Genckalem.OrG | Türkiye'nin Özgür Geleceği için...

Sayı mı, İşlev mi? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Misafir Yazar   
Pazar, 02 Eylül 2007

Fatih Bekir

Cumhurbaşkanının yetkileri konusu cumhuriyet tarihinden bu yana hep tartışılagelmiştir. Bu süreç içerisinde cumhurbaşkanının yürütmedeki yetkilerinin giderek arttırılmış olduğu görülür.

Cumhurbaşkanının yetkileri günümüz siyasi arenasında da çoğu kez tartışılmış ve sonuç olarak bir kulvardan ısrarla yetkilerin az olduğu haykırılmış,diğer taraftan da parlementer sistem içinde cumhurbaşkanlığı makamı semboliktir; dolayısıyla bu yetkiler çok fazla diyen bir kesim olmuştur.

Şimdi biz burda günümüz siyasi arenasında olduğu gibi cumhurbaşkanın yetkisi az mı çok mu? Tartışması yapmayacağız.

Bilindiği üzere günümüz parlementer sistemi güçler ayrılığı ilkesine dayanmaktadır.Tabi bu ayrılık başkanlık sisteminde olduğu gibi birbirinden sert bir şekilde ayrılmamıştır.

Cumhurbaşkanının anayasamızda belirlenmiş yasama,yürütme ve yargıyla ilgili biçok karar verme yetkisi bulunmaktadır.
Benim burda üzerinde durmak istediğim cumhurbaşkanın belli başlı birkaç yetkisi.
Peki bu yetkiler hangileri?

1.Genelkurmay başkanının atanması.
2.Üniversite rektörlerinin atanması.
3.Anayasa mahkemesi başkanının atanması

İşte bu üç maddeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Dikkat edilecek olursa bu üç madde bir ülkenin temel taşları, olmazsa olmazlarıdır.
Bu üç maddeye bakınca gerçekten bazı insanların ne denli ileri görüşlü olduklarını anlıyorum. Sanki bu günleri görmüşler de ona göre bu yetkileri yüklemişler cumhurbaşkanına.

Bugün bir siyasi parti parlementoya 550 milletvekiliyle dahi gelse bir genelkurmayın yanında hiçtir. Diğer taraftan sen istersen tek başına iktidar ol, ana muhalefet partisi senin elini kolunu bağlaya bilir.
Nasıl mı?
Tabi ki anayasa mahkemesi yoluyla.(anayasa mahkemesine sadece ana muhalefet gidebilir)
Diğer taraftan içler acısı durumdaki üniversitelerimize bakalım. Özellikle bazı anadolu üniversitelerinin ismini herhangi bir bilimsel faaliyetle duymamız imkansızdır.Allah’tan ADD senede bir miting yapıyor da isimlerini duyuyoruz.

İşte burda yetkilerin adeti değil, içeriği ön plana çıkıyor. Bırakalım diğer yetkileri, cumhurbaşkanınız sadece bu üç yetkiye sahip olsun. Birde elinizde Sn.Sezer gibi bir cumhurbaşkanınız olsun. Ülkenizin siyasetini, yargısını, eğitimini  çözülmesi çok zor bir muamma haline getirmeniz işten bile değildir.

Düşünsenize bir, bizim başımıza ne geldiyse tarihimiz boyunca yapılan darbelerden gelmedi mi?

Demokrasi adı altına gizlenip verilen güdümlü kararlardan dolayı bu durumda değil miyiz?

En önemlisi de yıllardır eğitimsizliğimizin cezasını çekmiyor muyuz? Ülkemizde eğitim seviyesinin en yüksek olduğu söylenen üniversitemizin bile dünyada ilk beşyüze giremediği bir gerçektir. Tabi ki sen öğretim üyelerinin akademik kariyerini kendi dünya görüşüne göre -hem de yanlış bir görüşle- değerlendirip ona göre akademik kariyerine yön verirsen olacağı budur. Bu konuda içimde sürekli bir yara olarak kalan olayı size örnek olarak vermek istiyorum.

Bildiğiniz üzere ben Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Öğrencisi olduğum hocam yıllarca doçent olmak için uğraşmıştır. Fakat her seferinde sudan sebeplerden dolayı akdemik kariyeri ötelenmiştir. Bu durum hocamızın da iç dünyasında tarifi imkansız bir yıkım gerçekleştirmiş olacak ki, odasında hatta sınıfta bile bize defalarca içini dökmüştür.

Peki buna sebep nedir biliyor musunuz? Çünkü hocamızın yüzünde İslam’ın verdiği o nur öylesine belliydi ki, bunu görmemek imkansızdı. Karşısındaki insan da o yüzündeki İslam nurunu irtica maskesi olarak gördüğünden akademik kariyeri her seferinde ötelenmiştir.

Peki Allah aşkına böyle bir sistemin işlediği bir ülkede nasıl bilimsel faaliyet beklersiniz. Desenize zaten öyle bir beklentileri yok, sen git senede bir ADD mitingi için finalleri ertele yeter.

Asıl konumuzdan sapmadan ve lafıda fazla uzatmadan ben varmak istediğim yere varayım isterseniz.

Ülkemizde her yönden istikrarın yaşandığı bir dönemde askeriye çıkıp sen irticacısın deyip alaşağı yapabilir.
Anayasa mahkemesi demokrasi adı altında tamamen anti-demokratik kararlar verebilir.
Üniversitelerimizin rektörleri tamamen güdümlü olarak iş başına getirilebilir ve bu da doğrudan o üniversitede görev yapan hocalarımızı etkileyebilir.

İşte bu üç vaka da ülkemizin her yönden istikarsız bir tablo çizmesine yeter de artar bile.

Ülkemizde hal böyleyken de asıl tartışılması gereken cumhurbaşkanımızın yetkilerinin ne kadar olduğu değil  ne kadar işlevsel olduğudur.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote

busy
 
< Önceki   Sonraki >