Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Irkçılığın Resmi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 

Irkçılık, bir milletin başka milletlere karşı nefret beslemesiyle oluşan kaos ortamıdır. Irkçılık bir milletin daima kanayan yarasıdır ve her zaman milletler için bir baş belasıdır. Ve milletler arasında maalesef en ayırıcı  etken olma özelliğine sahiptir. Kimi dinler sonucu oluşurken kimileri de kişi ve kurumların tutum ve  davranışlarından kaynaklanıyor. 
 
Dinlerden kaynaklanan ırkçılığın temeline bakarsak tarihi çok eskilere dayanıyor. Bu konuda özellikle Yahudiler  çok zulme uğramış ve aynı zamanda çok zulme uğratmışlardır. Ve Yahudilerin bu tutumu hala devam etmektedir.  Kendilerini üstün ırk olarak görmeleri, Yahudilerden başkalarını küçük görmeleri ile ilerleyen bir ırkçılık süreci. Bu uğurda bir çok peygamberler ve insanlar katledildi. Yahudilerdeki sadece Yahudilerin cennete gideceği ve diğer ırklar Yahudilere ancak köle olabilieceği ve diğer ırktan insanları öldürmenin ise cennet olduğu anlayışı kendilerine cesaret vermiş ve aşağı gördükleri herkesi yıkma eylemine girişmişlerdir.

Ancak gelin görün ki bu süreçler sadece Yahudilerde değil diğer dinlere sahip milletlerde de görülmekteydi. Hristiyanlık öz kimliğini kaybettikten sonra giderek Irkçılık propogandasına adapte olmaya başladı. Çoklu Tanrı inancını bir kenara iten Avrupa Hz. İsa (A.S)'nın getirdiği dini de kendilerine benzeterek giderek daha duygusal ve çıkarcı bir  din haline getirdiler. Buna bağlı olarak Hristiyanlığın içinde de sürekli olarak çatışmalar sürdü. Katolik - Ortodoks çatışması yüzyıllar boyu sürdü. Bu uğurda milyonlarca insan katledildi. Skolastik ve köhne bir düşünce anlayışı içinde olan Avrupa, zencileri aşağı ırk olarak görüyordu ve onlara karşı sürekli baskılı bir tutum sergiliyorlardı. Papalar kendi çıkarları doğrultusunda bütün Avrupa'yı kullanırken yine ezilen halk oluyordu.

İnsanlar arasındaki gelir farkı yavaş yavaş sınıf ayrımlarına da dönüşmeye başladı. Güçlü sürekli güçsüzü ezerken adalet " a " sı dahi ortalarda görülmüyordu. Cahil halkı kışkırtmak kolay olduğundan her alanda üstün olan Müslümanlara karşı da papa bu kozunu kullandı. Yapılan Haçlı Seferlerinin temelinde yatan Irkçılık gün geçtikçe daha da azgın hale gelmişti. Müslüman adı duydukları her yerde katliam yapmaya başladılar. Papa rahatlıkla sürebiliyordu halkı. Halkta salak misali her şeye inanıyordu. Ancak Avrupalıların asıl hedefi Türklerdi. Çünkü  ; Türklerden Avrupa Hun Devleti döneminden beri çekiniyorlar!
 , korkuy orlar ve kin besliyorlardı. Bu yüzden hiç bir zaman Türkleri sevmediler ve sürekli olarak Türklere karşı ırkçılık politikası sergilediler.
 
İnsanlar Haçlı Seferleri sonucunda Müslümanlardan öğrendikleriyle bir şeyler yapmaya başladılar. Müslüman bilim  adamlarının sürekli olarak Avrupa'ya bilimi taşıma çabaları yavaş yavaş sonuç vermiş ve insanlar uyanarak Papa'dan ve Hristiyanlıktan soğumaya başladılar. Ve son olarak da Fransız İhtilaliyle Papaların tahtlarına son verdiler. Son verdiler vermesine ama bu kez yeni bir ırkçılık politikası izlediler. Bu kez Avrupa kendi arasında birlik ediyordu ama Avrupalı olmayan ve aynı zamanda Beyaz olmayan herkese ırkçılık yapıyorlardı. Son yüzyıldaki 180 Milyon insanın ölümünün temelindeki neden de budur. Charles Darwin'in ortaya attığı " Evrim Teorisi " tam anlamıyla ırkçılığı tetikler nitelikteydi. Çünkü temelinde yatan düşünce Soylu beyaz Avrupalıların dışındakilerin evrimlerini tamamlayamadığı ve maymun olarak kaldığıdır. Ve bu fikire hemen ayak uyduranlar oldu. Winston Churchill, Adolf Hitler, Franz Joseph, Joseph Stalin, Mao, Vladimir Illyus Lenin, Benito Musollini gibi isimler  bu fikre hemen ayak uyduranlar oldu. Son yüzyılda artık Hristiyanlığın ırkçılığı değil Ateizmin ırkçılığı damgasını vurmuştu. Afrika'daki fakirliğin temel nedeni de Avrupalıların yarattığı ırkçılık politikasıdır. Öyle ki bu politikada kırşkırtmalar sonucu kabileleri birbirlerine düşürüyorlar ve bundan da nemalanıyorlardı. Orta Asya'da bazı Arap kabilelerini Osmanlı'ya karşı kışkırtıyorlardı. Hindistan'da da Hinduları Müslüman halka karşı kışkırtıyorlardı. Yüzyıllar boyunca kardeşlik duyguları içerisinde yaşayan milletleri birbirine kırdırıyorlardı. Bugün Filistin sorunu, Bosna Katliamı, Liberya'daki, Sudan'daki katliamlar, Ermenilerin Türklere karşı yaptıkları katliamların temel nedeni Avrupalıların geliştirdiği Irkçılık politikalarıdır.
 
Son yarım yüzyılda Irkçılıktan kurtulmaya çalışan Avrupa yine de bundan kurtulamıyor. Tabii bir kere yapıştı yakasına bırakır mı? Bugün bile siyah ırklara karşı ırkçılık sürüyor. Türklere ve Müslümanlara karşı sürdürülen ırkçılık ise alışkanlık haline geldi. Yüce din İslam'a olan hakaretler, ülkelerinde Türklere karşı uyguladıkları ambargolar bunlardan sadece birkaçı. AB ırkçılık konusunda ders vermeye çalışırken kendi içinde sınıfta kalıyordu. Bunun en basit örneği ise Bosna'da yaşanan katliamlarda oraya BM ordusu olarak giden Hollandalı askerlerin katil Sırp Komutanlar ve askerlerle birlikte içki içmeleri ve katledilen insanları seyretmeleri bu da yetmezmiş gibi onlara ülkelerinde madalya verilmesi ne kadar insani soru işareti. Komünizmin Avrupa'nın doğusunu içine aldığı zamanda Bulgarlar, Rumenler, Sırplar Müslümanlara ve Türklere karşı ırkçılık yapmaya başladılar ve onbinlerce insan mülteci kamplarında işkence gördü ve yavaş yavaş orada bulunan azınlık halk bulundukları ülkeleri terketmeye başladılar. Terör konusunda da kendi içlerinde birlik sağlamalarına karşın Türkiye'deki terör faaliyetlerine destek veren AB'nin ırkçılık konusunda ne kadar dirayetli olduğu belli. Bu nedenledir ki ırkçılık Avrupa'da hiç bir zaman bitmemiştir. Bu kafayla da bitecek gibi değil. 

Sadece ırkçılık Avrupa'da değil Asya'da da sürmekteydi. Çinlilerin ezelden beri süren Türk düşmanlığı Mao döneminde 3 Milyon Müslüman Türkmen'in katledilmesiyle doruk noktasına ulaştı. Ateist bir insan olan Mao'nun yaptığı katliam hiç bir şekilde Avrupa kamuoyu tarafında gün yüzüne çıkartılmak istenmedi. Nitekim Komünist Rusya'nın içinde barındırdığı Türklere karşı ırkçı politikası izlemeleri hatta ve hatta içinde bulunan Hristiyan halka işkence yapmaları onları aşağılamaları ise ırkçılığın boyutunu gözler önüne sermekteydi. Son olarak Afganistan'ı işgal etmeleri ve oradaki Müslüman halkı katletmeleri sonucu oradaki bilinçli Müslüman nüfusunu erittiler ve El - Kaide'nin oluşmasına zemin hazırladılar. Daha sonra El -Kaide Müslüman olmayan diğer ırklara ırkçılık yapmaya başladı. Avrupalılar bunu da El-Kaide'yi hiç bir şekilde desteklemeyen Müslüman devletlerin üzerine yığdılar.
 
İslam'da ırkçılığa yer yoktur. Siyah, beyaz, Türk, Ermeni herkes kardeştir ve bir bütündür. Allah-ü Teala (Aziz Celle) ırkları birbirlerini daha iyi tanısınlar diye yaratmıştır. Her insanın geldiği nokta tektir. O da Hz. Adem (A.S)'dır. Müslüman kimse hiç bir şekilde dili, dini, cinsi ne olursa olsun insanlar arasında ayrım yapmamayı emreder. Allah Kur'an'da;  
"Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa bile Allah için şahit olarak adaleti gözetin." (Nisa: 135) 
Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir Hadis Şeriflerinde Milliyetçilik konusunda şunları söylemiştir; 
"Milliyetçiliğe davet eden bizden değildir!.. Milliyetçilik için çarpışan bizden değildir!.. Ve milliyetçilik uğrunda ölen de bizden değildir..." (Ebu Davud)

"Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem de topraktandır." (Bezzar)
 
"Bütün insanlar Âdem ile Havva'nın çocuklarıdır... Allah kıyamet gününde soy ve neseplerinizden dolayı sizi sorguya çekmez. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Taberi)


Peygamber Efendimiz (S.A.V) Veda Haccında söylediği Veda Hutbesi'nde ise şunları söylemiştir;

"Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Dikkat ediniz. Hiç bir arabın arap olmayana, arap olmayanında araba, Hiçbir kızılderilinin, beyazın siyaha; siyahın da kızıl deriliye ve beyaza takvadan başka bir şeyle üstünlüğü yoktur.

Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."  (Beyhaki)
 
Peygamber Efendimiz (S.A.V) atalarıyla ve milletiyle övünen insanlara öfke yağdırarak şunları söylemiştir;
 
"Öyle milletler gelecek ki, ölmüş babaları ile övüneceklerdir. İşte onlar cehennemin kömürleridir. Ve onlar, Allah katında pisliği burnu ile yuvarlayan böceklerden daha basittir!.. Allah sizden cahiliyet devrinin övünmesini ve babalarla büyüklenmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki gruptur: ya muttaki mümin ya da perişan kafir!

Bütün insanlar Âdem'in çocuklarıdır. Âdem de topraktan yaratılmıştır." (Tirmizi, Beyhaki, Ebu Davud)


İslam Tarihi'ne de ırkçılık hiç bir şekilde yer edinememiştir. Emevilerin milliyetçilik propogandaları yine Müslümanlar tarafında bitirilmiştir. Türkler ise Avrupa'da yaydığı adalet ve insanlıkla İslam'ın büyüklüğünü yine göstermiştir. Rumenleri Katil Vlad Tepesh'ten kurtarması, Boşnakları Sırp zulmünden, Yahudileri İspanyol zulmünden, Rumları Ermenileri Bizans zulmünden, Fransızları Alman Baskısına karşı koruması İslam'ın ırkçılık konusunda ne kadar hassas olduğunu ortaya koymaktadır. Son dönemlerde gerçekleştirilmek istenen ırkçı politikalar ise yine Müslümanlar tarafında egale edilmekte ve ırkçılığa meydan verilmemeye çalışılmamaktadır. Bugün Avrupa'daki katliamların oluşması Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Zulme uğrayan insanların sadece Müslümanlardan yardım istemesi ise İslam'ın büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Allah bizi zalimlerden korusun ve onlardan biri etmesin...

Yorumlar (2)Add Comment
Teşekkür ederim
Yazan savasasik, Eylül 25, 2007
Bu güzel bilgiler için Zülfikar kardeşim çok teşekkür ederim. Saygılarımla...
Türkiye Kanunlarında Irkçılık
Yazan Zülfikar, Eylül 25, 2007
Türkiye'de anayasada geçen X. Kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince kanun önünde yasaklanmıştır.

Madde 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Bunun yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122.maddesi "Ayrımcılık" başlığı altında şu düzenlemeyi getirmiştir; "Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak; a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan hâllerden birine bağlayan, b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmiş bir hizmeti yapmayı reddeden, c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen, Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.”


Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >