|
Toplumsal Sorumluluğun Önemi |
|
|
|
Yazar Savaş Aşık
|
|
Çarşamba, 19 Aralık 2007 |
Bizim toplumumuzda bir gerçektir her şeyi devletten beklemek. Her problemle karşılaştıklarında hemen " Devlet öyle yapğmıyor, devlet böyle yapmıyor. " diyerek herşeyi devlete bırakıp kendilerini hiç sorumlu tutmazlar. Mızmızlanmayı bilen ancak sorumluluklarını gözmezden gelen bir toplum olageldik ne yazık ki!
Bugün yaşadığımız Serbest Piyasa Ekonomisi'nde bile sanki Sosyalist bir ekonomide yaşıyormuşuz gibi " Devlet baba " anlayışıyla yaşıyoruz. Yaptıkları bireysel hataların bedelini de devlete mâl ederek işin içinden çıkmaya çalışırlar. Memuru çalışmaz, rüşvet yer, her pisliğe burnunu sokar ve sonunda yakayı ele verdiğinde suç yine " Devlet " yüklenir. Adam kazandığı fındık parasını gider zevki uğruna karıya- kıza yedirir. Daha sonra fındık fiyatları düşüp dara düştüğünde hemen " Devlet " diyerek kendi yaptıklarını gözmezden gelir. Yerler pislikten geçilmez ama suçlu yine belli. Devlet. Hem çöpleri oraya buraya atarlar hem de suçu yine " Devlet " e yüklerler. Gariban devlet yine halkına yaranamaz. Bizim halkımız haklarını savunmaktan acizdir. Her şeyi konuşurlar. Sanki üst mercilerde çalışmış gibi. Ama iş icraata gelince kuryuğunu kısmış enikler gibi bir kenara kaçarlar. ve yine suçu " Devlet " e atarlar. Kurallara uymazlar ve sonuç yine hazin olunca suç yine " Devlet " e yüklenir. Yıllar önce birileri bir anlaşma yapar. Ancak yaptıkları anlaşmalar devletin geleceğini kötü etkilediği zaman bu sefer suçu o anki hükümete atarlar ve hiç kendileri yapmazmış gibi pişkin pişkin insanların yüzlerine bakarlar, yanlarında rahatça dolaşırlar. Kimse görevini yapmaz suçu devlete atar. Serbest Piyasa Ekonomisi'nde halkın katkı yapması beklenirken devleti bu konuda tek başına bırakmak vatana ihanetle eş değer değil midir? Cebimizden çıkan paralarla yapılanlara verilen zararlar vatana ihanet değil midir? Hakkını aramak yerine köşelere kaçmak vatana ihanet değil midir? Rüşvet almak & yemek, adam kayırmak, zevkine düşkünlüğünden insanları hiçe saymak, " Bana bir şey olmaz " diyerek hukuku, ahlâkı ve toplumu hiçe saymak vatana ihanet değil midir? Söyler misiniz vatanını severek en azından yere attığın çöpü çöp kutusuna atmak vatana hizmet değil midir? Devletin ulaşamadığı insanlara ulaşmak vatana hizmet değil midir? Güçlü olanı değil de haklı olanı savunmak vatana hizmet değil midir? Bunları yapmak için illâ doktora mı, master mı yapmak gerekir? Bunu ayırt edemeyecek kadar cahil miyiz? Demek ki cahiliz. Maalesef cahiliz. Eğer bir üniversiteli maçta polise saldırıyorsa, zevkleri uğruna kuralları hiçe sayıyorsa o zaman kusura bakmayın cahiliz. Üç kuruş paranın hesabını yapıp yanındaki fakiri gözetmiyorsa kusura bakmayın cahiliz. Koca bir diplomalı cahil. Demek ki ahlâkın aldığın diplomayla ölçülür yanı yokmuş. Demek ki öğretim tek başına bir anlam ifade etmiyormuş. Bunu yanında eğitim de gerekirmşi. Ama gelin görün ki bazı kesim bunu görmezden gelip " ahlâk " gerçeğini unutursa toplum da ahlâksızlığa doğru yol alır. Halkımız maalesef herşeyi devletten bekleyip, eski yöneticiler yaptıkları hataları suçsuz insanlara yıkarlarsa o zaman milim ilerleme sağlayamayız. Halk haklarının, sorumluluklarının blincinde olduğu müddetçe, eski yöneticiler de hatalarını örtbas etmek yerine açıkça söyleyip devletin önünü açarlarsa o zaman devlette ilerler, millette. Unutmayın ki bir devletin gücü halkından belli olur...
|