|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Perşembe, 13 Eylül 2007 |
|
Sümeyye Songör Kül rengi küçük kuşun hikayesini anlatan ses aslında herşeyi anlatmamıştı/anlatamamıştı. Kül rengi küçük kuşun, beyaz mermer şehrin hiçbir yarayı kendi hacminden ibaret bir yara olarak taşımadığını öğrendiği gün, yalnız olmadığını anlamanın sevinciyle, kendi küçük bedeninin hacmini aşan yeni bir yaraya sahip olmanın verdiği büyük acı arasında nasıl da kıvrandığından bahsetmemişti/bahsedememişti mesela.Çünkü bilememişti ses, sevda nasıl sığar kelama.
Ve beyaz mermer şehir,o siyah, güzel gözlerini yummamış olsaydı kendi içine, hani varya o cümle, hiç söylemeyecek olsa bile, kül rengi küçük kuşun onu bekleyeceğini. Taht meydanının tam ortasına dayadığı minik başının, kanayan o yara üzerinden hiç ayrılmayacağını..Bir ömrü aşkın o yarayı, beyaz mermer şehrin o unutulmuş anadilini dinliyeceğini..Bekleyeceğini ve..Bunları hiç söylememişti ses. Ama demişti, hiçbir yarayı kendi hacminden ibaret bir yara olarak taşımazdı bu şehir. lakin unutmuştu, kül rengi küçük kuşun kalbi ne de olsa bir kuşcağızın kalbi kadardı.
|
belki tükenirdi hüzün.. tükenirdi ewet..
we tükenseydi.. tükenirdik belki.. tükenirdik ewet..
söylen(e)memiş cümleler beride dursun.. gitsin giden..
tufandan sonrasına söylenecek söz kalsın..
yüreğine sağlık..