|
Yıllardır süregelen bir sorun olageldi Kürtler. Belki de bunları sorun şekline sokan bizlerdik. Ama ortada şöyle bir şey var ki o da Kürt sorununu çıkaranlar bizleriz. Çanakkale Savaşı'nda ve Kurtuluş Savaşı'nda Emperyalist güçlere karşı tek vücut olduğumuz Kürtler bugün neden bizlere karşı olsun ki? Cumhuriyet Dönemi Türk Tarihi'ne bakarsak aslında bunun cevabını çok açık bir şekilde göreceğiz. Özellikle ulusalcıların hüküm sürdüğü dönemlerde Kürtlere yapılan ayırımlar Kürtlerin Türklere karşı bir propoganga başlatmasına sebebiyet verdi. Halkın bazı (hatta çoğu) " En iyi Kürt ölü Kürt'tür " diye birtakım saçma cümleleri bu ayrımı körüklemiştir ve ortamıza bu Kürt Sorununu getirmiştir.
Bizlerin en büyük sorunlarından biri de " Ne Mutlu Türk'üm Diyene " sözüdür. Bu söz ilk dönemlerde kulağa hoş gelebiliyor. Ancak gün geçtikçe sancıları da artıyor. Kürtlerin anadilleriyle konuşma haklarının engellenmesi, onlara siyasi alanda ve kültürel alanlarda hakların tanınmaması zaten %90'ı cahil olan Kürt halkının başka rüzgarlara meze olacağı kaçınılmaz. Emperyalist Güçlerin ezelden beri cahil halkları kullanmaları alışılagelmiş bir tablo. Ve yine onla r ön plandaydı. ABD ve İngiltere'nin açık destekleri, AB'nin Kürtlerin örgüt kurma çabalarına verdiği destekler bir de üstüne bizlerin Mesut Barzani'ye gayrimenkul tahsis etmemiz artık Kürt Sorunu'nun boyutlarını iyice genişletmesine sebebiyet vermiştir. Eğer bugün Mesut Barzani horoz gibi ötüyorsa bunların en büyük sebebi bizlerin yaptıkları hatalardır. Son dönemlerde yapılan operasyonlar ise sözde Ulusalcıların PKK'ya yaptığı desteği açık bir şekilde ortaya koydu. Silah satımlarında Mafya ile arabuluculuk yapması, bürokratların PKK'ya hukuki alanlarda yardımı ibreyi dışa değil içe çevirmiştir. Bu yüzdendir ki Kürt Sorunu aslında bizizim ortaya attığımız korku filminden başka bir şey değildir. Korku Filmlerinden farkı ise birinin sadece film diğerinin ise gerçek olması. Bizim ne yapmamız lazım; Ne Mutlu Türk'üm Diyene sözüne açıklık getirmeliyiz. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti'ne katkılarını artırmak için onlara gerekli tüm hakları tanımalıyız. Unutmayalım ki; Ermeniler, Rumlar Emperyalist Güçlerle birlikte savaşırken Kürtler ise " Türkiye Cumhuriyeti " ni vatan bellemiş ve vargücüyle Türklerle birlikte savaşmıştır. Belki Ermenilere ya da Rumlara haklar tanınmayabilir ki bu son derece doğal bir şeydir. Ancak unutmayalım ki bu vatan Türklerin olduğu kadar Kürtlerinde. Bir Türk burada ne kadar hakka sahipse Kürtler de o kadar hakka sahip olmalı. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt geçen aylarda yapılan konferansta Barzani hakkında yaptığı konuşma ise bu sorunun temelini açığa çıkarmıştır. Son seçimlerde seçilen DTP'liler belki zarar getirdi diye düşünülebilir. Ancak sözkonusu haklardan yararlandıkları için kendi aralarında bölünmüşlük içerisindeler. Kürt Sorunu'na yaklaşım Askeri'den ziyade diplomatik olmalıdır. Artık bu zamanda zaferler askerle kazanılmıyor. Masa başında ne kadar güçlüysen o kadar başarılısın. Bizim bu yolla Kürt Sorunu'na çözüm bulmamız gerekiyor. Bu yazımı kısaca atasözüyle özetlemek gerekirse " Keskin sirke Küpüne zarardır. " atasözü son derece mantıklı olacaktır. Bizler mantığımızı konuşturmalıyız. Çünkü; karşımızdakiler bu vatanın kurulmasında önemli rol oynayan insanlardır...
|