Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Şu Anlaşılmayan Türkler Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 23
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Cumartesi, 29 Eylül 2007

Abdullah Barstuğan

Bazen düşünüyorum da ne korkunç bir ülkede yaşadığımızı, acaba bu ülkenin birer ferdimiyiz yoksa değilmiyiz diye kendim şüphelere düşmeye başladım. Daha bir asır öce dünyaya hükmetmiş bir Osmanlının nesilleri değilmiyiz. İlmiyle, irfanıyla, kültürüyle, ordusuyla efsaneleşmiş bir toplumun yok oluşumudur bilmem ama sanki tabiri caizse; bir orman yok olur ya orman yerine daha kısa, eski güzellikten yoksun dağınık orman oluşmaya başlar. Korktuğum da bu işte, acaba biz Türkler de böyle bir faciadan mı geçtik diye iç geçirdiğim söylenmez hani. Evet, gerçekten Türk-İslam dünyası Osmanlıdan sonra sanki yok olup tarihe karıştı yerine farklı bir ırk, farklı bir toplum meydana geldi acaba kurtuluş savaşında düşmanlarımız tohumlarımıza mı karıştı bilinmez ama adeta Türk Tarihi Kurtuluş Savaşından sonra yok olmuş, iflas etmiş bir toplumu ve altlara doğru hızla inmiş bir grafiği andırmakta.

 Korkunç bir senaryoyu yazmıyorum değerli okuyucular; tarihiyle, inancıyla bağı kopan bir nesli yazıyorum. Bir toplumda birçok değişimler meydana gelebilir, devrimler, yenilikler, teknolojik akımlar ve reaksiyonlar gerçekleşebilir, bu doğaldır dünya statüsünde yerinizi,  konumunuzu belirlemek, toplumlara öncülük etmek yani muasır medeniyet seviyesine gelebilmek ve çağdaş bir medeniyet oluşturmak, bir toplum için kaçınılmazdır.  Yanlış anlaşılmaması için şunu söylemek istiyorum bu değişimleri yapmak için tarihinizi, mirasınızı, inanç siteminizi red etmeniz tarihinizle bağları koparmanız veya inkâr etmeniz anlamına gelmez. Maalesef kurtuluş savaşı sonrası bu yaklaşımla devrim yapmak isteyen batı yanlı çok değerli sözüm ona AYDIN adamlarımız Osmanlıya ait her şeyi inkâr ederek tarihi bir hatayı ve böylece bu zihniyet ile başlayan bir neslin oluşmasının temellerini de atmışlardır.

 Cumhuriyetle başlayan bu süreçte Laik-Demokrat olduğunu ileri süren Türkiye, demokratik süreci zedelemiş, halkın sesi olamamış, dayatmalarla askeri cuntaya güvenerek kapalı bir devlet yapısını meydana getirmiştir.  Bunu bu ülkenin yararınaymış gibi algılamaları Atatürkçülük düşüncesiyle hareket ediyormuş hissine kapılmaları kendileriyle ne kadar çeliştiklerinin ve Atatürk düşüncesiyle uzaktan yakından alakası olmayan düşünce iksirine kapılmaları hala anlaşılamamaktadır. Hangi ideolojiye hizmet ettikleri meçhul… bakın şunu söylemek istiyorum Atatürk böyle bir düşünceye sahip olmuş olsaydı TBMM’yi açmaz elinde bulunan askeri gücü kullanır diktatör bir rejim oluşturur ve ordunun tek gücü olurdu. Öyle yapmadı halkın sesi oldu ve meclisi açtı. Maalesef Atatürk’ten sonra İnönü ile başlayan düşünceyle... Her şey halk adına, gözükse de aslında halk için hiçbir şey yapılmadı. Böylece Aristokratik - Meşrutiyetten, Oligarşik-cumhuriyete değişen pek bir şey olmadı. DP iktidarı ile beraber halk, tek particilik zihniyetini reddettiğini gösterdi. Halkın siyasete sokulması, ORDU ve CHP zihniyeti tarafından hazmedilmedi ve günümüz siyasi arenasında da devem ettirtmekteler. 60 darbesiyle beraber ordu, adeta resmi ideolojinin koruyucusu durumuna geldi. Sivil iktidarın sınırlı yetkisine rağmen bu alana istemedikleri partilerin girmesini kabullenemediler çünkü çıkarları elde gidecekti. Sivil iktidarI kanunlarla kontrol altına alarak , güçlerini ve çıkar ilişkilerini günümüze kadar sürdürerek Türkiye’yi  adeta   kapalı bir kutu haline getirmişlerdir. Bu dramatik tarih sürecinin Türkiye’yi ne kadar vehim bir girdaba sürüklediğini ve demokrasinin bu şartlar altında göstermelikten öteye gitmediğine kılavuz gerekmez herhalde  diye düşünüyorum.

 

Günümüz İhtiyacı “Sivil Anayasadır”:

 Çıkarlarını korumak isteyen zihniyetin malumlunuz günümüzde neler saçmaladıklarını vehimle görüyoruz. İran’a ,Cezayir’e benzettiler tutmadı şimdilerde de bence kıskandıkları için… “Malezya” tutmuş gidiyor. Koskoca bir Anayasayı başörtüyle kıyaslayan, eyvah! “yeni bir tehlike geliyor” diyen, bir muamma olan YÖK…anlaşılması zor ve derin saçmalıklar ülkesi oluverdik.
  Değerli okuyucular sonuç olarak diyebilirim ki; Demokrasi için temel şart olan sivil bir anayasadır halkın sesi olmalıdır. İktidar partisi  bu konuda hassasiyetini göstermeli ve ne kadar büyük bir  sorumluluğu taşıdıklarını anlamaları ,   çok ciddi ve son derece “siyasi”  olması gerektiğini düşünmeleri, çünkü Türkiye’nin Refah toplumu olabilmesi için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Prof. Dr. Atilla Yayla’ nın dediği gibi :” İhtiyacımız olan anayasa faşist, sosyalist, Kemalist, otoriter yen bir anayasa değil, özgürlükçü, çoğulcu bir anayasa,  kısaca Liberal bir Anayasa olduğu açıkça ve yüksek sesle söylenmelidir”.
 
Hepinizi Allah’a Emanet Ediyorum Mutlu Bir Hafta Geçirmeniz Temennisiyle…

Yorumlar (5)Add Comment
bence
Yazan merttt, Ekim 31, 2007
"gemi düzelirmi bilinmez ama dümen hep başkalrında haykırmak ise er kişde umarım m kemal gibi bir er çıkar ve dümeni alır yoksa uçurumun eşiğindeyiz"
...
Yazan kocayusuf, Ekim 30, 2007
Geminin kaptanı kötü diye içinde bulunduğumuz gemiyi koskoca okyonusda terkedicem veye batıracak değiliz..iyisiyle kötüsüyle bu gemi bizim,elbet düzelir,başka gemi yok!
Osmanlıdan Neler Aldılar.
Yazan Zülfikar, Ekim 01, 2007
Cumhuriyet döneminde Osmanlıdan İmanla ilgili olan kurallar hariç nerdeyse her şeyin beleşçilik mantığıyla üzerine konuldu. İlk zamanların tüm okulları Osmanlıdan kaldı, tüm devlet binaları Osmanlı mimarisiydi. Tüm kadrolar osmanlının kadroları idi. Hiç birini Türkiye yetiştirmemişti. Osmanlıdan kalan , güç ve kaynak adına ne varsa sömürürcesine kullandılar ve devamlı Osmanlıya küfrettiler.

Sivil anayasa dediğiniz şeyi kaç kere okudunuz arkadaşlar , burada yorum yapan veya yazı yazan arkadaşlardan ricam şu anayasa taslağını bir kere okusunlar. Bende okumadım ama bilgisayarımda var ve biraz biraz okumaya başladım.

Şimdi AK Parti Sivil bir taslak diyor diye hemen inanmayalım, inanalım belki ama genede garanti olsun bir kere okuyalım.

İyi günler
Şart
Yazan Savaş Aşık, Eylül 30, 2007
Evet. Sayın Barstuğan'ın tarih konusunda ve verdiği bilgiler doğrultusunda hakkını vermekle beraber eklemek istediğim şeyler de olacaktır. Biz nasıl oluyoruz da çok çabuk bir şekilde galeyana geliyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz yaşam tarzı bize çok mu stres veriyor ve çok çabuk değerlerimize bir anda son verebiliyor? Saygılarımla...
Asıl İhtiyacımız
Yazan Cuneyt Unal, Eylül 29, 2007
Sayın yazara hak vermekle birlikte şunu da söylemeden geçemeyeceğim...
Günümüzün ihtiyacı sivil anayasadır ama onun da etkisi kalıcı değildir...
Birbirimizi sevmeyi öğrenmek birbirimize katlanmayı öğrenmek asıl ihtiyacımızdır...
Dünya görüşü farklılığı bizi birbirimize düşman etmemelidir.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >