...
Yazan Ahmet Tuği, Aralık 30, 2007
Efendimiz (ASV)'in varlığın efendisi olduğunu yansıtabilmek ancak bu kadar ifade edilebilirdi. Kütük ile hasbihali kalbinizde bir canlandırsanıza.... Neleri feda etmezsiniz ki bu sevgili uğruna... Teşekkürler sevgili akpolat bu duyguları birkez daha depreştirdiğin için. Hem kalemine hem de yüreğine sağlık diyorum.
Çok Güzel Bit Yazı
Yazan Burak, Aralık 29, 2007
Gerçekten çok güzel bir yazı yazmışsınız. Ellerinize sağlık. Peygamberimizin böyle bir mucizesi de olduğunu ilk defa bu yazıda öğrendim. Allah razı olsun. İnşallah bir ağaçtan daha değerli olmayı başarabiliriz...

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >