|
Evet. Biz Türk Milleti, duyguları çok fazla olan bir milletiz. vatanımıza, dinimize ve milletimize yapılan hakaretlere tepkimiz hep aşırı dozda olmuştur. Ama ya sonrası? Her zaman söylemlerimiz nefret dolu olmuş, boykot kelimeleri söylemler arasında en ön sırayı almıştır. Ama bir de Amerikan Temsilciler Meclisi'nde söylenen sözler aslında acı fakat gerçeği gözler önüne sermekteydi. " Evet. Bu tasarıyı kabul ettiğimiz zaman Türk Halkı tepki gösterecektir. Ama zaman ilerledikçe unutulacaktır. "
Herkes bu söze eminim tepki gösteriyordur. Ama çuvaldızı başkasına batırmamızın zamanı bitti. Biz çuvaldızı kendimize batırmamız gerekir artık. Tarihimize bakarsak bu gerçeği maalesef çok gördük. İtalya 1998 yılında Abdullah Öcalan'ı yakalmış ama Türkiye'ye iade etmemişti. Buna tepki gösteren Türkiye, İtalya ile ilişkileri askıya almıştı. Ayrıca sözde Ermeni soykırımını kabul etmesi ve meclisten geçirmesi ise bu sorunu körükledi. Nitekim tüm Türkiye şiddetli bir şekilde boykot etmiş, tüm Türk halkı sokağa dökülmüş ve günlerce tepki göstermişlerdi. İtalyan futbol takımı FC Juventus Turin ise Türkiye'de terör var gerekçesiyle Türkiye'ye bir hafta geç gelmiş ve bu tutum artık ipleri iyice kopartmıştı. Günlerce boykot ettikten sonra bugün ne oldu? Bugün yaptığımız ithalat ile İtalyanları beslemeye devam ediyoruz. İtalya ile olan ticaret hacmimiz bugün 11,5 Milyar USD olmuştur. Sağolsun o gün " boykot " nağmeleri atan Türk halkı bugün söylediği sözleri unutmuş ve İtalyan mallarının müptelası olmuştur. Ezelden beridir Almancı olduk çıktı. En çok ithalatı Almanya'dan yapıyoruz. Almanya ile olan ticaret hacmimiz bugün 22 Milyon USD olmuştur. Ancak gelin görün ki Almanya, Sözde Ermeni Soykırımını meclisten geçirmesi yine tepkiyle karşılanmış ama sonra yine unutulmuştu. Çok fazla uzağa gitmeyeceğiz. Nicolas Sarkozy başbakanlığındaki Fransa, AB'nin ve Türkiye'nin şiddetli baskılarına rağmen Sözde Ermeni Soykırımını meclisten geçirmişti. Ve herkes sokağa dökülmüş ve tepki göstermişti. Ama gelin görün ki yine aynı senaryo tekrarlandı. Fransa ile olan ticaret hacmimiz ise bugün 10 Milyon USD olmuştur. Şimdi Sözde Ermeni Soykırımı Amerikan Temsilciler Meclisi'nden geçti. Tepkiler çığ gibi büyüdü yine. Bakalım devamı nasıl olacak? " Bu soykırım iddialarının bugün çok kuvvetli olmasının nedeni nedir acaba? " diyece soracaksak bu sorunun cevabını bulmak için çok uzaklara gitmeye gerek yok. 1915'ten itibaren başlayan bu süreç, imzalanan Gümrü Antlaşması ile son bulmuş ve Ermeniler iddialarının lafını bile edememişlerdir. Bunun yanısıra Lausanne Barış Antlaşması'nda da lafı edilmemiştir. Türkiye'de azınlık statüsünde olan Ermenilerin dışında, yurtdışındaki Ermeni Nüfusu kendi ülkesindeki Ermeni nüfusunu geçmektedir. Komünist Rusya'nın Ermenistan'ı işgaliyle çoğu Ermeni ABD'ye yerleşirken diğerleri ise Fransa, Belçika, Hollanda gibi Avrupa ülkelerine göç ettiler. Bulundukları ülkelerde kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Ermeniler kimliklerini korumak için çeşitli arayışlara yöneldiler. Gümrü Antlaşması'yla birlikte tozlu sayfalar arasına giren Sözde Ermeni Soykırımı II. Dünya Savaşı sonrası bir anda gündeme geldi. Hedef ülke ise Türkiye Cumhuriyeti idi. Ermenistan her türlü desteği verdiği bu yalana diğer Emperyalist güçler de Türkiye'ye karşı koz olarak kullanmaya başladı. Sadece 50 yıllık bir geçmişi olan iddia maalesef halkın, bürokratların ve devlet adamlarının ilgisizliği yüzünden ciddi boyutlara ulaştı. Bugün Sözde Ermeni Soykırımı maalesef 19 ülkede meclisten geçti. Ermenilerin toprak ve para bekledikleri bu iddiaya karşı ne kadar ilgisiz kalacağız bu ise soru işareti. Yapmamız gerekenler aslında basit. Bu yalanın önemini halkımıza iyice aksettirmeli. Sadece devletin değil aynı zamanda milletimizin sorunu olduğu da hatırlatılmalı. Bu sözde soykırıma ilişkin bölüm açılmalı ve bu konuda eğitim verilmeli. Yurtdışı'nda yaşayan soydaşlarımıza bu yalanın önemi ve aslı iyi bir şekilde anlatılmalı. Yurtdışındaki lobicilik faaliyetleri hızlandırılmalı. Gereken parasal destek verilmeli. Bu soykırım yalanını meclislerinde onaylatan devletlere karşı şiddetli boykot uygulanlaı ve diplomatik ilişkilere ara verilmeli. Onlara karşı zıt ve çıkarlarını zedeleyici işbirliklerine gidilmeli. Şunu artık anlamalıyız. Boş yere bağırıp çağırmakla hiç bir şey olmaz. Elimizi taşın altına sokmalıyız. Çünkü bu mesele bireysel değil, milli meseledir...
|
Adam doğru demiş daha e diyelim
Bizim öfkemiz ancak kendimize zarar verir ve de cürmümüz kadar yer yakar.
Yazar arkadaşımın dediği Amerika'ya yaptırım uygulayacaksak bağırıp çağırmakla olmaz bu işler.
Milli meseleler de gerekirse aç kalalım ama dik duralım....Ama bir şey ler yapalım...