|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Pazar, 02 Eylül 2007 |
|
Filiz Yıldırım Tanık olduğum bir sıkıntıyı, bir dramı anlatmak istiyorum size. Geçen gün bir yakınımı ziyarete devlet hastanelerinden birine gittim. Kapıyı açtığımda karşımdaki insanlar, hikayeler gerçekten bir tiyatro sahnesi niteliğindeydi. sahnedeki oyun gerçek bir dram. İlk olarak bahsetmek istediğim köylerinden İstabul’a göç etmiş 8 çocuklu bir aile, bir anne. O kadar kendinden habersiz ki yaşını bile bilmeyecek kadar. Yoksulluğa bu kadar mı vurdumduymaz olunur? Ve bir insan her şeye bütün yokluklara rağmen bu kadar mı içten şükreder Allah’a ve sahip olduklarına? Ve içimi en çok acıtan; içlerinden birisi “Bu kadar çocuğa nasıl bakabiliyorsunuz?” diye sorduğunda anlatıklarıydı. Her gün yemeklerinde pilav ekmek yediklerini ve bu sofraya birde turşu eklenince ne kadar mutlu olduklarını söylüyordu utanmadan olduğu gibi. Ben değil Allah baktı büyüttü çocuklarımı diyordu. Tabi bu başka yönlerden bakıldığında yani öznellikten uzaklaşıldığında ülkemizin en büyük problemlerinden birisi. Ülkemiz kendisini geliştirme çabaları içinde ve bunu birçok konuda başarma evresinde.
Fakat ülke dediğimiz devlet dediğimiz baştaki üç beş kişiyle sınırlı değil ki bu devleti oluşturan hepimiziz. Köyde tarlalarda uğraşan yaşlılarımızdan büyük iş adamlarımıza sokakta açlık savaşı veren çocuklarımıza kadar hepimiz ülkemizi tamamlayan harflerden biriyiz. Ve birçok sıkıntıdan kurtulmanın belki de yegane çözümü “BİLİNÇLENDİRMEK”. Bu yönde çabalar, adımlar biraz daha artarsa eminim sorunların yüzdesini de azalacaktır. Biraz önce belirttiğim gibi hepimiz ülkemizi tamamlayan harflerden biriyiz ve bu harflerden biri dahi bozuk olsa görüntü hiç de hoş olmayacaktır. Sokaklarda donma tehlikesi geçiren insanlarımızın, ailesiz büyüyen çocuklarımızın, psikolojik rahatsızlıklar taşıyan gençlerimizin en büyük sebebi cahiliyet, yanlış aile planlamaları değil mi? Ve dikkatimi çeken bir diğer kişi seksenlerinde yaşlı bir teyzeydi. Akli dengesini zaman zaman yitiriyor bazen de her şeyi hatırlayarak haline yakınıyor. Çocuklarından bahsediyor küçükken onlara yaptıklarından ördüğü kıyafetlerden aç kalıp onları doyurmasından. Oysa çocukları hastane yolunu hiç akıllarına getirmemişler bile. Takma dişlerinin kırıldığını söylüyordu yaşlı teyze ve bu yüzden yemek yiyemediğini ve çocuklarının bunu bildiği halde takmadıklarını. Gerçekten çok üzücü. Kadın bundan bahsederken düşündüm biraz bulunduğu yer neresi diye. Evet tedavi olduğu yer bir DEVLET hastanesi ve yaşlı teyzemiz dişleri bozuk olduğu için yemek yiyemiyor. Ben gördükleri mi anlattım.. Umarım anlatmak istediğimi anlamışsınızdır.
|