| Cemaati Ayırmak |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Pazar, 11 Kasım 2007 | |
|
Hz. Mevlana mürşit kitap olan “Mesnevi” sinde şöyle bir hikaye anlatır. Bir bahçıvan, bahçesine üç tane hırsızın girdiğini gördü. Bu üç kisinin birisi bir fakîh, birisi bir şerif, bir tanesi de bir sofi idi. Üçü de hafif meşrep ve vefasız kimselerdi. Bahçıvan kendi Hile edip arkadaşlarıyla arasını açmak üzere sofiyi yola vurdu. Sofi gidince öbür iki Sofiye “ Eve git, bu arkadaşlar için bir kilim getir” dedi. Bu da bizim şehzademiz sultanımız. Seyit ve Mustafa’ nın soyundan, sopundan. Bu Ah arkadaştan ayrılmamak gerek. Sofi gelince onu savdılar. Bu sefer bahçıvan koca bir sopayla ardından seğirtti. Dedi ki : “Ey köpek sofi demek sen cüret edip benim bağıma giriyorsun ha! Sana bu hususta Cüneyt mi yol gösterdi, Bayezid mi? Bu sana hangi şeyhin, hangi pirinden kaldı? Sofiyi yalnız bulunca bir iyice dövdü, adeta yarı canlı bir hale koydu, başını yardı. Sofi “ benim nöbetim geçti. Fakat arkadaşlar, bir iyice sıranızı gözetin. Beni ağyar bildiniz. Fakat bilin ki bu Bahçıvan sofiden kurtulunca yine o çeşit bir bahane kurdu. Şerife “ Ey şerif, eve Şerif gidince, fakihe dedi ki: “ Ey işi yerinde güneş görmüş her şeyi anlar bilir adam, sen fakihsin, bu meydanda. Arkadaşın ise şeriflik taslıyor. Hz. Peygamberin neslinden gelen seyyidim diye bir iddiada bulunuyor. Halbuki onun atasının ne yapmış olduğunu, ne iş işlediğini kim bilir? Onu doğuran kadına ve onun işine güvenmeyin; noksan akıllı bir varlığa nasıl güvenilir? Zamanımızda nice ahmaklar kendilerini Hz. Ali soyundan, Hz. Peygamber neslinden göstermededirler. O zalim bahçıvan bir takım boş sözler söyledi. Afsunlar, okudu, fakih de bunları dinledi. Bunun üzerine o sitemkar fakih şerifin ardından gidip, “ Ey eşek, bu bağa seni kim davet etti? Hırsızlık sana Peygamberden mi miras kaldı? Aslan yavrusu, aslana benzer, sen söyle bakayım, peygambere ne yüzden benziyorsun?” dedi. O zalim herif, şerife, harici Al-i Yasin’e ne yaparsa onu yaptı. Hatta şeytan ve gul Al-i Resul’e Yezid ve Şimir nasıl kin tutarlarsa o da öyle kin tuttu, öcünü aldı. Şerif, o zalimin zulmünden harap oldu, fakihe “ Ben sudan çıktım. Ayağını tetik bas şimdi yapayalnız kaldın. Davula benze boyuna karnına tokmak ye! Şerifliğimi bir tarafa bırak. Hatta tut ki arkadaşlığa da layık değilim, fakat sana karşı bu çeşit bir zalimden de aşağı değilim ya” dedi. Bahçıvan ondan da kurtulup fakihe geldi ve dedi ki: “ Ey fakih! Ne fakihi, ey her sefih Fakih “ Vur, vur, hakkın var. Fırsat ele geçti. Dostlardan ayrılanın layığı budur” dedi. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |