| Gölge Süvari 2 Altar'ın Yemini |
|
|
| Yazar Misafir Yazar | |
| Pazar, 02 Eylül 2007 | |
|
Uğur Keğaz Akşam güneşi batmak üzereydi ve kırların üstünde ürkek bir at uçarcasına kendisinden daha da korkmuş yolcusunu kaleye doğru
"BEN YAŞADIĞIM SÜRECE ÖLÜM FERMANLARI , GÜNAHKARLARIN KENDİ KANLARIYLA MÜHÜRLENECEK!!!" Sinirli bir şekilde kendisine getirilen bu parşömeni parçalara ayırdı... Bulunduğu odayı adeta koşarcasına bir yukarı bir aşşağı adımlıyordu... En yakın adamları ve mesajcı sükunet içinde onun yüzüne bakamadan bir söz söylemesini beklediler... Kısa ve gergin bir bekleyişten sonra stresli bir ses tonuyla konuştu : - Bu adam ya da şey her ne ise bulun onu... Bulun ve gördüğünüz yerde öldürün!!! Lejyoner kaptanları hareketli adımlarla odadan ayrıdılar... Kaptanlardan biri kapıdaki özel korumaya kesin ve tek cümlelik bir emir verdi... - Surlardaki okçuları iki katına çıkarın... Yalnız ve suskun bir şekilde odasında oturmaya başladı Sir Lucas... Daha dün kadar canlı ve taze bir savaşın sözleriydi az önce duydukları... Yanan insan bedenlerinin kokusu şu an bile burnundaydı sanki... Çığlıklar atarak ilerleyen piyadeler, şahin bakışlı okçu birlikleri ve o vakur ifadeli süvariler... Sanki az önce bu odadaydılar ve hepsi ölüme doğru adım adım gidiyorlardı... Tıpkı otuz yıl önce olduğu gibi... Kendisi de o günlerde bir okçu olan Sir Lucas; birliğinde nam salmış bir kaptandı... Keskin zekası ile çağın keşfini yapmış ve ülke ordusunun okçu birliğine yeni bir silah kazandırmıştı... "Yanan Ok"!... Binlerce okçu piyadenin ard arda atışlarıyla ortalığı adeta cehenneme çeviren Yanan Oklar!!!... Gözleri nefret ve garip - Lanet olası süvariler... Hiçbir zaman anlamayacaksınız!!! Uzaklarda bir yıldız aydınlık gökyüzünden sessiz çığlıklar atarak kayıyordu ve gecenin içindeki gölgeye değen bir ışık oldu ufuk çizgisinde... Diz çöktüğü yerde, elleri dudaklarında yumruk olup kenetlenmiş dua etmekteydi silüet... Yeryüzü ve gökyüzü bu bölgede birbirinin zıttı iki kardeş gibi durmaktaydılar... Apaydınlık ,yıldızlı ve harika bir gece...A ncak toprak, kül rengi ve sanki hala içten içe yanan bir kor gibi sıcak ve bir o kadar ölü görünüyordu... Kardeşlerinin bedenlerinin, onların isteği olmadan gömüldükleri, hatta yakıldıkları yerdeydi Gölge Süvari bu gece... Büyük savaşın bitirici darbesinin vurulduğu meşhur Hasat Tepesi'ndeydi... Her geldiğinde olduğu gibi bu kez de son cümleler boğazında yumruk olup gerisi geriye aktılar... Yeminler etti bir kez daha onların kanları ile sulanmış bu kül rengi topraklar üzerine...Bu defa son kez söylediğini düşündü tüm bu sözleri... Ve artık o da kardeşlerinin yanına gidecekti... Bir kaç vatansever tarafından savaş sonrasında yaptırılan bir "BİZLER HAZIRIZ KARDEŞİM... SEN DE HAZIR OL... BİR KEZ DAHA ÖLMEYE GELİYORUZ!!! Açık ve net bir mesaj vermişti Darkereon... Her ne kadar mistik gibi görünse de umut vadediyordu ve içinde bulunduğu durum intikamını umuduyla beslemesine sebep oluyordu... Gölge Süvari uzun yıllar sonra belki de ilk defa insani bir tepki verdi ve delicesine gülümsedi... Sonrasında geceyi duaları ve ateşten anılarıyla tamamladı... Ertesi sabah gün ışımadan Saklı Ahır'a gidecek ve tüm günü, geceyi bekleyerek geçirecekti... Gölge'nin eyerini eliyle kavrarken atına fısıldadı... "BİZ HAZIRIZ KARDEŞİM" Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İnsanlığın Geleceği İçin... 1 |
| Diğer Yazıları |
| Faizsiz Finans Caiz midir? |
| Diğer Yazıları |
| Alevi Kardeşlerimizi Uyandıralım |
| Diğer Yazıları |
| Sınav Koşusuna Dur De! |
| Diğer Yazıları |
| Bir Kupanın Öyküsü - 1 |
| Diğer Yazıları |
| Zorunlu Seçim |
| Diğer Yazıları |
| Sevdamızsın Ya Rasulallah |
| Diğer Yazılar |