| Anlamlı Bir Hayat |
|
|
| Yazar Filiz Konca | |
| Cumartesi, 08 Eylül 2007 | |
|
Hz. Mevlana mürşit kitap olan “Mesnevi”sinde şu hikayeye yer verir: "Bu adamların el¬lerinde bir mum olsaydı, filin nasıl bir şey olduğunu herkes görür¬dü de aralarındaki ihtilaf ortadan kalkardı. His gözü elin avucuna benzer. Avucun bütün fili elleyebilmesi imkansızdır.” (3/48) Bu hikaye için ehlullah şöyle der: “Yukarıdaki benzetme birçok yönden tefsire müsait. Bir kere bütün fil tarifleri hem doğru hem yanlış... Parça olarak doğru olan şey onun bütün sanılmasıyla yanlışa dönüyor. Fil benzetmesi bize herhangi bir konuda sabit fikirli olmamamız, bizden başkalarının da gerçeğin başka bir parçasıyla yüz yüze gelebilecekleri ihtimalini hatırda tutmamızı ihtar ediyor. Peki ama ahır karanlık olmasaydı ya da bir mumla aydınlatılsaydı gözümüzün gördüğü varlık, yani bütün o parçaların bir araya gelmesiyle oluşan şey acaba yine biza¬tihi filin kendisi olur muydu? İşte bu noktada Hz. Mevlânâ -bura¬da izahi yersiz olan- bilgi felsefesi ile ilgili bir probleme geçiyor ve duyu organlarıyla kavranan bilginin hiçbir zaman mutlak bilgi ola¬mayacağını belirtiyor: "Aslında bu baş gözü de bir nevi avuca benzer. Avucun bütün fili kuşatmasının imkansızlığı gibi göz de hakikati kuşatamaz." Peki ama duyu organlarının ve aklın verdiği bilgi mutlak değilse mutlak bilgi nerede ve bu bilgi hangi vasıtayla elde edilir? İşte burada sufilerin sıkça bahsettiği, kalbe ihsan olunan ilahi bir hediye olarak irfani bilgi devreye girmektedir. Bundan daha gerçek olanı ise vahye dayalı bilgilerdir.” İnsanoğlu Hak ve hakikatlere karşı duyarsız kalamaz. Doğruyu öğrenme, doğruyu yaşanması gerektiği gibi yaşama, hayatına, bütün davranışlarına hakim kılma gayretinde olmalıdır. Kalbin ve ruhun derece-i hayatına girmeli, insani latifelerin ve kabiliyetlerin inkişaf ettirilmesi yolunda çaba sarfetmelidir. Aksi takdirde Hak’tan uzaklaşılır, dalalete yakınlaşılır. Hz. Mevlana şöyle der: Temiz kişilerin toprağını öpmek; aşağılıkların taht ve bahçesine oturmaktan iyidir. Âleme tamah edersen, öte âlemi duyacak ne kulağın, ne de görecek gözün olur. Temiz şeyler temizlere aittir; pis şeyler de pislere.... kendine gel! Kim seni haktan hakikatten soğutursa bil ki, şeytan o adamın içindedir. Derisinin altında gizlenmiştir. Nefsiyle savaşmak alçak adamın işi olamaz. Eşeklere Misk sürüldüğünü gördün mü hiç? Kur’an’ın ayalkarına tutunanlar yüzüstü sürünmekten kurtulurlar. Kur’an’a köle olmak cihana sultan olmaktan iyidir. Sırtını hakikatlere dönen yüzünü ateşe döner. Anlamlı bir hayat için maddeden geçip mana alemine yolculuğa çıkmak gerekir. Elimize Kur’an hakikatlerini içeren bir kitap verilse, bizse o kitabı okuyacağımıza, kaç sayfa olduğuyla, kağıdın cinsiyle, cilt yapısıyla, rengiyle vs. ilgilenirsek anlamsız hareket etmiş oluruz. Oysa insanoğluna gereken bilgiler bu çeşit şeyler değil ruhunu, aklını, kalbini doyurmaya yönelik kitabın içindeki manalardır. Herhangi bir manası olmayan içeriklerle dolu kitaplar gerçekte bir işe yaramaz. Allah’sız anlam ve mana olmaz. Yaşamakta ölmekte boştur, gayesizdir. Hz. Mevlana mürşid kitap olan “Mesnevi” sinde şöyle bir hikaye anlatır: Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği için ... 2 |
| Diğer Yazıları |
| Rahmi Koç ve Sakal |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Saraydan Kaçanlar |
| Diğer Yazıları |
| Ağlak Adam |
| Diğer Yazıları |
| Roj TV Yasağı Derhal Kaldırılsın |
| Diğer Yazılar |