Eylül Ö. BekmezciO kaçınılmaz ve sıradan yaşamın kahramanı… Hayatımızın vazgeçilmez unsuru;hayat onunla daha da renklenir, insanlar onunla öğünür, onu başkalarına anlatır, onu çok sever. Yaşamak onunla çok kolaydır. İster kısacık olsun, ister uzun; bütün ömrünüz boyunca, hiç fark etmeden, onu yatağınızın başucuna koyarsınız. Sabah kalkar onu görürsünüz, öğleden sonra ya da ikindide arada bir uğrarsınız, gece uyurken gene yanınızdadır.
Onu günde üç defa görürsünüz muhtemelen; ama her gördüğünüzde biraz daha işler içinize… O size hayatı anlatır. Kalbi sevgiyle tuştan çocuğun yoldaşıdır o. Kenarları çeşit çeşit çiçeklerle, otlarla, ağaçlarla, , taşlarla süslenmiş yoluna girer çocuğun. Kaçınılmaz ve sıradan yaşamın kahramanı o yolu çok beğenir; çünkü o yolda görmezden gelebileceği bir sürü güzellik vardır, ki bu tam ona göredir. İçi sevgiyle tutuşan çocuğun yolunun kenarı çeşit çeşit çiçeklerle işlenmiştir, ayakları bölük bölük yeşil serpişleştirilmiştir, hepsi rengârenk boyalarla boyanmıştır, yol aynı masallardaki bitmek tükenmek bilmeyen bir ışık yolu gibidir; sonunda hep mutluluk verici bir sürpriz vardır. Kaçınılmaz ve sıradan yaşamın kahramanının o yolda kusur bulacağı çok şey vardır: Çeşit çeşit çiçekleri beğenmez, yolun uzunluğundan yakınıp durur. O ışık yolu , ona bir ızdırap yolu gibi gelir. Hiçbirisini sevemez bir türlü. Üstüne üstlük bir de yoldaşını beğenmez. Kendi seçtiği yol arkadaşına kusur bulup durur. Sürekli yakınır. Bu kusur bulup yakınmalar önce küçük bir delikken gel zaman git zaman bir kara deliğe dönüşür. Büyür , koskocaman olur. Çevresindeki her şeyi kendine çeker. Daha bir delik olmadan, etrafı kasıp kavurmadan önce gitmesi gerekirken, gitmez ve etrafını silip süpürür. O kadar büyür ki evinde çocuğuna masal anlatan anne bile bu fırtınaya kapılır. Çocuk tek başına güçsüzdür. Ön tekerlik nereye giderse arka tekerlek de oraya gideceğine göre çocuğu da alır, götürür, içinde çeker koca kara delik. Ve bu hep böyle devam eder. O fırtınada saatler ve günler kaybolur, sonra aylar ve yıllar… En sonunda da çağlar… Kimse bundan kolay kolay kurtaramaz kendini. Bir kere başlamıştır o kaçınılmaz ve sıradan yaşam. Sevgiyi alıp sömürmüştür sevgi bahçelerimizden… Yollarımızdan… Geçilen yol geçilmiştir artık. Dar çevreli ,havasız, plastik kokulu, ukala kara deliğe bırakırlar kendilerini insanlar sürüyle… Kendi yollarını görmezler artık. Onların çiçekler işlenmiş ayaklarına yeşil serpilmiş yolları yoktur çünkü.
|